12 Cemaziye'l-Evvel 1429
17 Mayıs 2008, Cumartesi
12 Cemaziye'l-Evvel 1429
17 Mayıs 2008, Cumartesi
Ayet
Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
hadis
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

Hak-dilaram'a nasıl ulaştınız?
Arama Motorlarından: 13,47%
Mail Gruplarından: 4,19%
Arkadaş tavsiyesi: 37,43%
Başka Forumlar Aracılığıyla: 13,47%
İnternette gezerken: 26,35%
ulaşıldım: 5,09%
Katılımcı sayısı: 334. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 50 (9 Kayıtlı ve 41 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DuaLar, kardem, muallim08, mutasyon, Sakallı, samo MafraK, mesutizm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

İncİler Maİl Grubu


Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden




Hak-dilaram » GENEL » Tarih » biliyor muydunuz?
Cevapla
 
Seçenekler
belki bir gün...
 
έγŁüŁ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 146


 
Teşekkür etti: 9
Teşekkür aldı: 19 konuda 43 kere
biliyor muydunuz?

Kilise'nin en buyuk astronom ilan ettigi Batlamyus'un bir bilim hirsizi oldugunu!

Bacon'un muhbir ve rusvetci oldugunu!

Galileo'nun bazi deneylerinin uydurma oldugunu!

Newton'un hayali deneylerle kitaplar yazdigini, eserinde1000'den fazla hata yaptigini!

A.G. Mendel'in yaptigi istatistiklerin hayali ve uydurma oldugunu!

Aksemseddin'in (1389-1459) Pasteur'den 400 sene once mikrobu buldugunu!

Ibn-i Rusd'un (890) Cografya adli eserinde (s.12): "Bilginler arasinda yeryuzunun bir kure seklinde oldugu konusunda ittifak vardir" dedigini, eserlerinin yuzyillarca Avrupa'da okutuldugunu!

Macellan'dan once Piri Reis'in yaptigi harita'da Amerika'nin gosterildigini!

Imam-i Azam'in (o.767) yeryuzunu bir top gibi yuvarlak kabul ettigini! (El-Muvafakat, 1/161)

Ibn-i Sina'nin (980- 1037) eserlerinin Avrupa'da 600 sene temel eser olarak okutuldugunu!

Ibn-i Yunus'un (o.1009) Galile'den once sarkaci buldugunu!

Ali bin Abbas'in (o. 994) 1000 sene once kanser ameliati yaptigini!

Ali bin Isa'nin (11.yuzyil) ilk defa goz hastaliklari hakkinda eser yazdigini!

Ilk katarakt ameliyatini Ammar'in (11.yuzyil) gerceklestirdigini!

Ilk Atom bombasi fikrinin Cabir bin Hayyan'a (721-805) ait oldugunu!

Battani'nin (858-929) Kopernik'ten once dunyanin merkez olmadigini, galaksinin bir parcasi oldugunu soyledigini; trigonometri, sinus-kosinus'u buldugunu!

Beyruni'nin (973-1051) Kolomb'tan 500 sene once Amerika'dan bahsettigini, atom agirligi konusunu arastirdigini ve ilk defa dunyanin donusunu ispat ettigini!

Zerkali'nin (1029-1087) dunyanin gunese uzakligini hesapladigini!

Ebu'l-Vefa'nin (1271-1331) sekant-kosekant, tanjant-kotanjant'i buldugunu!

Fatih Sultan Mehmet'in ilk kez yiv-set ve roket'i buldugunu!

Harizmi'nin (780-850) sifiri buldugunu, ilk cebir kitabini yazdigini!

Cezeri'nin (1136-1206) otomatik sistemin kurucusu oldugunu!

Demiri'nin (1349-1405) Avrupa'lilardan 400 sene once zooloji ansIklopedisi yazdigini!

Ebu Ma'ser'in (785-886) Med-Cezir'i ilk kesfeden kisi oldugunu!

Farabi'nin (870-950) ses olayini ilk kez fiziki yonden aciklayan kisi oldugunu!

Hasan bin Musa'nin dunyanin cevresini olctugunu!

Fergani'nin (9.yy) ekliptik meyli ilk tesbit eden oldugunu!

G. Cemsid'in ondalik kesir hakkinda ilk eser yazan matematikci oldugunu!

Ibn-i Cessar'in 900 sene once cuzzam hastaliginin sebep ve tedavisi ile ilgili kitap yazdigini!

Kambur Vesim'in (o.1761) R. Koch'dan 150 sene once verem mikrobunu kesfettigini!

Masallah'in (o. 815) usturlabla ilgili ilk eser veren kisi oldugunu!

N .Tusi'nin (1202- 1274) trigonometri alaninda ilk eser yazan kisi oldugunu!

Sabit bin Kurra'nin (o. 901) dunyanin capini dogru olarak hesapladigini,

Newton'dan cok once diferansiyel hesabini kesfettigini!

Ibn-i Heysem'in (965-1051) optik ilmin kurucusu oldugunu!

Ibn-u'n-Nefis'in (1210-1288 ) Avrupa'dan uc asir once kucuk kan dolasimini kesfettigini!

Ibn-i Firsan'in (888 ), Wright Kardeslerden 1000 yil evvel ilk ucak denemesi yapan kisi oldugunu!

Magribi'nin (16. yy) Paskal Ucgeni diye bilinen hesabi buldugunu!

Cagdas tarih felsefecisi Arnold Toynbee'nin "Tarih Uzerine Bir Etud" adli eserinde, "Eflatun'un ideal devletine en fazla yaklasabilmis sistem Osmanli sistemidir" dedigini!

Bir Israilli yetkilinin S. Demirel'e, "ben, Osmanlinin bir onbasi ile Filistin'i idare ederken, bizim bunu binlerce asker ile basaramamamiza sasiyorum." dedigini!

Misirli Hristiyan kipti rahiplerin 327 yil once Osmanli'nin koydugu bir kurali bilmeden bozan bir rahip yuzunden birbirine girdigini, yaralananlar oldugunu (03.08.2002)!

Amerika BirlesIk Devletleri'nin, Osmanli Devleti'ne Akdeniz'deki gemilerini korsanlardan korumasi karsiliginda harac odedigini!

Turkiyelilerden ise hala Osmanli'yi begenmeyenler oldugunu!

Biliyor muydunuz?..
__________________
Ey Adem'e ve İbrahim'e öğreten, onlara öğrettiğin gibi bana da öğret...

Ya Rabbi, kanını imanına şahid tutanlardan kıl beni, şehidlerle yaz beni...


http://img218.imageshack.us/img218/9329/245ioza2.gif
eski 23.10.2006, 11:17 έγŁüŁ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
έγŁüŁ isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
ıııooıoııoııııııoıııııııo
 
Üyelik tarihi: 26.08.2006
Mesajlar: 2.103


Yarışma Puanı: 330
Teşekkür etti: 1.638
Teşekkür aldı: 936 konuda 2.427 kere
Allah hepsinden razi olsun..

peki neden bu zamanda böyle alimlerimiz yetismiyor?

not: bati alimlerinin kötü yönleri ile kiyaslanmasininda dogru olmadigini düsünüyorum
__________________
Profesyonellik, % 20 yetenek ve % 80 alıştırma ile elde edilir; eğer disiplin yoksa ikisinin de değeri yoktur.

Bazaar Designs
eski 23.10.2006, 13:08 root isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
root isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Üye
 
GönülGözü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.10.2006
Mesajlar: 47


 
Teşekkür etti: 14
Teşekkür aldı: 11 konuda 14 kere
Cunku Islami duzen ve hayatimiz ve kendi sistemimiz yok,deplasman bir rejimde kendimiz olma cabasindayiz...Ve koseler cok iyi tutulmus dunyada..
eski 24.10.2006, 10:47 GönülGözü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
GönülGözü isimli üye'ye teşekkür edenler
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 914


Yarışma Puanı: 700
Teşekkür etti: 2.757
Teşekkür aldı: 841 konuda 2.775 kere
İstanbul tarihte devamlı su ihtiyacı içindedir. Kânunî Sultan Süleyman zamanında nüfu-s çoğalınca su yetmez olur. Mimar Sinan’ı çağırır, der ki:

- Mimarbaşı, halkımızın su ihtiyacını karşılamak için bir şeyler düşünmez misiniz?

- Sultanım siz müsaade buyurun, ben İstanbul’un çevresini bir dolaşayım ve ondan sonra size bir cevap veririm.

Ve Sinan Ağa atına biner, yanına yardımcılarını da alır, Çekmece’den başlayarak çevre-yi dolaşır, Beşiktaş’a kadar istanbul’un derelerini, akan sularını tespit eder. Bu suların önü örüldüğü, baraj yapıldığı takdirde nereye kadar yükselir, nereden nereye kemer yapılarak İstanbul’a getirilebilir, bunun günlerce hesabını yapar ve Kânunî’nin huzuruna çıkar. Sultan sorar:

- Mümkün müdür?

- Mümkündür. Ancak ağır bir şartı var.

- Nedir o mimarbaşı?

- Sultanım, altın dolu keseleri uç uca dizmek şartıyla ancak İstanbul’a su gelebilir.

- Ben keseleri uç uca değil, yan yana dizmeye razıyım.

Bunun üzerine Mimar Sinan kolları sıvar ve İstanbul’un dışındaki suları Kağıthane civa-rında belli yerlerde toplar. Oradan da İstanbul’a getirir ve şehrin belli meydanlarında umumî çeşmeler yaparak su-yu akıtır. Bu çeşmeler kırkı bulur. Kırk Çeşme suları akmaya başlar. İstanbul’da ilk defa lüle denilen musluk çeşme-lere takılır.

Kânunî bir ferman çıkarır:

"Bu umumî çeşmeler halkın malıdır. Hiç kimse gizlice evine su akıtamaz. Yalnız Sinan evine su alabilir.”

Süleymaniye civarındaki bir çeşmeden Sinan’ın evine su akıtılır. Mimar Sinan evinde özel suyu olan tek kişi olduğunu biliyor muydunuz.

benosmanliyim.com
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam
eski 21.03.2008, 22:34 Almula isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #4
Almula isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Şeref Üyesi
 
mutasyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2008
Mesajlar: 736


Yarışma Puanı: 360
Teşekkür etti: 862
Teşekkür aldı: 613 konuda 1.671 kere
bilmek brşeyi değiştirdimi

işimiz tükürük yarışı birşeyleri değiştirmek için şimdi bir şey yapan var mı.
yok.çözüm bulucam inş
eski 21.03.2008, 22:37 mutasyon isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #5
mutasyon isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 914


Yarışma Puanı: 700
Teşekkür etti: 2.757
Teşekkür aldı: 841 konuda 2.775 kere
Mütevazı müderris İsmail Gelenbevi

Aydın ili, Manisa vilayeti, Kırkağaç kazasının Gelenbe nahiyesi... 1740'lar filan...
Bir zamanlar şirin beldede müftülük yapan Mahmud Efendi vefat edince oğlu İsmail sahipsiz kalır. Garibim pamuğa gider, tütün kırar, zemheri ayazında zeytin toplar. Sonra?
Sonra n'ossun? Akranlarıyla gezer tozar, vakit geçirmeye bakar.
İşte mahalle veledleriyle aşık oynadıkları günlerden birinde yaşlı bir adam durup ona bakar ve "vah vah vah" deyip kahırlanmaya başlar, "işe bak, böyle babaya böyle evlad!"

Elinden tutulunca
Bu kadarcık ikaz İsmail'e yeter, oturup bir muhasebe yapar. Hemen ertesi sabah hoca efendinin önünde diz kırar. Zaten berrak bir hafızası ve ifadesini "muhteşem" kelimesi ile bulan parlak bir zekası vardır. Hocaları ona bir kere anlatırlar, ikinciye gerek kalmaz. Kısa sürede tedrisini ikmal eder ve Gelenbe kürsülerinden vaz-u nasihate başlar. Sabahlara kadar okur, akşamlara kadar yazar, yine de ilme doyamaz. Girift mevzulara dair, derin mütalalara katılmayı nasıl arzular, anlatılamaz.
İyi de bu kuytu kasabada...
Garibim n'apsın çarığını çorabını topladığı gibi Dersaadete koşar ve Sahn-ı seman medreselerinin kapısını çalar. Devrin mütehassısları adam olacak çocuğu gözünden tanır, diploma, sertifika aramaz, anında sahip çıkarlar. Medresede bir yer gösterir, üst baş verir, karnını doyururlar. Molla İsmail geçim derdini bir kenara atar, sadece öğrenmeye bakar. Ha, yeri gelmişken söyleyelim devrin iki güzide âlimi, Yasincizade ve "Ayaklı Kütüphane" adıyla maruf Mehmed Emin Efendi'den ders alması Cenab-ı hakkın bir lütfu ihsanı olur, uçsuz ummana yelken açar.
Özellikle mantık ve matematik üzerinde tebarüz eder ve gün gelir Mühendishâne-i Bahr-i Hümâyûn'da müderrislik yapar.
Bilirsiniz III. Selim Han ıslahat yanlısıdır ve topçu subaylarını Fransız uzmanlarının eğitiminden geçirip çağı yakalamaya bakar. Elinin altında gâvurlara ders verecek bir hoca vardır ama haberi nerden ola...
Neyse mezuniyet merasimi için Kağıthane çayırında toplanan genç subaylar, rap rap rap yürür, çakı gibi dururlar. Sağa dön, sola dön selam filan... III. Selim'e merasim kıtası lazım değildir, cetvel gibi dizilen zabitleri kaale almaz. "Bana bir hedef vurun ki" der, "gönlüm ferahlaya."
Hemen humbaraları kurar, ölçer biçer uzun uzun hesaplardan sonra mermiyi yollarlar. Netice mi? Karavana! Sil baştan, toplar, çıkarır sağlama yaparlar. Bir atış daha. O da ıska. Bir daha atarlar "ı ıh", sonra yine boşa... Bunca emek bunca masraf, Padişah ufaktan kızmaya başlar.
Vezirler vaziyeti nasıl kurtaracaklarını iyi bilir, apar topar Gelenbevi'yi getirir, topun başına koyarlar. Mübarek hesabı kendi usulüyle yapar, namlunun açısını ayarlar. İlk atışta hedefi paralar, ikinci ve üçüncüde de turnanın gözüne çakar.
Fransızlar hesaplarından emindirler, döner dolaşır "üçgeninin iç açıları toplamı 180 derece değil mi" der baştan alırlar. Gelenbevi "bu üçgenin nerede olduğuna bağlı" der, "mesela küre üzerine çizerseniz uymaz." Adamlar mahçup olur, Paris'ten hocalarını çağırırlar. İyi de ıska ıskadır, konuşulacak ne var? Gelen uyanık bir kurnazlık yapar, mevzuyu logaritmaya getirip vaziyeti kurtarmaya bakar. Türklerin bu konuda bir birikimi olamayacağına göre atar tutar, dilediği gibi şov yapar.
Ama Paris'teki hesap Dersaadet'e uymaz, onu kolundan tutar, yine Gelenbeli İsmail'in karşısına çıkarırlar. Mösyö, hoca efendinin yorgun kulübesine, basit eşyalarına, soluk libaslarına aldanır. Kendince birkaç çetin problem sorar ve "sana bir hafta mühlet. Çöz de görelim" deyip aşağılamaya kalkar.
Üstad, bu basit adamla didişmez, çekmecesini açar ve uykusuz kaldığı bir gece çala kalem hazırladığı "logaritma risalesi"ni önüne koyar. Adam sayfaları çevirdikçe ayağını bacağını toplar, düğmelerini iliklemeye başlar. Karşısında yeryüzünün bir numaralı matematikçisi durmaktadır. Böylesine bir âlim Avrupa'da olsa altınla tartarlar.

Avrupa'da olsa...
Nitekim Gelenbevi'yi kazanmayı çok ister, büyükelçiliği ayaklandırıp hazretin peşine takar. Sefirler konsoloslar gelir gider, ona cazip tekliflerde bulunurlar. Lâkin büyük alim memleketinden ayrılmaz.
Fransız matematikçi azıcık hisse kapabilir miyim diye Gelenbevi'nin ardı sıra dolanır. Hatta fırçasını boyasını alıp gelir, resmini yapmaya kalkar. Üstad "işin mi yok" der, poz vermeye yanaşmaz. Ama adamın zihnindeki sureti karalamasına mani olamaz. Mösyö daima sade kıyafetlerle dolanan Gelenbevi'nin resmini abartır, samur kürklerle donatır, aklınca kıyak yapar.
Gelenbevi cebinde akçe tutmaz, parasını ilme meraklı gençlere harcar. Öyle ki gün gelir iki salkım üzümün parası bile çıkışmaz, satıcı karşısında sıkıntılı anlar yaşar. Onun Sultan indinde yeri ayrıdır, ancak bu hızlı yükselişten bazıları bizar olurlar. Hiç yoktan "Fransa'ya kaçacağı" gibi bir şayia çıkarırlar.
Gülüp geçse iyidir ama bu iddia onu çok yaralar, hatta yüreğine inecek kadar...
63 yaşında vefat eden büyük deha Yenişehir Bayraklı Camii haziresinde yatar.

Boyunca kitap yazar
Matematik, geometri, astronomi ve mantıkın yanı sıra kelâm ve tasavvuf üzerine de çalışan Gelenbeli İsmail, tam 35 esere imza atar.
Bunlardan Hesâb-ul-Küsûr adlı cebir, Azla'i Müsellesât adlı geometri,
Şerh-i Cedâvil-i Ensâb adlı Logaritma, Rub-il-Mukantarât ve Rub-il-Müceyyeb adlı astronomi ile Risâlet-ül-Kıble adlı trigonometri kitapları çağını aşar.
Mantık üzerine yazdığı Îsâgûcî Şerhi ve El-Burhan medreselerde ders kitabı olarak okutulur. Kıyâs, İmkân, Ta'lîkât alâ Mir-ül-Âdâb ve Vahdet-i Vücûd gibi ciddi Risâleler hazırlayan Gelenbevi İsm-ül-Ma'nâ ve İsm-ül-Ayn ile lisan konusunda nasıl bir zirve olduğunu da ispatlar. Zamanla kelam üzerine derinleşir ve Risâle fî Tahkîki Mezhebi Ehl-is-Sünne fî Usât-il-Mü'minîn ile mûtezile mensuplarına konuşacak söz bırakmaz.

benosmanliyim.com
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam
eski 21.04.2008, 22:26 Almula isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #6
Almula isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
gölge
 
Almula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.2008
Mesajlar: 914


Yarışma Puanı: 700
Teşekkür etti: 2.757
Teşekkür aldı: 841 konuda 2.775 kere
Dünyanın ilk Toplu Sözleşmesi

Dünyada ilk toplu sözleşmenin Osmanlı Devleti tarafından gerçekleştirildiğini. Kütahya Vahid Paşa kütüphanesinde bulunan şeriye Mahkemesi sicilinin 57'ci sayfasında kayıtlı belgeye göre, yeryüzündeki bu ilk sözleşme Kadı Ahmed Efendinin tasdiki ile 24 işyeri ile işçileri arasında imzalandığını .

Bu sözleşmeye göre, "Kalfaların, yardımcıların, ustaların ve vasıfsız işçilerin yevmiyeleri"nin tesbit edilip, her gün belli sayıdaki fincan imali karşılığı alacakları ücretlerin tesbit edildiğini... Biliyor muydunuz?

KAYNAK:Sevinç, Necdet; Osmanlılarda Sosyo-ekonomik Yapı.KutsanYay., ist-1978, s 16
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam
eski 27.04.2008, 22:57 Almula isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #7
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:15 .