|  |
| | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| Karşınızdakini suçlamadan önce kendinizi onun yerine koyup; onun penceresinden olaya bakarak değerlendirme yapabiliyor musunuz?
Olgun kişi, kendini, karşısındakinin yerine de koyarak olayı değerlendirebilen insandır.
Bugün, birilerine karşı dün yaptıklarınızdan pişmanlık duymaktaysanız; aynı şekilde, yarın da, bugün yaptıklarınızdan, pişmanlık duyabilirsiniz!.
İlmin ve aklın yolundan ayrılarak; davranışlarını duygusallıkla düzenliyenler, bu tutumlarını değiştirmedikçe sıkıntıdan kurtulamazlar. | 
18.10.2006, 09:12
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| Bedbaht o kişidir ki, âhırette beraber olmak istediği kişiyle, kafaca dünyada beraber olma imkânı olduğu halde, pahasını ödemekten kaçınarak, bu imkanı teper!
Mutlu odur ki, sevdiğiyle beraber olmak uğruna bedelini öder!.
Bedbaht, ebedi saadeti terkedip birkaç saniyelik dünya nimetiyle iktifa eder!.
Mutlu, ebedi yaşamı düşünerek, sayılı saniyelerin gamıyla, zamanını boşa geçirmekten imtina eder!.
Sayılı ve sonluyu, sonsuza değişenlerden olmaktan Rabbime sığınırım!. | 
18.10.2006, 09:13
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| Fikrin değil, kişinin dedikodusu olur!.
Akıllı insan, ilmi ve aklı kadarıyla fikrin eleştirisini yapar!.
Kişinin eleştirisi olan gıybet, yalnızca, edenini değil dinleyeni de kozasına hapseder ve dahi kozasını kalınlaştırır!.
Kişiye saygısı olmayanın Allah’a da saygısı olmaz!
“Seyr”i elde edememiş veya elinden kaçırmış olanın, tek meşgalesi dedikodu olur!
Dünyada insanın niye varolmuş olduğunu fark edemeyenler, günlerini Allah’ı tanıma ve erme ilmiyle değil, birbirleriyle çekişmeyle tüketirler!. Her gününü, sana ebedî hayatında yararlı olacak yeni bir ilim öğrenerek değerlendiremiyorsan, ancak perdeni kalınlaştırmakla meşgulsün, demektir. | 
18.10.2006, 09:14
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| İnsanın inandığı, yaşadıklarıdır... Herkes, inancının sonuçlarını yaşar!…
Aptal, karşısındakinin sözlerine bakarak onu değerlendirir; akıllı, karşısındakinin davranışlarıyla onu değerlendirir!.
Karşısındaki açık gerçekleri değerlendirmeyip, hayâlindekinin peşinde koşan, hem elindekini yitirir hem de hayâlindekini!.
İşinin, eşinin, aşının hakkını vermek, tasavvuf dedikodusuyla ömür tüketenlerin değil, onu yaşayanların hâlidir!.
Ailesinde huzuru olmayanın Allah’la da huzur olmaz!.
Karşısındakini veya çevresinde bulunanların hakikatini değerlendiremeyenlerin, gece hayâlleri kendilerine hüsrandan başka bir şey getirmez!.
İbadetleriniz yapınız; ama beraber olduklarınızın hakkını vermekten asla geri kalmayınız; gerçeği yaşamak istiyorsanız!… Velev ki henüz Hakikatı kavrayamamış olsanız bile!. | 
18.10.2006, 09:18
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| Bal yiyenler var…
Kavanozunu yalayanlar var…
Bal yiyenleri duyup, dedikodusuyla ömürlerini tüketenler var!
Bal yiyenler, yemeye devam ediyorlar…
Kavanoz yalamanın bal yemek olduğunu sanıp; çevrelerindekileri de buna inandırmağa çalışan saf kişiler ile, bunlara inanan anlayışı sınırlılar var!…
Bal yiyenlerin dedikodusunun, kendilerine bir şey kazandıracağını sanan; ya da bu dedikoduyla kendini teselli ve tatmin edenler var…
Dünya dönmeye ve sırası gelen yeni boyutta yerini almaya devam ediyor.
Siz bunlardan hangi sınıftasınız; sorguladınız mı kendinizi?
Kendisini çevresine, keşif veya fetih ehli “velî”, “uyarıcı”, “mehdi” gibi empoze eden körler, acaba yarın öte boyutta ne hâlde olacaklar?
Bu aldatış ve aldanışın sonuçları nasıl yaşanacaktır? | 
18.10.2006, 09:19
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| "İnsan", bir bilinç varlığın adıdır ki; bugün et-kemik bedeni kullanır; yarın, ruh bedeni; cennete girebilenler ise “nur” olarak yaşarlar!.
Dünyada yaşarken, kendini bedensiz soyut bilinç varlık olarak hissedemeyenler, daha sonraki boyutlarda bunu hissedip yaşama olanağını elde edemeyeceklerdir.
Dünyada bedenle yaşamanın hakkını vereyim diye yalnızca iş-eş-aş hakkıyla uğraşırken; bilinç varlık olmanın hakkını ihmal ederek bunu hissedemeyenler, ebeden kozmik evrensel bilinç boyutunda kendilerini tanıyamayacaklardır.
Dünyada mertebe ve kerâmet peşinde koşan bedensellikle kayıtlanmış birimler, en büyük kerâmetin “evrensel kozmik bilinç boyutunda” yaşamak olduğunun farkında bile değiller!. | 
18.10.2006, 09:20
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| “Allah” adıyla işaret edilene duyulan “haşyet”in ne olduğunu kavrayamayanlar, var sandıkları tanrılarıyla başbaşa kaldılar ve onun sopasından korkarak yaşadılar!.
“Allah korkusu”nu, “tanrı korkusu” olarak anlayıp, öylece kabullenenler; sonra da ötede bir tanrı olmadığını fark edenler, hüsrana uğradı!
“ALLAH” isminin işaretini kavrayanlar ise, bâtınlarındaki hakikatı hakkıyla yaşıyamama korkusu içinde yaşadı…
Bazıları ise bunun da ötesinde, sonsuz azamet ve ihtişamın getirdiği haşyet hâlinde şaşakaldı!. | 
18.10.2006, 09:21
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| “Baş olma” hevesinden geçememiş olanların tasavvuf önderlikleri, tabiatının sigara arzusunu terk edemeyen şeyhlerinki gibidir... Onların alâmeti, kendi müntesibi olmayanları suçlamak ve aşağılamaktır!.
Kendine bağlı olmayanlara gayrı gözüyle bakarak; onları, kendine bağlanmadıkça ayrı görüp, onların dedikodularını yapan takım başları, çelik çomak oyunlarına devam etsinler!... Bunun farkına varmayan müntesipleri de, onların âkıbetine mustahak olurlar elbette.
Akıllı olan, ayırımcılığın olduğu hiçbir takım ve grupta yer almaz!
İman ehlinin dedikodusunu yapan bizden değildir!.
Benliğini terk etmiş olan zatta dedikodu ve gıybet kesinlikle olmaz!
Orijin varken kopya çevresinde toplananlar, kopyanın kopyası olmaktan öteye geçemezler!...
Orijin yalnızca “Allah Rasûlü”dür!. | 
18.10.2006, 09:22
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| Karşınızdakini suçlamadan ve ona “Niçin bana bunu yaptın” demeden önce durun ve şu soruyu sorun kendinize:
-Acaba ben ne yaptım da karşımdaki bana böyle yaptı? Benim hangi davranışım, onun bana böyle yapmasına sebebiyet verdi?
Bunu sorabiliyorsanız kendinize; bu, pek çok konuda gerçekleri görmenize engel olacak perdelerden kurtulabileceğinizin müjdesi olacaktır | 
18.10.2006, 09:23
| | | Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
| Sormuşlar:
-Deprem sigortası yaptıralım mı; tevekkül mü edelim?
Cevap vermiş:
-Yarına Allah kerîm, hayırlısı olsun; deyip çalışmaktan vazgeçerek; geleceğe dönük bin türlü plan yapıp tedbir almaktan yüz çevirerek; hatta, daha abartılı şekliyle, tevekkül ediyorum deyip, yemek yemeyi terkederek mi yaşıyorsunuz?
Yoksa bütün bunları yapıp; sonra da tevekkül sahibi olduğunuzu; kadere iman sahibi olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?.
Sistem gerçeğinin Allah yaratısı olduğunu fark etmeyenler pahasını öderler!. Mazeret ve cehalet geçersizdir!. | 
18.10.2006, 09:25
| |  | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:20 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |