Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 58 (16 Kayıtlı ve 42 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimiz buyuruyorlar ki: “Hiç bir kimse benim yanımda el açıklığı bakımından, Ebu Bekirden daha büyük (bir vergide bulunmuş) değildir. 0 beni canı ve malı ile hirmaye etmiş ve bana kızını nikahlamıştır.”
Yine peygamberimiz (say.) buyurmuşlardır ki: Ebu Bekirin İMAN’ı, bütün müminlerin imanları ile tartılsa. yine Hz. Ebu Bekir’in imanı ağır gelir. buyurdu.
Ümmetimden, Ebu Bekirden daha üstün bir kimse üzerine güneş doğmadı.” buyurdu.
Ibrahim (a.s.v.)ı görmek isteyen, Ebu Bekirin yüzüne baksın”
Ya Rabbi, beni en çok seven ve ashabımın en iyisi kimdir? dedi. Cenabı Hak: Ya Muhammed, Ebu Bekiris - Sıdddık’tır buyurdu. “Cennetin kapıları üzerinde, Ebu Bekir Habibullah yazalıdır buyurdu.
“Ya Ebu Bekir, sen benim gören gözüm ve bilen gönlüm yerindesin. Buyurdu.
“Allah Teala, Ebu Bekirin bütün kusurlarını affetsin çünkü, o kızı Aişe’yi bana verdi. Hicrette bana yardımcı oldu. Ve Bilal habeşiyi, benim için alıp azadetti. buyurdu. Bu hadisi şerifleri rivayet eden Hz. Ali (k.v.) efendimizdir
Hz. Ebu Bekir (r.a.)ın sözlerinden bazıları:
İyi işler, insanı kötülüğe düşmekten korur.
‘Sabreden kimse: musibete uğramaz; telaş eden de faide görmez.
Uğrayacağınız her türlü felaket, Peygamber (s.a.v)in ölümüyle uğranılan felakete göre hiçtir; onu hatırlarsanız üzüntünüz azalır,
Bilir misiniz hangi günahın cezası daha çabuk gelir? Biri zulmetmek diğeri sıla-i rahmetmemek.
İnsan dünyada ağaca konmuş bir kuş gibidir; Meyveyi yer, neticeyi bilmez. (1)
Bir arabi “Hz. Ebu Bekir Cennette midir?” diye sorunca Hz. Ali efendimiz, ey arabi keşke anan seni doğurmasaydı, yahudi öleydin. Hz. Ebu Bekir, Peygamberin hayatında veziri sonra da halifesi idi. Kim buna inanmazsa, doğru yoldan çıkmış demektir. Parlak bir yıldız nasıl yeryüzünü aydınlatırsa, Hz. Ebu Bekir de Cennettekileri öyle aydınlatır. Cennette Sıddıkın nuru ile aydınlanmayan hiç bir saray, hiç bir köşk de yoktur. Ey Arabi, Hz. Sıddık ölümüne yakın beni çağırdı da “Canım, gözümün nuru dostum, azizim, ölümüm yaklaştı. Beni ölünce —Resmi Ekrem’i gaslettiğin gibi— mübarek elinle yıka, kefene sar, tabuta yerleştir ve cenaze- mi peygamberin türbesinin kapısı önüne koy da: “Ya Resülullah, Hz. Ebu Bekir kapıda, içeri girmesi için emir bekliyor” de, eğer kilit anahtarsız kendiliğinden açılırsa, beni Seyyidi alem efendimizin arka tarafına ve eğer kilit açılmazsa garibler mezarlığına gömün” buyurdu. Ey Arabi Sıddık Hz.leri ölünce aynen vasiyetleri üzerine, cenazesini Peygamberin türbesinin kapısı önüne koydum, izin istedim kilit hemen kendiliğinden açıldı. Arkasından da hemen “Habibi habibe getirin.— Yani seveni, sevdiğinin yanına koyun.” diye bir ses işitildi. .
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Hz. Ebu Bekir (r.a.) dünyasını değişince, peygamberimizin öldüğü gün olduğu gibi, Medine-i Münevvere elem ve keder içinde çalkalandı. Hz. ALİ (k.v). işitir işitmez ağlayarak “İnna lillah ve irına ileyhi raciun” dedi. Ve Hz. Sıddıkın kapısı önüne gelerek “Ya Ebu Bekir, Allah sana rahmet etsin, sen Resülullahın dostu, sırdaşı ve muavini (müşaviri) idin. İslami evvela sen kabul ettindi. Senin imanın bütündü. Allah’tan korkun çok büyüktü. İçimizde en zengin, en cömert sendin. Senin Peygamberle olan dostluğun herkesten ziyadedir. Her şeyde en ilerde sendin. Resülullahın yanında derecen çok yüksek ve çok geniştir. Ona sen akrabalarından daha yakındın. Tabiatta, boyda, bosta, yüz ve güzellikte Resülullaha (s.a.v.) en çok benzeyen sendin. Peygamberin gözü, kulağıydın sen. Herkes Resmi Ekrem’i yalanlarken, onu yalnız sen tasdik ettin. Hakk Teala seni Kur’an-ı Kerimde sadakatla andı. Ve Peygamberin ikincisi diye vasıflandırdı. Sen Allah’ın dininde. sebat ettin. Çokları dininden dönünce, sen hepsini yeniden hak dinine getirdin. Sen düşmanların önünde kaya gibi olurdun. Kuvvetli rüzgarların oynatamadığı dağ gibiydin. İşin hak, sıfatın ilim, sözün ise doğruluktu. Senin ölümünün felaketi muhacir ve ansar arasında pek büyüktür.” diyerek ağladı, ağladı ve kanlı gözyaşlan döktü... Sonra da “Hakk Teata’nın bize emrettiği her şeyi kabul ettin ya Ebu Bekir. Müslümanlara Resülullah’ın vefatından sonra senin vefatın kadar büyük bir acı yok tur. Hakk Teala seni Hz. Muhammed’in huzuruna eriştirsin, bizi senin mükafatından ve bereketinden yoksun etmesin. Senden sonra bizi azgın eylemesin.” dedi.
Hz. Ali (k.v.)nin sözleri bitince, o vakte kadar sessiz ve sedasız dinleyen ashab bağırarak: ‘Doğru söyledin, ey sevgili Peygamberimizin damadı.’ dediler.
Hz. Ebu Bekir (r.a.) efendimiz, Hicretin on üçüncü senesi cemaziyel ahirin bitmesine sekiz gün kala, Salı gecesi akşam ile yatsı arasında (63) altmış üç yaşında olduğu halde Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Rahmetullahi aleyh.
Son sözü şu oldu: ‘Ya rabbi, Müslüman olarak RUHUMU al ve beni iyilerin yanına gönder.”
Nakşibendi SİLSİLESİNDE Emaneti Bizzat Resülullah (s.a.v.)den ‘SEVR MAĞARASINDA” almıştır.