Bayrak
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 71 (10 Kayıtlı ve 61 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, DeRCan, hafsa, koylu, Sakallı, siyahsancaktar iklimya, root


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Tasavvuf » KURÂN’a dönün


Cevapla
 
Seçenekler
Tecrübeli Üye
 
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411


 
 
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
KURÂN’a dönün

“Din adamlarından” veya “ilâhîYATÇI”lardan, “ağzından çıkanı kulağı duymayan şeyhlerden” dili yanmışlar; ya da gerçeğin ortaya çıkmasını isteyenler, her yerde yüksek sesle konuşuyorlar:

“KURÂN’a dönün”!.

Dönelim de, nasıl yani?

Nerede ki, oraya dönelim?

-Efendim alın Kurân’ı okuyun!.

-Birâder ben Arapça bilmem ki!… Türkiye’de, ya da İran’da ya da Avrupa veya Amerika’da doğdum… Arapça’yı ne kadar öğrenip bilebilirim?

-Öğren efendim! Gavurca öğreniyorsun ya çıkarın var diye… Bunda da sonsuz çıkarın var; öğren!.

-Peki, Arapça bilenler olarak, Arabistan’dakiler Kurân’ı okumuyor mu? Onlar, babadan olma anadan doğma Arapça konuşup okuyorlar, tahsilini de yapıyorlar! Nihayet, Kurân da kendi dillerinde! Niye, onların anlayıp uyguladığı Kurân ile, senin anladığın, uyguladığın farklı? Onlar senin gibi sonradan olma da değiller!.

Arapça öğrenip okuyunca, ben de Kurân’ı; Suudî Arabistan’daki Arapların, yahut Arapça bilen Afganlıların yahut Afrika’daki Arapça konuşan bilmem ne kabilesinin; ya da Arapça Kurân’ı okuyup, kendi halkına “Kuran zencilerin özgürlüğü için gelmiştir” diyen Amerikalı guruplar gibi mi anlayacağım?

Ana dili Arapça olanlar da dahil, yüzlerce Arapça bilen ve apayrı şeyleri savunan toplumlardaki KURÂN OKUR(???)LARINDAN, hangisi gibi Kurân’a dönelim; ve okuyup anlayıp amel edelim?

-“Canım o kadarını karıştırma, senin aklın ermez!. Sen yalnızca benim yazdığım Kurân Meâlini, KURÂN böyle diyor diye anlayarak oku! Benim dediklerimi yap! Gerisine karışma!… Kurân’a dön!. Yoksa mahvolursun!. Sakın kimseye tâbi olma; yalnızca benim Kurân’ımı, benim kitaplarımı oku”!.

Ne dersiniz arkadaşlar, yalnızca bu kişilerin Kurân meâllerini okuyup, onların anlayışına mı tâbi olalım; yoksa, bir elimize, anlayışına güvendiğimiz bir Kurân meâli; diğer elimize de olayın içyüzüne vâkıf olduğuna inandığımız, “Gazali-Geylanî-Muhyiddin-Rufaî-Bahaüddin” ve daha nice Hak erenlerinin “Kurân’dan ne anladıklarını” dillendiren eserlerini alıp; “ALLAH’ça öğrenmeye çalışıp”, sonuçta kendi yolumuzu, kendi sentezimize göre, kendimiz mi çizelim?

Düşündüklerimizin, yaptıklarımızın sonucuna kendimiz katlanacağımıza; yanlışımıza karşın kimseyi mazeret olarak gösteremeyeceğimize; kâbir âleminde, mezhebin veya tarikatın ya da şeyhin sorulmayacağına göre!
eski 19.10.2006, 08:40 Bakara-216 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411


 
 
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
İnsan beynindeki “düşünce” fonksiyonunun farkında olmadan gelip geçen milyarlar…

“Biz size misâllerle” anlattık dendiği hâlde “KURÂN”da; anlatılanların çoğunun misâl olduğunu anlayamayanların her biri gidiyor, hayâl dünyasından yeni bir hayâl dünyasına; muhtemelen cehennemine!

Zirâ dünyadaki yaşamında ateşi sönmemiş!. Elbette yanında götürüyor, cehennemini oluşturan veri tabanını!

Alevler, içinden sarıyor onu!

“Hanîf” olan, ateşin içine atıldığında, alevler kuşatsa da yanmaz; ateş soğur, makamı gülistan olur Allah emriyle!.

Ahmaksa, gülistanda yanar alev alev, veri tabanından gelen ateşle!. Nereye gitse kurtulamaz cehenneminden, içinden yükselen alevlerden dolayı.

Gündüzünü zulmet eyleyen, beynini kemirip tüketen fikirlerin yangınının, cehennem ateşi olduğunu; alevlerinin beyninden yayılıp tüm bedenini ve çevresini sardığını fark edemez!.

Burada okuduğu 41 “Yâsin”ler onun yangınını söndürmezken...

Burada “OKU”yamadan çektiği “Lâ havle…” onu ateşten kurtaramazken...

Burada “evliyaullah”dan kendisine ulaşan şefâati tepip, onun şefaatiyle cehennemiNden çıkmayı reddederken…

Sanır ki oraya gittiğinde, arkasından gelecek dualar, âyetler kendisini ateşten kurtaracak; koluna girecek(!) bir “veli” onu ateşten çıkartacak!!!.

“OKU”yamadıkların yüzünden burada ateşten çıkamıyor, elinle yaptıkların yüzünden cehennemiNde yanmaya devam ediyorsan…

Burada ilim yollu gelmiş şefâati tepiyorsan; burada, sahip olduklarını sandıkların, hırsın, tamahın yüzünden yanıyor; onların kaygısını çekiyor, para-mal ya da diğer sahip olduklarını sanmanın getireceği yeni ateşleri fark edemiyorsan; koyuver gitsin!…

Yanmana devam et ahmaklar gibi; “elle gelen düğün bayram”; diyerekten.

Bekle ki, bugünkünün kesintisiz devamı olan kâbir cehenneminde, arkandan gelecek paralı “Kurân”, senin ateşini söndürecek; bugün reddettiğin “veli”lerin “Rasul”lerin şefaati seni yarın cehennemden çıkartacak!!!.

“Ham hayâl” derler buna!.

“Sürüden biri daha gitti”, diyecekler ardından!…. “İman”sız!.

Sen hâlâ yaktığın ateşlerin pazarlığını yapadur!… O ateşler birgün seni yakmayacakmış gibi….
eski 19.10.2006, 08:42 Bakara-216 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411


 
 
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
Kozasındaki konuşuyordu kendi kendine…

“Benim kozam güzeldir!… Benim kozamın eşi yoktur!… Benim kozam cennettir!… Benim kozam dünyada bir tanedir”!.

Büyüktü kozası; dünyası!… O kadar büyüktü ki, içinde yiyor, içiyor, sevişiyor; çoluk-çocuk-torun-torba yaşıyorlardı!. Üstelik kozasının dışında onu gözetip koruyan bir tanrısı(?) da vardı!.. Sıkıştığında yönelip yardım istediği!.

Kozalımın dünyası bir dehşetti de… Dünyasındakilerin kralıydı!. Hiç kimseyi beğenmezdi kendinden başka!… Tüm kozalılar gibi!.

Ölünce önce tanrısının yanına gidecekti, onunla konuşacak, yaptıklarını anlatıp hesap verecek; sonra da onun cennetine gidecekti!…

Çoban da mutlu bu arada, dere başında akan suyu seyredip, yüzen yaprakları sayarken… Tanrım sana çok şükür diyordu; beni cennette yaşattığın için!… Aç değildi, açık değildi… Karnı tok, sırtı pekti… Üstelik sağlığı da yerinde!. Kurt ta yok etrafta koyunlarına saldıracak!

Veri tabanının oluşturduğu kozası olan dünyasında; veri tabanının oluşturduğu hayâllerle avunup mutlu olan; kâh da korkan; korkusuyla, vehmiyle korktuğunu oluşturup, onu yaşayan; sonra da “korktuğum başıma geldi”, diyen; yanan, üzülen, kıvranan kozalılar!.

Misâllerin, benzetmelerin, işaretlerin, neye yol gösterdiğini düşünme yeteneği körelmiş; garip, âciz, çaresiz, tutacak el arayan dünyalar!

Kiminin veri tabanı, 5 metreküp kozasını oluşturuyor; kiminin ki 500 m3!… Sonra kozalar birbiriyle savaşıp didişmeye koyuluyor!.

“ALLAH” her şeyden ve beşeri kavramdan münezzeh!… Hiç bir şekilde kayıt kavramı düşünülemeyen, sınırlanmayan!. Tüm beşer kavram ve değer yargılarından âri!. Ne ana-babası var ne de çocuğu!.

Kendi ellerinizle üretip, şekillendirip tapındığınız, sonra da afiyetle yanlışlarını eleştirdiğiniz tanrınızın ahlâkı ile mi ahlâklanacaksınız?

Beşeri düşünce, kavram ve değer yargılarından münezzeh, “Allah” adıyla işaret edilenin ne olduğunu fark etmeye çalışıp, olabildiğince “O”nun ahlâkıyla mı ahlâklanacaksınız!?.
eski 19.10.2006, 08:43 Bakara-216 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 411


 
 
Teşekkür etti: 24
Teşekkür aldı: 62 konuda 106 kere
Dünün gelişmemiş beyinlerine, dar kafalılarına, şeklin ötesini düşünemeyen mukallitlerine, bugün ne gözle bakıyorsunuz?

Meselâ, “dünya tepsi gibi düzdür, kenarına gidersen boşluğa düşersin”, diyenlere; “Kurânda yazıyor, Allahın eli vardır” diyerek gökte büyük bir pençe el arayanlara… Kurân’ın temelinin benzetme ve işaretler üzerine kurulduğunu fark edemeyen gelişmemiş beyinlere…

Acaba, yarın da, nasıl bakılacak bugünün dar kafalılarına, gelişmemiş beyinlerine!…

Evrenin boyutsallığını ve algılama araçlarına göre farklı katmanlar ihtiva ettiğini fark edemeyenlere!

Farklı yaratık türlerinin algılama sistemlerine göre farklı evrenlerin söz konusu olduğunu; evrenin başı sonu olmadığını; yalnızca sürekli dönüşümlerin süregittiğini her an yeni bir şanda olarak; gerçekte baş-son kavramlarının göresel olduğunu anlamayanlara!

İnsanın dünyasının, kendisiyle beraber sonsuza dek süreceğini; cehennem ve cennetini bu dünyasıyla yaşayacağını kavrayamayan beyinlere!

Lûtfen bakmayın bize sakın, gökteki göksüzler, yerdeki yersizler! Değerlendirme yapmayın bizler hakkında!… Değmeyiz!.

Biz, kendi minik dünyamızda, küçük mutluluklarla ya da üzüntülerle yaşamımızı kâh cennet kâh da cehennem eden; evrendeki yerinden ruhunun bile haberi olmayan kozalarımızın imparatorlarıyız!!!.

Tek yaptığımız, kendi cehâlet karamızla önümüze gelene kara sürerek, onun seviyemize düştüğünü sanmaktır!.

Kafamızda yarattığımız tanrımızla çok mutluyuz biz, zaman zaman onu beğenmesek, eleştirsek de!.

Çöle sosyal düzen kuralları getirdiğini sandığımız peygamber(?), ona gökten inen bir melek ve nihâyet gökteki tanrımız ile geçinip gidiyoruz işte!

Ne genetiğin evrensel duygusuz hükümranlığından haberimiz var; ne de genetiğin evrensel boyutlardaki yapısını düzenlemiş olan evrensel tek şuurdan!.

Kozamdaki ben, gökteki dev pençe eli olan tanrım; sahip olduklarım(!?), ve onları yitirmekten dolayı yangınlarım, cehennemim!.. Ha, bir de, tabiatıma uygun ele geçirdiklerimden dolayı hayâlimde yaşadığım cennetim!.

Sakın arkanıza dönüp bize bakmayın yarınlardakiler; gökteki göksüzler; yerdeki yersizler!… Zamansız ve Mekânsızın ahlâkıyla ahlâklanmış olarak varlığı devam edenler!
eski 19.10.2006, 08:44 Bakara-216 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:24 .