| | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 192
Yarışma Puanı: 330 Teşekkür etti: 874
Teşekkür aldı: 185 konuda 703 kere
|
mesutizm´isimli üyeden Alıntı Peygamberimiz Bedir savaşı öncesinde askerlerin saflarını kontrol ederken öne çıkan bir askere elindeki okun ucuyla dokunup safı düzeltmesini istemiştir...
Bu askerin Adı nedir? Ve sonrasında bu askerle aralarında ne gibi konuşma ve olaylar yaşanmıştır? Sevad b. Muzeyye dir.
Allah’ın Rasûlü, Bedir günü ashabın saflarını düzeltirken elinde bir ok vardı. Onunla askerleri aynı hizaya getiriyordu. Sevad b. Muzeyye’nin yanından geçtiğinde baktı ki saftan dışarıya çıkmıştır. Elindeki ok ile onun karnına, safa girmesi için, dürterek
“Ey Sevad! Safı düzelt” dedi. O da
“Ey Allah’ın Rasûlü! Beni incittin. Halbuki Allah seni hak ve adaletle göndermiştir. Öyleyse benimde sana aynısını yapmama izin vermelisin”
Bunun üzerine Hz. Peygamber karnını açarak
“Gel, benden kısasını al” buyurdu. O da Rasûlullah’ın karnını öptü. Bunun üzerine Hz. Peygamber
“Ey Sevad! Neden böyle yaptın?” dedi. Sevad
“Ey Allah’ın Rasûlü! Görüyorsunuz ki savaşa hazırlanmış bulunuyoruz. İstedim ki, benim en son ânım, Sen'inle olan ân olsun.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona hayırla dua etti. | 
28.05.2008, 09:06
| |
kelimat isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 192
Yarışma Puanı: 330 Teşekkür etti: 874
Teşekkür aldı: 185 konuda 703 kere
|
garib_yolcu´isimli üyeden Alıntı Allah razi olsun kardes. Aklima soyle bir soru geldi fakat mesutizm hocamizin sorusu henuz daha cevaplanmamis durumda. Neyse ikisini beraber cevaplarsiniz.
Hz. Aise (radiyallahu teala anha) validemiz Rasulullah'in (sallallahu aleyhi vesellem) hanimlarindan birisi icin
"ben onun kadar kavmine daha hayirli bir kadin gormedim" demistir.
Bu validemiz kimdir ve bu sozun soylenmesinin sebebi nedir?
Hz. Cüveyriye -radıyallahu anha- için söylemiştir.
Beni Mustalik Kabilesinin müslümanlara karşı hazırlandığını haber alan Resullullah efendimiz onlara baskın yapmıştır ve Beni Mustalik askerlerini esir almışlardır alınan esirler arasında kabilenin resinin kızı Berre'de (daha sonra Resulullah efendimiz adını Cüveyriye olarak değiştirir)vardır.
Hz. Cüveyriye esir taksiminde sahabeden bir kişinin ve amcasının payına düşmüştür.Para karşılığı serbest bırakılmak için anlaşma yapar.
parası olmadığı için Resullullah efendimizden yardım ister. Resullulah efendimizde "Bundan daha hayırlısını ister misin ?" diye sorar. Hz.Cüveyriye "Bundan daha hayırlısı nedir ?"
Resullulah efendimiz, "akdini öder seninle evlenirim." buyurur.
Cüveyriye validemizde teklifi sevinerek kabul eder.
Halkda Peygamberin Cüveyriye validemizle evlendiğini duyunca, esirleri -peygamberimizin kayınları olduğu için- serbest bırakırlar.
Hazreti Aişe validemiz ;
"Halk Hz. Peygamber’in Cüveyriye binti Hârise ile evlendiğini işittiklerinde
“Müstalikoğulları kabilesi Hz. Peygamber’in kayınları oldular” diyerek ellerindeki bütün esirleri serbest bıraktılar.
Bu evlilik sayesinde Müstalikoğulları kabilesinden yüz hane halkı azat edildi.Ben kavmine hayırlı ve faydalı olmak hususunda ondan (Cüveyriye’den) daha büyük bir kadın tanımıyorum.” demiştir.
Konu kelimat tarafından (28.05.2008 Saat 09:28 ) değiştirilmiştir..
| 
28.05.2008, 09:24
| |
kelimat isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 192
Yarışma Puanı: 330 Teşekkür etti: 874
Teşekkür aldı: 185 konuda 703 kere
| Allah Rasulu -sallallahu aleyhi ve sellem- Uhud savaşıda çarpışmanın iyice kızıştığı bir sırada üzerinde ; "Korkaklıkta âr ve zillet, ileri atılmakta şeref ve izzet vardır." yazılı kılıcını göstererek : "Bunu benden kim alır?" diye sordu.
Bu kılıcı almaya kim cesaret etmiştir ve sonrasında olaylar nasıl gelişmiştir ? | 
28.05.2008, 09:37
| |
kelimat isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
| | | Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.629
Yarışma Puanı: 870 Teşekkür etti: 497
Teşekkür aldı: 1.483 konuda 4.828 kere
|
kelimat´isimli üyeden Alıntı Allah Rasulu -sallallahu aleyhi ve sellem- Uhud savaşıda çarpışmanın iyice kızıştığı bir sırada üzerinde ; "Korkaklıkta âr ve zillet, ileri atılmakta şeref ve izzet vardır." yazılı kılıcını göstererek : "Bunu benden kim alır?" diye sordu.
Bu kılıcı almaya kim cesaret etmiştir ve sonrasında olaylar nasıl gelişmiştir ? Bismillâhirrahmânirrâhîm Asıl adı Sammak. EBU DÜCANE(R.A)
Tarihçiler onun şu mısrasını nakletmişlerdir
"Ben, sevgili peygamber ile ahde girmiş bir kimseyim,
Hurma korulukları yakınında tepenin eteğinde olduğumuz zaman..
Uhud savaşında Rasûlullah, üzerinde "korkaklıkta utanç, ileri gitmekte şeref var,
kişi korkaklıkla kaderden kurtulamaz" yazılı bir kılıcı eline alarak, "bu kılıcın hak
kını kim verir?" diye sormuş, Bu sahabe efendimiz de kılıcı alarak savaşmıştır.
Başını kırmızı bir sargı ile saran sahabemiz, düşman saflarını yararak Ebû
Süfyan'ın karısı Hind'in yanına kadar ulaşıp, onu yalnız başına yakalamış fakat
"Rasûlullah'ın kılıcı ile yalnız bir kadının başını kesmek bana lâyık değildir" diye
tekrar geriye dönmüştür.
Savaşın kızıştığı ve Rasûlullah'ın öldürüldüğü söylentileri çıkarılarak müslüman
ordusunun moralinin bozulduğu sırada Rasûlullah'ın çevresini, Ebû Bekir, Ömer,
Ali, Abdurrahman, Sa'd, Zübeyr, Talha, Ebû Ubeyde ve bu sahabe efendimiz
kuşatmışlardı. Bu sahabe efendimiz , Rasûlullah (s.a.s.)'in üzerine kapanarak
düşman oklarına ve taşlarına karşı kendisini siper etmiş, yaralanmıştır.
Müşriklerden Asım ve Ma'bed'i öldüren odur.
Hz. Peygamber hicretin birinci yılında Muhâcirler ile Ensâr arasında "kardeşlik"
tesis ettiğinde, bu sahabe efendimiz de Muhâcirlerden Utbe b. Gazvan ile
kardeşlik oluşturmuştur. Bu sahabe efendimiz, Ensâr'ın ve İslâm askerlerinin en
cesur savaşçılarındandır.
O konunu geçtiği kitap, ben de olmadığı için, Acizane.com'da Uhud Savaşı
diye arattım. ''Sahabeleri Kim Önce Tanıyacak?'' konusunda kendisi hakkında
bilgi verilerek sorulmuş. O konunu 4. sayfasında; Nazlı çicek sormuş. Sadien
kardeşimiz cevaplamış.
Sorumu Sorayım: Hak din uğrunda, arayış içinde olan dört kişi kimlerdi? Bu kişi
lere ne oldu?
Hayırlı Günler... Allah'a Emanet Olun... | 
01.06.2008, 14:43
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | | ...
Üyelik tarihi: 17.02.2008
Mesajlar: 50
Teşekkür etti: 340
Teşekkür aldı: 48 konuda 257 kere
|
Hazreti Peygamberin “sabrı” hayatında çok dikkatimi çeken bir yönü. Ama sadece dikkatimi çekiyor maalesef hayatıma geçiremiyorum.
Onca işkenceye karşılık onca sıkıntıya ve onca musibete karşılık davasından vazgeçmeyen bir Kul ve Resul. Savunduğu ve inandığı, doğru bildiği şeyden vazgeçmesi isteniyor. Karşılık olarak para, mal, mülk, mevkii, kadın… Bir insanın kolay kolay geri çeviremeyeceği her şey sofrada hazır. Ama O’nun inandıkları uğruna verdiği, tarihi bir cevap; Bir elime güneşi bir elime ayı verseniz de vazgeçmem davamdan!
Annesiz babasız büyüyor. Sevdiğini, ona büyük destek olan eşini kaybediyor. Ve bir başka destek amcasını kaybediyor. Aç kalıyor. Ve O bunca şeye rağmen ibadetlerini aksatmıyor. Allah’ım neden bunca sıkıntı demiyor. İsyan asla yok. Allah’tan uzaklaşmıyor. Sabır ve sebat var hayatının merkezinde, dua var…
Ve yurdundan sürülüyor. Tabi ki sabırla beraber alternatiflerde arıyor sıkıntıyı aşmak için. Yani sadece oturup sabredin demiyor. evet bir zorluk var. Ama o zorluğu aşmak içinde bir yol var muhakkak, yalnız değil, biliyor. Bilmekten öte yaşıyor bunu. Ve çözümler aranıyor her sıkıntıyla beraber. Her sınanmada bir çözüm var. Ama doğru bildiğinden vazgeçmek yok. Geri adım atmak yok. İbadetlerine devam ederek, dua ederek, Allah’la irtibatı koparmadan yoluna devam ediyor.
Son zamanlarda aklıma sık sık gelen bir sure, ve bir ayet; her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Muhakkak her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. İşte Yaşayan Kuran Resulullah a.s.’ın hayatında okuyorum inşirah suresini.ve tabi daha yazılası bir çok örnekve olay var Resulullah’ın hayatında.
Sizler soru cevap olarak devam ediyordunuz ama ben şuan aklıma bunlar geldi ve yazmak istedim. Benimde birkaç kelamım olsun istedim.İnşallah konuyu dağıtmamışımdır.
Sebat edemeyen sabırsız biri olarak Resulullah a.s'ın hayatından bir nokta kadar da olsa nasiplenirim inş.
Dua… Dua… Dua… | 
30.06.2008, 23:54
| |
Mukarrebun isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.571
Yarışma Puanı: 1810 Teşekkür etti: 6.063
Teşekkür aldı: 3.260 konuda 11.391 kere
| Güncelleyelim konumuzu | 
01.07.2008, 14:39
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | ADMİN (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.352
Yarışma Puanı: 520 Teşekkür etti: 26.615
Teşekkür aldı: 11.690 konuda 41.071 kere
| 1. Cilt bitti ama gerisi yok maalesef..
Artık paylaşımlarınızı okuyacağım | 
02.07.2008, 02:05
| | | ADMİN (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.352
Yarışma Puanı: 520 Teşekkür etti: 26.615
Teşekkür aldı: 11.690 konuda 41.071 kere
| Kendi yazdıklarımı topladım ki kolay okunsun-bulunsun diye;) İlk dikkatimi çeken husus "AHMED" isminin Arş-ı Âla'da yazılı olması ve Rabbimiz'in Âdem aleyhisselam'a; "O olmasaydı seni yaratmazdım" demesi..
SubhanAllah!
Kainat ve içindekiler, O'nun yüzü suyu hürmetine yaratıldı. Herkes O'na medyun peşinen..
Bu derinlikte,
O'ndan yüz çevirenlerin, inkar edenlerin, alay edenlerin vs.vs akla gelivermesi, insanın tüylerini diken diken ediyor gerçekten.
Ve..
O'nu hak bilip te, O'na benzemeyenler..
Bunlar da insanın içini acıtıyor..
Bile isteye ihanet.
Malum bilince mes'uldür insan, bildiklerinin uygulayıcısı olmamaktan..
Sallallahu aleyhi ve sellem
İkinci husus; İbn-i Hişam Sîre kaynaklı, Taberi'den nakledilen; "Ben babam İbrahim'in duasıyım" 
Hani Bakara Suresi 129. Ayette geçiyor ya; "Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm." Burdan kendimce çıkarımla; Anne-babalar olarak daha evlenmeden bile, salih nesil için, sürekli dua edilmesinin gerekliliği.
Bir de şu noktayı düşündüm bu kısmı okurken;
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem İbrahim aleyhisselam ve Hâcer Validemiz'in oğulları İsmail aleyhisselam'dan geliyor..
İbrahim aleyhisselam'ın diğer oğlu-Sâre Validemiz- İshak'tan da, Yahudiler gelmiş..
Her iki Validemiz'in tabiatlarını karşılaştırdım da şöyle içimde, öylece düşündüm biraz..Gelen din ve nesilleri, çocukların iç yapılarını, annelerinden aldıkları özellikleri vb..
Anne önemli ve herşeyiyle çocuğa sirayet ediyor; Sadece o yaşlarında değil, tüm ömrüne işliyor tel tel, annenin herşeyi..
Yanlış yapmaktan Allah'a sığınırım..Akla geliveren bir düşünceydi belirteyim. Sallallahu aleyhi ve sellem Üçüncü Husus;
SubhanAllah her konu dikkat çekici aslında almaya hazır bir yürekle okuyan için.. Adak adama.. Ahde sadık kalma.. O kur'a mes'elesi, ve bu olaydan sonra insan diyetinin aynen 100 deve olarak muhafaza edilmesi, değiştirilmemesi.. Alnında parlayan NUR Hz. Âmine ile evlenmesindeki sırlı olaylar
Yine en dikkat çekicilerden; Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in babasının iffeti
Abdûlmuttâlib de sevgili oğluyla birlikte şehre geliyordu. Kabe'nin yanından geçerlerken, babasından bir hayli geride kalmış Abdullah'ın karşısına bir kadın dikildi.
Bu kadın, Abdullah'ın dillere destan güzelliğine hayranlardan biri olan, Varaka b. Nevfel'in kız kardeşi Rukiyye idi.
O da, kardeşi Varaka gibi eski mukaddes kitapları okumuş, o kitaplarda âhirzamanda gelecek peygamberin sıfatlarını görmüş ve öğrenmişti.
İç âleminde, Abdullah'ın yüzünde, o âna kadar hiç kimsede görmediği müstesna parlaklıkla karşı karşıya kalınca, bu sıfatlarla münâsebet kurdu.
Bu şerefi başkasına kaptırmamak için de, âdeta güzelliğini ve iffetini unutarak Abdullah'ın yanına yaklaştı ve fısıldadı: "Delikanlı, biraz dursana!"
Abdullah durdu.
Kadın, "Nereye gidiyorsun?" diye sordu.
Yüzünde parlayan nurun masumiyeti içinde Abdullah; "Babamla gidiyoruz." diye cevap verdi.
Kadın, bu masum cevap üzerinde pek durmadı ve asıl maksadını açıkladı. "Abdullah" dedi, "benimle şimdi evlenir misin?" Abdullah'ın yüzü bir anda kıpkırmızı kesildi. Masumiyetini yırtmak isteyen bu teklife pek aldırmadı ve yoluna devam etmek istedi.
Fakat, Rukiyye, ona sahip olmak istiyordu.
Arzusunu bir başka teklifle câzib hâle getirdi: "Eğer" dedi, "benimle evlenmeyi kabul edersen, senin için kurban edilen develer kadar develerim var, onların hepsini sana vereyim!" Abdullah, bu câzib teklife de iltifat etmedi ve iffetini sergileyen şu cevabı verdi: "Haram öyle acıdır ki, ölüm acısı onun yanında çok hafif kalır; Helâl ise çok tatlıdır. Ey kadın, sen git, açıkça helâlinden ara! Şeref ve iffet sahibi olanlar, namuslarını ve dinlerini titizlikle korurlar. Onlar, namussuzluk demek olan bir işe nasıl teşebbüs ve cesaret edebilirler?"
Bu asil cevabından sonra da, güzel Rukiyye'nin hüzün ve hayranlığı birleştiren bakışları önünde yoluna devam etti.
Günler sonra, evlenmiş bulunan Abdullah, aynı kadınla Mekke sokaklarında bir kere daha karşılaştı.
Aynı Rukiyye, ona karşı en ufak bir arzu ve hasret belirtisi göstermedi; bilâkis, hissiz ve bakışları, hayranlık şöyle dursun, çok donuktu.
Abdullah sebebini sordu: "Ne oldu sana?.. Hâlin değişmiş!"
Rukiyye, "O gün, alnında esrarlı bir nur parlıyordu. O nur karşısında kendimden geçtim. Ama şimdi onu göremiyorum!" diye cevap verdi.
Evet, Abdullah'ın alnında parlayan nur artık yoktu.Çünkü, Kâinatın Efendisine hâmile olan, annelerin en büyüğü Hz. Âmine'ye intikal etmişti.
Aslında, Abdullah'a hayran ve meftun olan sâdece bu kadın değildi.
Kötü ahlâktan uzak, tertemiz ve en güzel haslet ve faziletlerle bezenmiş bu delikanlıya bütün Kureyş kızlarının gözleri çevrilmişti!
Ama, yüzündeki parlaklığın sırrına akıl erdiremeden; Hak Teâla'nın ona âhir zaman peygamberinin babası olmak gibi şereflerin en büyüğünü mukadder kıldığının hikmetini idrak edemeden!..
Sallallahu aleyhi ve sellem Aldığım Notlardan Bir kısmı, devamı yarın inşaAllah Fil Vak'ası Fil Vak’ası’ndan 50 veya 55 gece sonra doğmuş Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Peygamberlik gelinceye kadar bir 40 yıl eklersek; Demek ki O ilan ettiğinde hala Fil Vak’asına şahid olanlar yaşıyordu o toplumda..Ve Fil Suresi’ne mesela hiç itiraz gelmedi bu meyanda..Bu da, O’nun hak olduğuna bir delildir. Sütanneye Verilişi Sütanneye verilme mes’elesi mes’elesini hep düşünmüşümdür..2 yıl gibi koca bir zaman dilimi, çocuğun anneye en ihtiyacı olan dönemde, anne ve bebeğin ayrı olması.. Evet âdetmiş o toplumda bazı diğer sebeplerden ama, bir anne nasıl dayanıyordu yavrusunun ayrılığına o kadar uzun zaman İçim sızlar hep bu konuyu okuyunca.. Sonra çocuk kimin sütünü içerse, ona benzermiş suret ve siret olarak..Bu, bir hadisde geçiyor..”Ahmak kadınlara çocuklarınızı emzirtmeyiniz” şeklinde idi galiba.. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuşlar sonradan bu konuda; “Ben, aranızda en halis Arabım. Çünkü Kureyşliyim aynı zamanda Benî Sa’d b. Bekr yanında süt emdim ve lisanım da onların lisanıdır” O’nun Sütannesi’ne ve süt kardeşlerine gösterdiği VEFA örnekleri kayda değer O'nunla Bereketlenmesi Alemin O’nunla alemin bereketlenmesi ve salavat hakkındaki hadisi dikkat çekici bu bağlamda Hani var ya hadiste “Kim O’na salavat getirirse Rabbi 10 rahmet eder” Buradan açar, düşünürsek; O zaman öyleydi, alem O’nunla bereketleniyordu.. Demek ki şimdi de eğer biz O’nunla olursak, O, manada ve maddede bizlerle olacak.. Hem ötelere adres bırakmış olacağız, hem de O’nunla olduğumuzda rahmet, bereket, yağmur bulutları saracak her yanımızı.. Hatta bu bağlamda bir ayet de var; “Sen onların arasındayken Allah onlara azab etmez ve gene onlar istiğfara devam ettikçe Allah onlara azab etmez.” Demek ki O BİZDE ise, aynen üstteki rahmet mevzuunda olduğu gibi Allah azab etmeyecek..Kalbinde O olana ne burada ne de ötelerde korku yok.. Ulvî Vazifeye Hazırlanması Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in ulvi vazifeye hazırlanması yolunda, Efendimiz’in de çoğunu idrak ettiği Rabbim işaretleri.. Bulut, bolluk-bereket, yağmur, rüyalar.. Demek ki Rabbani bir metodtur bu! Büyük bir işe birisi hazırlanırken, tedrici olarak onu yüklemek çeşitli vesilelerle.. Çocuk terbiyesinde ve ileriye dönük adam yetiştirmede alınacak ölçü! Hz. Âmine’nin ileri görüşlülüğü ve vefası. Çok dikkat çekici.. İlla ki oğlunu, babasının akrabalarıyla tanıştırmak istemesi Bu çok önemli ve ilginç bir noktadır, buraya terkiz edilmeli Zarif Annemizin ileri görüşlülüğü ve asırlara mesajına; Günümüzde bazı anneler görüyoruz, eşinin ailesine hiç önem vermez, hatta sürekli kötüleyerek ya da bir takım hareketlerle onları sevmediğini çocuklarına hissettirir.. Çocuklar da tabii ki babalarının ehline gitmek istemez ya da ne bileyim ileride de sürecek soğukluğun temelleri atılır yüreklerinde.. Ne yazık.. Halbuki bu insancıkların isimleri müslümandır..Hz. Amine’nin mesajının kavranması umutlarıyla.. Anne- babalarının erken vefatları, kitapta güzel izah edilmiş Bediuzzaman hazretlerinden.. Bir de şu şekilde düşünebiliriz; Rabbul Alemin, ta doğumundan itibaren O’nu sadece kendine bağlamak istiyordu hakkalyakin mertebesinde, tüm şubeleriyle Allah’ı idrak.. Sadece O..İlla ente. Sadece o kucak.. Sadece o kudrete sığınma.. Herkesten ümit kesme, bir kapıya bağlanma.. Allah ile en yakından irtibat, iliklerine kadar O’nunla dolmak, O’nu hissetmek, O’ndan gayrını Yar bilmemek.. Baba, anne.. Ardından dede, amca, can tanesi oğlu, biricik eşi.. Tek tek gittiler hep.. O, “Ya Baki entel Baki”yi hissetti ve defasında “Dönüşler sanadır” deyip O kucağa sığındı.. Aynı zamanda; Ümmetine her konuda olduğu gibi bu mes’elede de örnek oldu O en Sevgili.. Bak yetimsen ben de öyleyim.. Öksüzsen ben de öyleyim.. En yakınların vefat ettiyse ben de öyleyim, aynı acıyı yaşadım.. Eşini mi kaybettin? Ben de!.. Çocuğun mu vefat etti? Benim de!.. Her durumda örnek alınacak, içselleştirilecek tek örnekti O! Koşulacak tek kucak, Sevilecek tek Can! Ya Habibi ya Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem Anne-Babalarının İman mevzuu Bu da kitapda çok güzel izah edilmiş, her vecheden Burada bir zaman Suriyeli bir bayan konuşmasında "müşriklerdi" demişti!! Hemen itiraz etmiştim ben de..Ama fayda etmedi Benim de çok ağırıma gitmişti, ondan sonra ne dediyse içime sinmedi, bir daha da gitmedim dinlemeye Allah ıslah etsin. Okurken Dede AbdulMuttalib'i yeniden sevdim adeta Bazı konuları yüzeysel biliyormuşum meğer Vefatında içim sızladı 14 asır sonra sanki kendi Dedem vefat etmişti, beni bırakıp gidiyordu Öyle bir muhabbet hissettim O'na karşı Dedesinin minderine sadece O otururdu Bu da çok önemli..Dedesi kavminin lideriydi, karar makamındaydı. Sürekli toplantılara katılıyordu. Bunlar devletler arası ilişkilerin de görüşüldüğü ciddi toplantılardı.. İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, dedesiyle burda oturur, onları dinler ve ilerisi için kendiisne yol gösterecek stratejiler depolayarak, devlet erkanı konumunda hazırlardı kafasını ve yüreğini..Bir nev'i staj gibi Demek ki "Çocuktur anlamaz" deyu çocuklarımıza seviyesiz davranmak, onların yarınlarına darbe vurmaktır! Çocuklarımızı arada, bu tip toplantılara, ders-sohbet vb götürerek, bilgi-tecrübe sahibi olmalarını sağlamalıyız Aile meclislerinde onlara söz vermeli, fikirlerini sormalı, onore etmeliyiz Yemen Hükümdarı Seyf b. Zi Yezen ile olan muhavere de çok enteresan ve sırlı Uzun yazmayacağım bu konuda, isteyen-merak eden arama motorlarına yazdırıp okusun ya da kitaptan.. Ebu Talib'in emaneti teslim alışı; Bu da muhakkak ki örnektir günümüz ailelerine.. Bazen böyle durumlar oluyor, ama kişiler öz kardeşlerinin çocuklarını sahiplenmeyi reddediyorlar Ve bunlar da müslümanlar!! Bakınız İSlam öncesi yaşanan örneğe.. Biz siyeri gözümüzle okuyoruz galiba..Ya da yaetleri, hadisleri..Uygulamadıktan sonra öğrendiklerimizin ne hükmü var? Fatıma binti Esed Ebu Talib'in Eşi..Efendimiz aleyhisselam'ın "Annem" dediği Yengesi O en Sevgili'nin, kendi elbisesini kefen yaparak, kabirde ünsiyet için bir miktar yanına uazanarak VEFASINI ispat etmesi, gözleri yaşartıyor Ya Habibi ya Resulallah Koyun Gütmesi-Çobanlık "Hiçbir peygamber yoktur ki koyun gütmemiş olsun" Buyurmuşlar.. Demek ki bu, şimdilerde küçümsenen vazife önemli aslında peygamberlik mesleği Bir nev'i liderlik, kollayıp-gözetme, strateji belirleme..Aynı zamanda Rabbe yaklaştıran yalnızlık..Dolu dolu kainatı tefekkür etme.. Yine burada bir vefa örneği görüyoruz; Efendimiz aleyhisselam o zaman 10 yaşında daha 10 yaşında bir çocuğun, "kaldığım eve yük olmayayım" diyerek, vazifeye ısrarla talip olması..Sorumluluk duygusu Ve okumaların sonu; Masum-zararsız dahi olsa, Rabbi tarafından eğlenceden men edilmesi.. Göze- gönle bir şey girmemesi, şuur altına depo edilmesinin önlenmesi Demek ki ebeveynler çok dikkatli olmalılar bu hususta, eğer çocuklarının geleğin inşasında vazife almasını istiyorlarsa.. Gerek ev içinde ve gerekse dışarıda dikkat edilmeli, konuşmalar, aile içi münasebetler, giyim-kuşam vb.vb Büyük liderleri, yarına yön verecek kafa ve yürekleri yetiştirmede Rabbani ölçü
Şu Efendimiz aleyhisselam'ın sözü çok duygulandırdı beni;
Bu bahisteki:http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ticle&aid=5460
-Zeyd bin Harise'nin O'nu tercih etmesi üzerine-
Şu sözü
Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz,
"Eğer sizi tercih ederse, fidye-i necât almaksızın o sizindir, alın götürün. Yok, eğer beni tercih ederse, vallahi, ben, beni tercih edene, kimseyi tercih etmem."diye konuştu.
Salih Suruç'un kitabı yoksa burada bölümler var, takip edebilirsiniz http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ticle&aid=5460
Şu Mes'eleyi ben bilmiyordum ya, bu okumalar sebebiyle yeni öğrendim; Mekke`ye ilk defa put getirmenin de bir hikayesi var: Amr bin Luhay şehire ilk defa putu getirip, halkı putlara tapmaya teşvik eden adamdır. Amr, Şam`a gittiği bir sırada, Maab denilen yere de uğrar ve burada Hz. Nuh`un sülalesinden bir kabilenin putlara taptığını görür. Bunların ne işe yaradığını, niçin kendilerine taptıklarını sorunca da: "Bunlardan yardım isteriz, yardım ediliriz, yağmur isteriz, yağmura kavuşuruz" cevabını alır. Bunun üzerine Amr, Mekke`ye götürmek için bir put ister. İsteğini kabul ederler ve kendisine Hübel adını taşıyan putu verirler. Amr, Hübel`i Mekke`ye getirir ve diker. Halkı bu puta tapmaya teşvik eder. Cahil halk bu teşvike kapılarak Hübel`e tapmaya başlar. İşte Mekke`ye ilk defa put getirme ve burada puta tapma hikayesi böylece başlamış oldu. | 
02.07.2008, 02:19
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | | ADMİN (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.352
Yarışma Puanı: 520 Teşekkür etti: 26.615
Teşekkür aldı: 11.690 konuda 41.071 kere
| Devam edelim mi?
Ben 2. Cildini bir arkadaştan aldım
Hazırcı olmayalım lütfen
Okuyalım, notlar alalım ve hoşumuza gidenleri burada herkesle paylaşalım tamam
Evet Siyer Okumalarına katılan kardeşelr, 2. Cilde başlıyoruz
Bismillah | 
09.08.2008, 12:13
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.571
Yarışma Puanı: 1810 Teşekkür etti: 6.063
Teşekkür aldı: 3.260 konuda 11.391 kere
| monaroza´isimli üyeden Alıntı Devam edelim mi?
Ben 2. Cildini bir arkadaştan aldım
Hazırcı olmayalım lütfen
Okuyalım, notlar alalım ve hoşumuza gidenleri burada herkesle paylaşalım tamam
Evet Siyer Okumalarına katılan kardeşelr, 2. Cilde başlıyoruz
Bismillah
okuyalım inşaAllah...
Ben tatil bitince tam aktif olarak katılabilirim inşaAllah... | 
09.08.2008, 12:19
| |
mesutizm isimli üye'ye teşekkür edenler
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:29 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |