__________________
yol buysa eğer söylencek söz olmaz.yorum olmaz.itaat olmalı ancak.o da bende yok desem.o nedenle hizmet etsem.benide alırmısınız içinize.keşke sormasam hiç soru sormasam.hiç bulanmasam.içimdeki acıyı çekip alan olur mu dersin.
Evet güzel fikir Siyer okurken evdeki büyüklerinize teklif edin "Birlikte okuyalım mı?" diye Ecriniz katlanacak böylece, gönüllerini de almış olacaksınız
Bu da kitapda çok güzel izah edilmiş, her vecheden
Burada bir zaman Suriyeli bir bayan konuşmasında "müşriklerdi" demişti!! Hemen itiraz etmiştim ben de..Ama fayda etmediBenim de çok ağırıma gitmişti, ondan sonra ne dediyse içime sinmedi, bir daha da gitmedim dinlemeye Allah ıslah etsin.
Okurken Dede AbdulMuttalib'i yeniden sevdim adeta Bazı konuları yüzeysel biliyormuşum meğer Vefatında içim sızladı 14 asır sonrasanki kendi Dedem vefat etmişti, beni bırakıp gidiyordu Öyle bir muhabbet hissettim O'na karşı
Dedesinin minderine sadece O otururdu
Bu da çok önemli..Dedesi kavminin lideriydi, karar makamındaydı. Sürekli toplantılara katılıyordu. Bunlar devletler arası ilişkilerin de görüşüldüğü ciddi toplantılardı..
İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, dedesiyle burda oturur, onları dinler ve ilerisi için kendiisne yol gösterecek stratejiler depolayarak, devlet erkanı konumunda hazırlardı kafasını ve yüreğini..Bir nev'i staj gibi
Demek ki "Çocuktur anlamaz" deyu çocuklarımıza seviyesiz davranmak, onların yarınlarına darbe vurmaktır!
Çocuklarımızı arada, bu tip toplantılara, ders-sohbet vb götürerek, bilgi-tecrübe sahibi olmalarını sağlamalıyız Aile meclislerinde onlara söz vermeli, fikirlerini sormalı, onore etmeliyiz Yemen Hükümdarı Seyf b. Zi Yezen ile olan muhavere de çok enteresan ve sırlı Uzun yazmayacağım bu konuda, isteyen-merak eden arama motorlarına yazdırıp okusun ya da kitaptan..
Ebu Talib'in emaneti teslim alışı;
Bu da muhakkak ki örnektir günümüz ailelerine..
Bazen böyle durumlar oluyor, ama kişiler öz kardeşlerinin çocuklarını sahiplenmeyi reddediyorlarVe bunlar da müslümanlar!!
Bakınız İSlam öncesi yaşanan örneğe..
Biz siyeri gözümüzle okuyoruz galiba..Ya da yaetleri, hadisleri..Uygulamadıktan sonra öğrendiklerimizin ne hükmü var?
Fatıma binti Esed Ebu Talib'in Eşi..Efendimiz aleyhisselam'ın "Annem" dediği Yengesi
O en Sevgili'nin, kendi elbisesini kefen yaparak, kabirde ünsiyet için bir miktar yanına uazanarak VEFASINI ispat etmesi, gözleri yaşartıyor Ya Habibi ya Resulallah
Koyun Gütmesi-Çobanlık
"Hiçbir peygamber yoktur ki koyun gütmemiş olsun" Buyurmuşlar..
Demek ki bu, şimdilerde küçümsenen vazife önemli aslında peygamberlik mesleği Bir nev'i liderlik, kollayıp-gözetme, strateji belirleme..Aynı zamanda Rabbe yaklaştıran yalnızlık..Dolu dolu kainatı tefekkür etme..
Yine burada bir vefa örneği görüyoruz; Efendimiz aleyhisselam o zaman 10 yaşında daha 10 yaşında bir çocuğun, "kaldığım eve yük olmayayım" diyerek, vazifeye ısrarla talip olması..Sorumluluk duygusu Ve okumaların sonu;
Masum-zararsız dahi olsa, Rabbi tarafından eğlenceden men edilmesi..
Göze- gönle bir şey girmemesi, şuur altına depo edilmesinin önlenmesi
Demek ki ebeveynler çok dikkatli olmalılar bu hususta, eğer çocuklarının geleğin inşasında vazife almasını istiyorlarsa..
Gerek ev içinde ve gerekse dışarıda dikkat edilmeli, konuşmalar, aile içi münasebetler, giyim-kuşam vb.vb
Büyük liderleri, yarına yön verecek kafa ve yürekleri yetiştirmede Rabbani ölçü
Baba, anne.. Ardından dede, amca, can tanesi oğlu, biricik eşi.. Tek tek gittiler hep..
O, “Ya Baki entel Baki”yi hissetti ve defasında “Dönüşler sanadır” deyip O kucağa sığındı..
Aynı zamanda;
Ümmetine her konuda olduğu gibi bu mes’elede de örnek oldu O en Sevgili..
Bak yetimsen ben de öyleyim.. Öksüzsen ben de öyleyim.. En yakınların vefat ettiyse ben de öyleyim, aynı acıyı yaşadım.. Eşini mi kaybettin? Ben de!.. Çocuğun mu vefat etti? Benim de!..
Her durumda örnek alınacak, içselleştirilecek tek örnekti O!
Sütanneye verilme mes’elesi mes’elesini hep düşünmüşümdür..2 yıl gibi koca bir zaman dilimi, çocuğun anneye en ihtiyacı olan dönemde, anne ve bebeğin ayrı olması..
Evet âdetmiş o toplumda bazı diğer sebeplerden ama, bir anne nasıl dayanıyordu yavrusunun ayrılığına o kadar uzun zaman İçim sızlar hep bu konuyu okuyunca..
Bunu ben de düşünmüşümdür.Şefkat anlayışları bizim anlayışımızdan farklı olmalı. Hz. Amine, O'nun sallalahu aleyhi ve sellem için en iyisi olduğuna inandığı için o hasrete dayanmış olmalı.Gelişmesi daha sağlıklı bir ortamda olacağı için annelik hislerini bastırmış olmalı. Bunu ben sabah namazına evladını kaldırmayı şefkat zanneden annelerin durumuna benzetiyorum. Hangisi gerçek manada şefkat acaba?
Sonra çocuk kimin sütünü içerse, ona benzermiş suret ve siret olarak..Bu, bir hadisde geçiyor..”Ahmak kadınlara çocuklarınızı emzirtmeyiniz” şeklinde idi galiba..
Bu konuda da kendi evlatlarına sütü yetmeyen süt annenin seçilmiş olduğu kanaatindeyim, Allah u Alem. Çünkü; her çaldığı kapı yüzüne kapandı ve o ilk çaldığı kapıya tekrar dönerek sütünün yetmeyeceği ve çocuğun yetim olması hasebiyle kendisine az bir miktar ödeneceği endişesi içinde Peygamber efendimizi almaya razı oldu.