| | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 199
Teşekkür etti: 897
Teşekkür aldı: 191 konuda 737 kere
|
mesutizm´isimli üyeden Alıntı Sıradaki sorular da benden 
Efendimiz yetim olarak doğmuş,henüz altı yaşındayken çok sevdiği annesini ebedi aleme uğurlamıştı. Sonra Yüce Allah, mübarek yüreğinden birer parça olan erkek çocuklarını hikmetinin gereği peş peşe sonsuzluk yurduna almıştı. Henüz dört yaşında iken vefat eden Kasım'ını kabre götürürken üzüntüsünden mübarek başını çevirerek baktığı ve "Ey Dağ! Başıma gelen,senin başına gelseydi dayanamaz yıkılırdın!" dediği dağ hangi dağdır?
İkinci soru: Ebter ne demektir? Ve Kur'an-ı Kerim'de bu konuyla ilgili ayette Peygamberimize nasıl hitap edilmiştir?
1.sorunun cevabını bilmiyorum..
2.sorunun cevabı;
ebter: soyu kesik demektir.
Hz. Peygamber (a.s) in oğlu Kasım ölünce, Âs b. Vâil: "Bırakın onu. O, soyu kesik bir adamdır.
Nesli yoktur. Öldüğünde adı sanı kesilecektir" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah Kevser Suresini indirdi ve her ne kadar çocukları olsa da, asıl soyu kesik olanın o kâfir olduğunu haber verdi. Çünkü o, Allah'ın rahmetinden mahrum edilmiştir. O ne zaman anılsa, lanetle anılacaktır. Ama Hz. Peygamber (a.s) böyle değildir. Çünkü onun adı kıyamete kadar anılacak; minare ve minberlerde Allah'ın adiyle beraber yücelecektir. Onun zamanında, kıya*mete kadar gelecek olan bütün mü'minler onun tâbileridir. O, mü'minlerin babası yerindedir. Allah'ın salât ve selâmı onun üzerine olsun. Bismillâhirrahmânirrahîm
1, 2, 3. (Yâ Muhammedi) Biz sana Kevser'i verdik. Onun için Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.
Konu kelimat tarafından (19.05.2008 Saat 20:44 ) değiştirilmiştir..
| 
19.05.2008, 20:41
| |
kelimat isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.559
Teşekkür etti: 6.124
Teşekkür aldı: 3.280 konuda 11.662 kere
| Kelimat
Araştırmanız ve cevabınız için teşekkür ederim.
Birinci sorunun cevabı ise "Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed (SAV)'in Hayatı - Salih Suruç - Timaş Yayınları - sayfa 336 )" da geçtiği üzere Kuaykıan dağı...
Ben de ilk kez burda duymuştum bu dağın ismini....
Mekke çok dağlık bir bölge olduğu için Mekke'yi çevreleyen dağlardan birisi olsa gerek.... | 
19.05.2008, 20:49
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | | Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.743
Teşekkür etti: 557
Teşekkür aldı: 1.634 konuda 5.462 kere
| Bismillah...
Mesutizm kardeşim, soru sormamışsınız. Unuttunuz zannedersek.
Bahira kimdir? Bahira'nın özelliği nedir? Bahira'yı heyecanlandıran olay nedir?
Vesselâm.... | 
20.05.2008, 11:42
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.743
Teşekkür etti: 557
Teşekkür aldı: 1.634 konuda 5.462 kere
|
Bismillah...
Sorduğumuz soruya, cevap verilmemiş. Cevabı biz yazalım:
Bahîrâ, ciddi bir din adamıydı. Küçük yaşından itibaren bu mesleğe atılmış oku
muş,mesleğine samimiyetle hizmet etmişti. Yıllar yılı bu Savmaa'ya (kiliseye iba
dethâneye kapanmış, gelen geçenlere nasihat etmiş, doğru olduğuna inandığı
yolu göstermişti.
Bahîrâ'nın Savmaa'sı Mekke-Şam yolu üzerinde olduğundan bilhassa yaz ayların
da buraya birçok kervan konar göçerdi.
Bahîrâ Savmaa'sının hemen yanında ağaçlığa konmayı âdet edinen kervanların
yanına gitmiş, onlarla konuşmuş fakat onlar kendisini ciddiyetle dinlemeye ya
naşmamışlar, taptıkları putların mânâsızlığını anlatmaya kalktığında ise suratları
nı asmışlardı. Birkaç defa bu yolda deneme yapan Bahîrâ onlardan yüz bulama
yınca artık gelen geçen kafilelerle ilgilenmez olmuştu. Aradan birkaç yılın geçme
si üzerine rahibin çıkıp kendilerine nasihatler yaptığı unutulmuş; zihinler gelip gi
denle ilgilenmeyen bir Bahîrâ'dan başkasını hatırlamaz olmuştu.
Yıllar böylece geçip gitmiş, ne gelenler Bahîrâ'yı görmek istemiş, ne Bahîrâ onlar
ın yanına çıkmıştı. Ancak oraya ağacın altına konanlar, Savmaa'nın yanındaki
kuyudan su almış, yine yollarına devam etmişlerdi.
Savmaa'sında önündeki İncil ile meşgul olan Bahîrâ, gelmekte olan bir kervan
gördü. Gördü ama ırtada bir garipliğin olduğu belliydi. Çünkü ufak tefek bir bu
lut, kervanla birlikte hareket etmekteydi.
Gözlerini sildi, tekrar baktı, yanıldığına ihtimâl vermiyordu.Biraz sonra yaklaşan
kervanağaç altında mola verdiği zaman bulut da orada, onların tepelerinde dur
du.
Hiç de şakaya gelmeyen bir durum karşısında bulunduğu muhakkaktı. Bir bulut,
yahut buluta benzeyen manevî bir şemsiyeydi. Kervanda değeri yüce bir kişinin
bulunduğuna artık şüphe etmiyordu. KAYNAK:Saadet Devrinden 1- Doğumundan Peygamberliğe
Özlenen Şafak- Prof. Dr. Ahmet Lütfi KAZANCI SAYFA:124-125
Bu durum karşısında Bahîrâ, kervandakileri şaşırtan nasıl bir davranış gösterdi?
Gördüğü manevî şemsiyenin altındaki kişiyle aralarında geçen konuşmayı anlatır
mısınız? Kervanı yolcu ederken, içinden neler geçti?
Konu Dilnihad tarafından (25.05.2008 Saat 22:15 ) değiştirilmiştir..
| 
25.05.2008, 13:43
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.559
Teşekkür etti: 6.124
Teşekkür aldı: 3.280 konuda 11.662 kere
|
Bahîra, Kâinatın Efendisi Peygamberimizin kulağına eğildi ve, "Bak delikanlı, Lat ve Uzza hakkı için sana soracağım şeylere cevap ver!"
Nur gözlerde bir tiksinti, bir nefret belirtisi: "Lat ve Uzza adına benden bir şey isteme. Vallahi, onlardan nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmem!"
Bahîra, önceki teklifinden vazgeçti: "O hâlde, Allah hakkı için, sana soracaklarıma cevap ver!"
Peygamber Efendimiz, "Sor," dedi, "istediğini sor!"
Sorduğu her soruya aldığı cevap, Bahîra'yı hayretler içinde bırakıyordu; çünkü, onun Son Peygamber hakkında bildiklerine aynen uyuyordu!
Son olarak, Kâinatın Efendisinin sırtına baktı ve Peygamberlik Mührünü gördü!
Artık Bahîra'da, seksiz şüphesiz kesin kanaat hasıl olmuştu: Bu genç, beklenen Son Peygamber idi!
Râhib Bahîra ile Ebû Tâlib Baş Başa
Râhib Bahîra, bu teşhisinden sonra, Efendimizin amcası Ebû Tâlib'in yanına vardı. Aralarında şu konuşma geçti:
"Bu çocuk senin neyin olur?" "Oğlumdur!"
"Hayır, o senin oğlun değil! Bu çocuğun babasının hayatta olmaması lâzım!"
"Evet, doğru söyledin; o benim öz oğlum değil, yeğenimdir."
"Peki, babasına ne oldu?"
"Annesi bu çocuğa hâmile iken vefat etti."
"Evet, doğru konuştun!"
Bahîra açısından artık her şey apaçık ve kesin idi.
Sonunda, Peygamberimizin amcasına şu tavsiyede bulunarak hakperestliğini gösterdi:
"Bu yeğenini hemen memleketine geri götür! Onu hasetçi Yahudilerden koru. Vallahi, Yahudiler, çocuğu görüp de, benim farkettiklerimi onlar da farkederlerse ona kötülükte bulunurlar. Çünkü, senin bu yeğenin, ileride büyük şân ve nâm kazanacaktır. Durma, onu hemen geri götür!'"35
Bu tavsiye üzerine Ebû Tâlib, mallarını orada satarak azîz yeğeniyle Mekke'ye geri döndü.96
Râhib Bahîra gibi, birçok Hıristiyan ve Yahudi âlimi, Resûli Ekrem Efendimizin sıfatlarını kitaplarında görmüşler ve, "Evet, kitaplarımızda Muhammedi Arabi'nin (s.a.v.) sıfatları yazılıdır." diyerek, hak bir itirafta bulunmuşlardır. Peygamberimiz Bedir savaşı öncesinde askerlerin saflarını kontrol ederken öne çıkan bir askere elindeki okun ucuyla dokunup safı düzeltmesini istemiştir...
Bu askerin Adı nedir? Ve sonrasında bu askerle aralarında ne gibi konuşma ve olaylar yaşanmıştır? | 
27.05.2008, 17:14
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | İki gülden biri
Üyelik tarihi: 12.12.2007
Mesajlar: 308
Teşekkür etti: 2.136
Teşekkür aldı: 302 konuda 1.506 kere
| mesutizm´isimli üyeden Alıntı Kelimat
Araştırmanız ve cevabınız için teşekkür ederim.
Birinci sorunun cevabı ise "Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed (SAV)'in Hayatı - Salih Suruç - Timaş Yayınları - sayfa 336 )" da geçtiği üzere Kuaykıan dağı...
Ben de ilk kez burda duymuştum bu dağın ismini....
Mekke çok dağlık bir bölge olduğu için Mekke'yi çevreleyen dağlardan birisi olsa gerek....
Bu dagin ismini ayin ikiye yarilmasi mucizesinde okumustum.
Hatirladigim kadariyla, ayin bir parcasi Ebu Kubeys dagi uzerine diger parcasi ise Kuaykian dagi uzerine gelmis ve ikindi vaktinden yatsi vaktine kadar bu durum oylece devam etmis.
Kaynak: Gencim Nereye? Ismail Cetin kuddise sirruh, Dilara Yayinlari
__________________ Gölgen görünse gözlere bin türlü fer gelir.
Zindan ışık saçar, çöle derya gelir.
Sen gülmeyince gülleri açmaz baharımın,
Sen gelmeyince ruha ölümden haber gelir.
Konu garib_yolcu tarafından (27.05.2008 Saat 17:42 ) değiştirilmiştir..
| 
27.05.2008, 17:35
| |
garib_yolcu isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.743
Teşekkür etti: 557
Teşekkür aldı: 1.634 konuda 5.462 kere
| Bismillah...
Kalp kalbe karşıymış. İçimden geçmişti, meâl yazdıktan sonra, Siyer okumaları
için sorduğum soruya cevap vereyim. Mesutizm kardeşim, Allah razı olsun.
Garip-yolcu kardeşim, senden de Allah razı olsun. Bu konu sizlerin vesilesi ile
güncellenmiş. Cevap veren, bir de soru soruyor. Haydi bir sorun varsa, soruver.
Cevabı araştıralım ve yazalım.
Hayırlı Akşamlar.... Allah'a Emanet Olun. | 
27.05.2008, 17:50
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.559
Teşekkür etti: 6.124
Teşekkür aldı: 3.280 konuda 11.662 kere
| mesutizm´isimli üyeden Alıntı Peygamberimiz Bedir savaşı öncesinde askerlerin saflarını kontrol ederken öne çıkan bir askere elindeki okun ucuyla dokunup safı düzeltmesini istemiştir...
Bu askerin Adı nedir? Ve sonrasında bu askerle aralarında ne gibi konuşma ve olaylar yaşanmıştır?
| 
27.05.2008, 17:55
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | İki gülden biri
Üyelik tarihi: 12.12.2007
Mesajlar: 308
Teşekkür etti: 2.136
Teşekkür aldı: 302 konuda 1.506 kere
| Dilnihad´isimli üyeden Alıntı Bismillah...
Kalp kalbe karşıymış. İçimden geçmişti, meâl yazdıktan sonra, Siyer okumaları
için sorduğum soruya cevap vereyim. Mesutizm kardeşim, Allah razı olsun.
Garip-yolcu kardeşim, senden de Allah razı olsun. Bu konu sizlerin vesilesi ile
güncellenmiş. Cevap veren, bir de soru soruyor. Haydi bir sorun varsa, soruver.
Cevabı araştıralım ve yazalım.
Hayırlı Akşamlar.... Allah'a Emanet Olun. Allah razi olsun kardes. Aklima soyle bir soru geldi fakat mesutizm hocamizin sorusu henuz daha cevaplanmamis durumda. Neyse ikisini beraber cevaplarsiniz.
Hz. Aise (radiyallahu teala anha) validemiz Rasulullah'in (sallallahu aleyhi vesellem) hanimlarindan birisi icin
"ben onun kadar kavmine daha hayirli bir kadin gormedim" demistir.
Bu validemiz kimdir ve bu sozun soylenmesinin sebebi nedir?
__________________ Gölgen görünse gözlere bin türlü fer gelir.
Zindan ışık saçar, çöle derya gelir.
Sen gülmeyince gülleri açmaz baharımın,
Sen gelmeyince ruha ölümden haber gelir. | 
27.05.2008, 18:01
| |
garib_yolcu isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.743
Teşekkür etti: 557
Teşekkür aldı: 1.634 konuda 5.462 kere
| Bismillah...
Kusura bakma Mesutizm. Garip-yolcu'nun soruyu cevapladığını zannettim.
İnşaallah yarın senin ve Garip-yolcu'nun sorusuna cevap arayım.
Hayırlı Geceler... | 
27.05.2008, 23:44
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:53 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |