Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 71 (20 Kayıtlı ve 51 Misafir) bulunmaktadır.
Herkes, birbirine ve her şeye bakar; fakat, kimse, bir diğeriyle aynı şeyi görmez!.
Herkes, aynı şeye bakar; fakat, aynı şeyi, mutlaka farklı görüp değerlendirir…
Herkes, her şeyi, dışarıda değil, hayâlinde görür; ve değerlendirmesini de, kendi veri tabanına göre yapar!.
Herkes, farklı şeyleri olduğu gibi, aynı şeyi dahi, ayrı zamanlarda, aynı şekilde değil, farklı şekilde algılayıp değerlendirir…
Hiç kimse, aynı şeyi, iki defa görmez ve iki defa aynı şekilde algılayamaz.
Herkes, her şeyi, kendi veri tabanına göre değerlendirdiği için de, her şey, değerini değerlendireninden alır!.
Herkes, kendi cehenneminde, ya da kendi cennetinde yaşar!.
Tanrısından kurtulanın yaşamı ise, “ALLAH” adıyla işaret edilenin “HİÇ”lik mertebesidir!…
«ALLAH» adıyla işaret edilen, “Bâkî”dir; gerçeğindeki uyarıyı değerlendirenler, fâni kavramını kabullenemeyecekleri gibi; “Allah” ahlâkıyla ahlâklanmış olanlar da, âlemlerin, “hayâl” çekirdeğinden oluşmuş bir dev ağaç olduğunun seyri içindedir.
Her an, her zerrede, yeni bir “şe`n”de olandır, “HU”; ve dahi, bundan münezzehtir; ise, bunun sonuçları ne olabilir; getirisi dahi neler olabilir?
Ya birilerinin dedikodusuyla ömür tüketenlerin yeri?
İş yapanlar eleştirilir… Eser ortaya koyamayanlar da, eser bırakanları eleştirir!.
Kimileri eser verir… Kimileri de, onları eleştirerek pâye almaya çalışır!.
Basit insanlar, birbirlerinin dedikodusuyla ömür tüketirken; gelişmiş beyinler, düşünen insanlara yararlı olduğunu umdukları fikirler buluşlar bırakmaya çalışır!.
Herkes ummadığı günde boyut değiştirecektir. Yalnız başına kalacaktır kabrinde!…
Aklı olan putlarını terk edip o güne hazırlanır. Aklı olmayan ise, günlerini dedikoduyla, başkalarını eleştirmeyle tüketen putlarla geçirip ömrünü hebâ eder.
Nîce kendini müslüman sanan insansı imansız gitti öteye!
Ne mutlu eser bırakabilene…
Yazık, hem kendisini hem de çevresindeki safları aldatanlara!
İnsan, kendisine öğretilenleri ezberleyip, tekrar etmesi için yaratılmamıştır!.
İnsan, söylenen kelime ve misâller üzerinde düşünüp; o idrâkın kendisinde yapacağı açılımların gereğini yaşamak için var olmuştur.
“İman” amaç değil “araç”tır!…
“İman”dan gaye, iman ettiklerinin ne olduğunu kavrayıp, bunun sonuçlarını yaşamak suretiyle, yaşamında yeni bir düşünsel boyuta geçmektir.
“İman ettim” deyip, orada kalıyorsanız; “iman” ettiklerinizin ne olduğunu, neden ve hangi amaçla bildirildiğini anlamıyor; sonuçlarını günlük yaşamınıza indiremiyorsanız; biliniz ki “iman” etmiş değilsiniz!.
“İman” ve “İslâm”ın getirisini yaşayıp, bunun semerelerini elde edemiyorsanız, kendini bu kelimelerle etiketlemiş herhangi bir yaratıktan farkınız yoktur!.
Kendi muhasebesini ilmine göre yapamayacak ölçüde dünya zevkiyle uyuşmuş vicdanlar, ancak “ölüm” ile ayılacaklardır ki; o zamanda iş işten geçmiş olacaktır
“Allah Rasülüne” iman etmedikleri için ölümötesi yaşam korkusu bulunmayanlar, insanları koyun gibi güder ve sülük gibi emer!… Yöneticileri böyle olan toplumlar, geri kalmaya ve güdülmeye mahkûmdur!.
Böyle bir düzen içine düşmüş olanların, ölümden başka kurtuluş yolları yoktur! Çünkü bu kangrenin ilaçla tedavisi yoktur artık!.
Bu durumda aklı olanlar, ölüm ötesi yaşamı kazanmaya önem verip bu yolda çaba sarfederler ve dünyayı isteyenine terk ederler.
“Müslümanım” etiketi yapışık ancak yaşam biçimi ve davranışları “İslâm”ın gereklerine uymayan “iman”sızların sayısı bugün yeryüzünde her zamankinden çok olduğu içindir ki; müslümanlar, 3. Dünya ülkeleridir ve silâhlı kuvvetler cumhuriyetleri içinde yaşamaya mahkûm olmuşlardır.
İster “uzaylı” deyin, ister “cin” deyin, ister başka bir adla anın, sonuçta, normal gözle bakanların göremediği, ancak bir kısım insanların gördüklerini iddia ettikleri, bazı varlıklar vardır, farklı bir boyutta yaşamakta olan!. Bunlar, gözden beyine giden mesajlarla değil, beynin direkt olarak algıladığı bir kısım dalgalar ile o kişiye “görülür”(?) olmaktadırlar.
Bir kısım beyinlerin algıladığı bu dalgalar, aynı zamanda bizim “ruh” adıyla bildiğimiz, ölüm sonrası bedenimizi de meydana getiren dalga türüdür.
İnsan beyninin ürettiği bu dalgalardan oluşan bazı “velî” “ruh”ları yani ölüm ötesi yaşam bedenleri de, diğer boyut canlıları gibi, ölüm ötesi yaşam boyutundan, bu dünyadaki bazı kişilere benzer türden dalgalar yollayarak, görünebilir…
Nitekim, ölümünden üç gün sonra inananlarına görünen Hz. İsa aleyhisselâm ile, Hızır aleyhisselâm dahi, bu yoldan görülmüşlerdir.
Ne var ki, normal gözün göremediği bu tür dalgaları algılayarak, “gören(?)” insanlar, çoğu zaman yeterli veri altyapısı olmadığı için, “gördüğü” “cin” olmasına rağmen, oyuna gelerek “veli” gördüğünü sanır.
Eğer, vicdanın seni bir konuda uyarıyorsa; buna rağmen, şartlanmaların, tabiatın ya da benliğinin iteklemesiyle o davranışa devam ediyorsan, yanman mukadderdir!.
Eğer, vicdanın seni hiç uyarmıyorsa, o zaman, zaten sana söylenecek bir şey kalmamış, demektir!.
İnsanlarla ilişkinde arzularınla, korkularınla, ya da tanrı görüyor anlayışıyla hareket edip; vicdanına kulak vermiyorsan, bil ki yalnız kalacağın o yolun sonu sana iyi şeyler getirmeyecek…
“Allah” adıyla işaret edilen evrenlerin yaratıcısı indinde, “din” İslâm’dır!.
İslâm’ı akıllı insan değerlendirebilir!.
Ahmaklar ise, anlayışsız oldukları için, “İslâm”a karşı çıkarlar ve düşmanlık ederler!.
“İslâm”, evrensel (gerçek anlamıyla) bir sistemdir ki; “doğa kanunları” denilen tüm kanunlar dahi bu sistemin bir parçasıdır!.
Gökte, ötede bir tanrıya tapınma kavramının yanlış ve geçersiz olduğunu vurgulayan ve insanlığı bu yolda uyaran Allah Rasulü; ne bildirmişse doğrudur, kesindir ve içinde yaşanılan sistemin mekânizması gereğidir!
Kim, Allah Rasûlünün dediklerini değerlendirirse, kendisi kazançlı çıkar ebeden!
Kim, Allah Rasûlünün dediklerini değerlendirmezse, kendisi kaybetmiş olur ebeden!.
Zirâ, Allah Rasûlü, insanlara, bir tanrının gözüne hoş görünmeleri için değil; özlerindeki, hakikatleri olan “Allah” adıyla işaret edilene ermeleri; içinde yaşadıkları sistemi değerlendirerek ebedi huzur ve saadete ermeleri için bildirimde bulunmuştur.
İslâm’ı değerlendirmek ya da değerlendirmemek sistemdeki bir mekânizmayı değerlendirip kullanmamaktır!
Ahmaklar ise, deve iğne deliğinden geçmedikçe bunu anlayamayacaklardır!.
Not: “İslâm”, 1400 yıllık yorumlar bütünü değil; Allah Rasûlünün bildirdikleridir!.