Üye Albümlerinden |
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
|
|
|
 |
|
|
ıııooıoııoııııııoıııııııo
Üyelik tarihi: 26.08.2006
Mesajlar: 2.103
Yarışma Puanı: 330
Teşekkür etti: 1.638
Teşekkür aldı: 936 konuda 2.427 kere
|
Neden hacca gitmediler?
Yıllardır pek çok okurum, Osmanlı padişahlarının hacca neden gitmediklerini ısrarla sorar durur.
Bu hakikaten kafa karıştırıcı konuda net bir bilgiye veya beyana sahip değiliz ne yazık ki.
Öte yandan da ilginç bir gerçek duruyor karşımızda: Osmanlı hanedanında, bırakınız padişahları, şehzadeler arasında bile Cem Sultan’dan başka kimse hac farizasını eda etmemiş. Ancak II. Bayezid’in tam hacca gitmek üzereyken, babası Fatih’in ölüm haberini aldığına ve bir an önce Amasya’dan İstanbul’a hareket etmesi gerektiğinden hacca gitmekten vazgeçtiğine dair sınırlı bir bilgi var elimizde.
Her iki teşebbüsün de 1481-1482 yıllarına denk düşmesi ve Fatih’in oğullarından gelmiş olması ayrı bir renk katıyor meseleye. O zaman şu soruyu tarihin tozlu tavanına hevenk üzümü gibi asmamızda sakınca yok:
Acaba Fatih 1481 Mayıs’ında çıktığı son seferinde Amasya ve Karaman’da valilik yapan oğullarını da yanına alarak Mekke üzerine mi yürüyecekti? Bu soru şimdiye kadar sorulmuş değil. Ama hemen hemen aynı yıllarda Fatih’in bir oğlunun hacca niyetlenmiş, diğerinin ise Memlûklere sığındıktan sonra hac vazifesini yerine getirmiş olması karşısında, Fatih’in ölümüyle sonuçsuz kalan son seferine ilişkin böyle bir ihtimali de hesaba katmalıyız.
Osmanlı padişahlarının az bilinen akim kalmış iki hac teşebbüsü vardır.
Bunlardan birincisi, II. Osman’ın, özellikle orduyu ve ulemayı kızdıran ve feci ölümüne yol açan yarı-siyasî bir hac niyeti içinde olduğunu biliyoruz (1622).
İkinci olarak da Sultan Vahdettin, 1922’de tahttan indirilip yurdu terk ettikten sonra Mekke’ye kadar gitmiş, fakat bir İngiliz oyunuyla hilafetin Şerif Hüseyin’e devredileceği planından kuşkulanarak hac vazifesini yerine getirmeden geri dönmüştü. İlginçtir, Tarık Mümtaz Göztepe’nin verdiği bilgiye göre Vahdettin, Mekke’deki misafirliği sırasında Kâbe’yi tavaf etmiş, namazlarını özellikle Mescid-i Haram’da cemaatle eda etmiştir.
Garip bir tevafuk eseri olarak 401 yıl arayla cereyan eden bu iki sultanî hac teşebbüsünden birincisi, yeniçerilerce ‘düşman ve hain’ ilan edilen II. Osman’ın hayatına mal olacak, ikincisi ise yine ‘hain’ damgasını bugün bile üzerinden silip atamayan bir eski padişahın hayatının son büyük hayal kırıklığını teşkil edecektir.
Osmanlı hanedanının erkek üyeleri arasında durum buyken, kadın üyelerden bazıları hacı olmuşlardı. İlk hacı Osmanlı hanedan üyesinin Çelebi Mehmed’in kızı olduğunu biliyoruz. Son üye olarak da I. Mahmud’un kızı Ayşe Sultan’ı biliyorduk. Ancak Süreyya Faruki’nin çalışması “Hacılar ve Sultanlar”, hacı olan hanım sultanların sayısının sandığımızdan daha fazla olduğunu ortaya koydu. Muhtemelen şehzadelerin haccı siyasî bir faaliyet fırsatı olarak değerlendirebileceği korkusuyla engellenmesine mukabil, kadın üyeler için böyle bir endişeye yer bulunmaması, onların bu dinî vazifelerini daha rahat yerine getirmelerine kapı açmış olmalıdır.
Sorumuza dönelim yine: Osmanlı padişahları neden hacca gitmediler?
Benim kişisel kanaatim biraz mantık dışı görünebilir size: Osmanlı padişahları sanki kendilerini hac gibi yüce bir iltifata layık görmüyorlardı! Bu davranışlarını, Ertuğrul Gazi ile Osman Gazi’ye ortak olarak atfedilen şu Kur’an-ı Kerim’in bulunduğu odada uyumama tavrıyla irtibatlandırıyorum. Burada adeta kendilerini günahkâr addettiklerinden o yüce vazifeye layık görmeme tavrının kokusunu alıyorum ben. Dediğim gibi bu tamamen kişisel bir yorum.
Padişahların, Peygamber Efendimiz’e (sas), Ehl-i Beyt’e ve mukaddes beldelere duydukları derin saygıyı ve bu saygının gereğini yerine getirmek için neler yaptıklarını bir hatırlayalım. Kanuni’nin Mescid-i Haram’ın minarelerini yenilettiğini ve oğlu Selim’e Cidde’ye su getirmeyi vasiyet ettiğini hatırlatmak yeterlidir. Yüzyıllar boyu Mekke ve Medine halkına Sürre alayları ile birlikte her yıl hiç aksatmadan son derece değerli hediyeler yolladıklarını biliyoruz; yine her yıl “iskât-ı hac” için kendi yerlerine birilerini mutlaka hacca gönderdiklerini de. Bu saygıyla yetişmiş insanların hac gibi bir farzı ifa etmek istemediklerini düşünmek anlamlı olmaz.
Demek ki hac ibadetini yerine getirmek istiyorlardı. Yine de gitmediler. Neden?
Hacca gitmeme sebepleri olarak kimileri güvenlik gerekçesini öne sürüyor (‘o kadar kalabalığın arasına girince her şey olabilirdi’), kimileri de devletin başsız kalması riskini (‘fitne çıkmasını’) göze alamadıklarını ve cihadı daha fazla önemsediklerini. Buna göre o devirlerde bir insanın hacca gidiş-dönüşü en az 3 ay sürüyordu; dolayısıyla bir padişahın bu kadar uzun süre işin başından uzak kalması anarşiye sebebiyet verebilir, fitne çıkabilirdi. Ne var ki, Halife Harun Reşid’in tam 9 kez hacca gittiğini öğrenince aslında isteselerdi bu güvenliği bir şekilde temin edebilirlerdi sonucuna varıyoruz.
Benim kişisel olmayan yorumum Ahmet Akgündüz’ünküne yakın:
Oğlu Korkut’u hacca yollayan -gelin görün ki Mısır’dan geri çevrilmişti- II. Bayezid’den itibaren Osmanlı padişahları ve onları etkileyen ulema, bir padişahın devlet başkanlığı görevlerini ‘şahsî ibadetleri uğruna’ aylar boyu terk etmesini caiz görmemişlerdi. Yani bu tutumda şahsî ibadetlerini kamusal hizmetlerinin önüne geçirmeme kaygısı ağır basmış ve bu, zamanla hanedanın erkek üyeleri için tartışılmaz bir gelenek halini almıştı. Nitekim II. Osman da, hacca gitmeye niyetlendiğinde en başta kayınpederi Şeyhülislam Esad Efendi kendisine karşı çıkarak, “Padişahlara hac lazım değildir, oturup adl eylemek evlâdır. Caiz ki bir fitne zuhur eyleye” fetvasını vermişti.
Osmanlı padişahı tahtın üzerinde artık gerçek bir kişilik değil, tüzel bir kişiliktir ve anlaşılan, hac gibi şahsî bir farzı uğruna devlet işlerini aylar boyu ihmal etmesi, dinen caiz görülmemiştir. Ahmet Akgündüz’ün dediği gibi, “Bazen kamu haklarından olan bir mesele, şahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir.” Bu nokta üzerinde durmaya değer.
MUSTAFA ARMAĞAN
__________________
Profesyonellik, % 20 yetenek ve % 80 alıştırma ile elde edilir; eğer disiplin yoksa ikisinin de değeri yoktur.
Bazaar Designs
|

28.12.2007, 14:29
|
|
root isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
|
|
|
Hakkperest
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.042 konuda 18.137 kere
|
çok basit iki gerekçesi var:
haccın farziyetinin rükünlerinden biri, hac masraflarını karşılama kudretidir.
padişahlar hac masraflarını karşılamaya güçleri yetecek insanlar değildi!
ama nasıl olur koskoca padişah denilirse,
ikinci rüknü de aktarıp ifadeyi bağlayalım:
can emniyeti...
padişah, padişah olarak bir sefere çıktığında yanında ordu taşıması lazımdır can emniyeti için...
bu ordunun 6-7 aylık masrafını da kesesinden ödemeye hiçbir padişahın gücü yetmez. illa ki devlete ödettirmek zorunda...
devletin de bir kişinin hac masrafları için o parayı vermesi caiz değildir.
bu kadar...
|

28.12.2007, 17:37
|
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
|
|
|
TECRÜBELİ ÜYE
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 981
Yarışma Puanı: 310
Teşekkür etti: 2.149
Teşekkür aldı: 763 konuda 2.625 kere
|
cam emniyetinden ziyade devletin emniyeti zannediyorum düşündükleri..
zira haberleşmenin ve iletişimin bu kadar ileri olmadığı zamanlardı..
herhangi isyan yahut savaş tehlikesi onların bu farizayı işlemelerine mani oluyordu..
Zamanlarının alimlerinin de bu duruma fetva vermedikleri de malumdur.
|

28.12.2007, 17:47
|
|
leys isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
|
|
|
Hakkperest
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873
Teşekkür etti: 10.550
Teşekkür aldı: 4.042 konuda 18.137 kere
|
yani esasen hac ferdi bir mali bedeni ibadettir ya,
devlet emniyetine varana kadar, çok daha önce ferdin can emniyetinde hadise sonuçlanıyor...
niye gitmediler diye soranlar çok oluyor; ama basit bir ilmihal kitabını okusanlar sorunun cevabını orda bulabilirler
tebdil-i kıyafet etseler de gitseler denilse, işte o zaman da sizin buyurduğunuz arıza ortaya çıkıyor ki tebdil i kıyafet dahi can güvenliğini aslında sağlamaz...
|

28.12.2007, 17:56
|
|
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
|
|
|
.
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.322
Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.567
Teşekkür aldı: 8.592 konuda 26.839 kere
|
Prof. Ahmet Akgündüz'den;Osmanlı Padişahlarının Hacca Gitmeme Sebepleri
Osmanlı Padişahlarının Hacca Gitmeme Sebepleri
İslâm Hukukuna göre, cihâd, Müslümanlar için farz-i kifâyedir. Bu sebeple fert olarak bir Müslüman, açık bir düsman tehlikesi bulunmadığı müddetçe, farz-i ayn olan haccı farz-i kifâye olan cihâda tercih edebilecektir. Cihâd, fert olarak Müslümanlarin hac ibadetine engel olmayacaktir. Bunun tek istisnasi, düşmanın bertaraf edilebilmesi için hacca gidecek Müslümanlara da ihtiyaç olmasıdır.
İşte bu noktada halife ve sultânların hükmü, Müslüman fertlerden farklıdır ve onlar için cihâd yani düşmanların hücumunu bertaraf ederek Müslümanların emniyetini saglamak ve bunun için gerekirse savasmak, farz-ı ayndır.
Hz. Peygambere hangi amelin daha faziletli oldugu sorulduğunda, sırasıyla, Allaha ve Peygamberine iman, Allah yolunda cihad ve hacc-ı mebrûr cevabını vermistir.
Sebebi bellidir; Müslümanlarin canını, malını ve namusunu korumak hukukullah da denilen kamu haklarındandır; yani cemiyete ait bir ibadettir. Bazan kamu haklarından olan bir mesele, şahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir. Iste burada da durum budur.
Osmanlı Padişahlarının II. Selime kadar gelenlerinin tamamı, ömürlerinin yarısını Allah yolunda cihâd için seferlerde geçirmislerdir. Üzerlerine farz-ı ayn olan ve hukukullah mahiyetinde bulunan cihâdı ve nizâm-i âlemin devamını, şahsî farz olan hacca tercih etmeleri için, şeyhülislâmlar fetvâ vermislerdir.
II. Bâyezid Amasyada vali iken hacca gitmeye niyetlenirken, sadrazam ve diğer devlet erkânının imzasi ile gönderilen mektupta, hemen gelip tahta geçmesi gerektigini, hacca gitmeyi halka ve devleti idare etme işi olmayanlara bırakması icab ettigini tavsiye etmişler; aksi takdirde düşmanın cesaretlenerek Müslümanlara saldırmasına sebep olacağını ikaz eylemişlerdir.
Aynı şekilde israrla hacca gitmek isteyen ve bu niyetinin bedelini canıyla ödeyen II. Osmana, Kayınpederi ve Şeyhülislâm olan Hocazâde Esad Efendi aynen şu fetvâyı vermiş ve fıkıhtaki bu hükmü özetlemiştir:
"Padişahlara hac lâzım degildir; oturup adl eylemek evlâdir. Câiz ki, bir fitne zuhûr eyleye".
Verilen bu fetvâyı tasdik eden asrinin kutbu Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri de, II. Osmanı fetvâya uyması için ciddi ikaz eylemistir.
Hatta bu meseleden dolayi Padişahın askeri tahrik ettiniz tarzında tahkirine hedef olan ve sonradan Şeyhülislâmlık makamına gelen Yahya Efendinin ifadeleri de tamamen fıkhın ölçülerine uygundur:
"Padişahım! Hâşâ ki, ulema duacılarınız eşkiyayı tahrik ede. Ancak içten gelerek bu niyetinizi istemezdik. Sebebi budur ki, ecdadınız etmemişler, bu tarike gitmemisler, günahımız varsa ol kadarcadır."
Nitekim halk ve asker arasinda yayilan dedikoduyu özetleyen şu cümleler de meseleyi açıklamaktadır:
"Nizâm-i âlem içün padişahlar haccı terk edegelmiştir. Düşmanın ortaya çıkması ve düşmanların memleketi karıştırma ihtimali var iken, Memâlik-i Mahrûseyi koyup gitmek hatadır."
Bazı İslâm hukukçuları, bedeni sihhatli olma şartını açarak, sıhhatli olsa bile tutuklu olma veya kendisini hacdan alikoyan zâlim idareciden korkmanın da haccın edâsını engelleyeceğini ifade ederken, sultân ve o manadaki devlet yetkililerinin de mahbus yani tutuklu gibi kabul edileceğini; sadece beytülmal dışında kendine ait malından haccın farz olacağını ve bu özür devam ettigi müddetçe ölünceye kadar hacca gidemeyebileceğ ini hükme bağlamışlardır.
Günümüzdeki gibi ulaşım imkânlarının gelişmediği ve bir hac görevinin en az üç ay sürecegi bir asirda, Osmanlı Padişahlarının hacca gitmeleri gerektiğini düsünmek, İslâm Hukukunu bilmemek olur.
Kaldı ki, ömürlerinin yarısını cephede geçiren Padişahların, neden Mısıra kadar cihâda gidip de hacca varmadıkları da ileri sürülemez; zira ordunun başında mücahid bir komutan olarak sefere giden padişahla, kendi şahsî ibadeti için üç ay memleketini yalnız bırakan padisah bir tutulamaz.
Bunun en müşahhas misâli II. Osmana karsi askerin ve hatta halkin duyduğu tepkidir. İslâm âlimleri, haccın şartlarından olan yol emniyetini ihlal eden Karamita grubunun isyanı sebebiyle, 326/937 tarihinden itibaren 20 yıl kadar haccın farz olmadığını, çünkü yollarda anarşi yasanabileceğ ini ifade etmişlerdir.
Özetle Osmanlı Padişahlarına dinen bizzat hacca gitmeleri farz olmamıştır.
Ancak kendi yerlerine bedel olarak baskalarini mutlaka göndermişlerdir.
Ayrıca Sultân Abdülazizin gizlice tebdil-i kiyafet ederek hacca gittiği söylenmektedir. Ancak elimizde bunu dogrulayacak bir vesika bulunmamaktadir.
Kaynak: Prof. Ahmet Akgündüz, Bilinmeyen Osmanlı
|

07.04.2008, 00:50
|
|
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
|
|
|
TECRÜBELİ ÜYE
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Mesajlar: 978
Yarışma Puanı: 780
Teşekkür etti: 4.448
Teşekkür aldı: 518 konuda 1.246 kere
|
bence kendi canları değil sadece ve sadece devletin bekasını düşündükleri için gitmediler.çünkü her padişah döneminde fitneler veisyanlar durmuyordu.birisinden birisi niyetlense devletin bekasını tehlikeye atabilirdi.ama o mübarekler devletin bekasını herkesten daha iyi düşündükleri için yapmadılar. ama bu gün maalesef osmanlı düşmanları maalesef bunu kendi işlerine geldikleri gibi yorumluyorlar.allah hepsinden razı olsun...
__________________
__________________________________________________ ___
Canımız gündüz,bedenimiz gece gibidir.Biz gece ile gündüz arasındaki sehere benzeriz.
|

07.04.2008, 00:56
|
|
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
 |
Yetkileriniz
|
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
|