7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 65 (18 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.

Online   adımmaviş, aicha, Almula, bir lahza, canane, DeRCan, Endülüs, eylül, hayalii, karduası, siyahsancaktar, tÜrkÜ, TULU, turab, uşaklı, Vefa571, _eslem_ Dagistan



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Tasavvuf » Abdulkadir Geylani Hazretlerinden Öğütler...


 
Seçenekler
.........
 
iklimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.436




Teşekkür etti: 4.145
Teşekkür aldı: 1.883 konuda 6.443 kere
kucult  büyük
Abdulkadir Geylani Hazretlerinden Öğütler...

Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinden Öğütler



Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü
görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN'ın rahmet nazarından
uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de
kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin
kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle
o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.

***

Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma,
imanınla yap. Kötülükleri ancak İMAN yıkar. Bu durumda RABB?in sana
işlerinde yardımcı olur. O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O
kötülüğü ezer ortadan kaldırır. Eğer bir kötülüğü nefsin için,
halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil
olursun. Her işte HAKK'ın rızası aranmalıdır.

***

İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle
dolu. Gönlün İSLAMİYET'e açık değil. İç alemin harap, dışın mamur,
bütün sayfaların günah karası. Sevdiğin ve arzuladığın yalnızca
dünya.

Kabir kapısı açık ve ahiret sana doğru gelmekte. En kısa zamanda
aklını başına topla, yalnız dünya azığı toplamaktan vazgeç de ahiret
azığını toplamakta acele et...

Sabırlı kulların bu dünyada çektiği cefa, Yüce Allah'ın (C.C)
gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun O'nun uğruna sabır yolunu tutun,
yıllarca ecrini alırsınız. Ömrü boyunca "Kahraman" lakâbıyla gezen,
onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır.

***

Ey evlad, önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da
başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de
biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının islâhı ile uğraşma
yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi
görmüyorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?

***

Size gereken, Yüce Yaratanı sevmek ve O?ndan başka kimseden
korkmamaktır. Ve bütün işleri onun rızasını gözeterek yapmak...
Bunlar "Kalp" le olur, dil gürültüsüne getirip söze boğmakla olmaz.
Sonra mihenk taşına vurulunca utanırsın. Kuru davaya kimse inanmaz.
Halk arasında söylediğin sözleri yalnız kaldığında söylüyormusun?...
Aynı duyguları tek başına kaldığın zaman da duyman mümkün oluyor
mu?... İşte bunları yapabiliyorsan mesele yok... Kapı önünde
"TEVHİD", içeriye girince "ŞİRK", yakışır mı? Bu, nifak, ikiyüzlülük
alametidir, içi bozuk olmanın ta kendisidir. Acırım sana, sözün
kötülükten sakınma hakkında, kalbin ise fitne çıkarmaya istekli.
Şükrü dilinden bırakmıyorsun, ama kalbin daima itiraz halinde.

***

Geliniz aşırı, uygun olmayan arzularımızı bir yana atıp YARATANIMIZA
koşalım. Bu yolda biraz perişanlık çekelim. Ne olur sanki biraz
zahmet çeksek? O'na vardıktan sonra bütün çekilen sıkıntılar
unutulur. İçimize ve dışımıza hükmeden nefsimizi HAK yoluna
çevirelim, Rabbimizin Elçisine, Sevgilisine başvuralım, O'nun
eteğini bırakmayalım.

***

Bütün amacın yemek, içmek ve arzularının tatmini olmasın. Bunların
hepsi amaç değil, Yüce ALLAH'a (C.C.) ulaşmak için birer araçtır.
Bütün hedefin sana en çok gerekli olana ulaşmak olmalı. Sana en
gerekli olan ise YARATAN'ındır. O?nu ara. Her şeyin bir bedeli olur.
Dünyaya AHİRET, yaratılmışlara ise bedel YARATAN'dır. Dünyayı
kalbinden atarsan yerini HAK alır.


(DEVAMI GELECEK İNŞ..)
__________________
Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır
Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır
Takdir sahibi halimizi biliyor
Bizim tedbirimizin üstünde
Allah'ın(cc)tedbiri vardır...

Konu iklimya tarafından (14.09.2007 Saat 12:13 ) değiştirilmiştir..
eski 14.09.2007, 12:08 iklimya isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
kûnfeyekûn
 
MafraK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 1.858




Teşekkür etti: 1.188
Teşekkür aldı: 1.513 konuda 5.123 kere
kucult  büyük
Allah razı olsun
eski 14.09.2007, 16:42 MafraK isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
MafraK isimli üye'ye teşekkür edenler
Üye
 
pinokyo69 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.07.2007
Mesajlar: 37




Teşekkür etti: 19
Teşekkür aldı: 11 konuda 22 kere
kucult  büyük
tşkler.devamını bekleriz.
eski 14.09.2007, 23:10 pinokyo69 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
pinokyo69 isimli üye'ye teşekkür edenler
.........
(Konuyu Başlatan)
 
iklimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.436




Teşekkür etti: 4.145
Teşekkür aldı: 1.883 konuda 6.443 kere
kucult  büyük
Yaşadığın günü ömrünün son günü bil, işlerini ona göre ayarla. Bu
duygu sana yeter.

***

"ALLAH'tan (C.C) başka ilah yoktur," dediğinde bir "DAVA" peşine
düştün demektir. Her davada şahit isterler, şahidi olmayan davasını
kaybeder. Ayrıca bu uğurda gelecek her türlü sıkıntıya göğüs gerip,
sabır göstermek de birer şahid sayılır. Bunları yaparken İHLAS'lı
olmak gerekir.

***

Hiçbir söz amelsiz ve ihlassız kabul edilmez. Kainatın Efendisinin
(S.A.V) yolu İHLAS'tan ibarettir.

***

Dünyalık toplarken dikkatli ol. Gece odun toplayan gibi olma. Elini
uzattığında neyi alacağını önceden kestirmelisin.

Gece odun toplayan eline geçeceğini bilemez, seni de ona
benzetiyorum. Ayık ol, sonra felaket büyük olur.

***

HAK'la çekişme, nefsin için O?nu kötüleme, malın azaldı diye O'nu
itham etme, insanlar sana yüz vermiyor diye O'nu suçlama. Suçu
kendinde ara. Her işin kendi keyfine uygun olmasını istiyorsun, en
büyük hüküm senin mi yoksa O'nun mu? Sen mi fazla biliyorsun yoksa
O' mu? Merhametin O'nunkinden fazla mı?

Sen ve bütün yaratıklar O'nun kuludur. Her şeyde yalnız O'nun hükmü
geçer bunu sakın unutma.

***

YARATAN'ın rızasına erme yolunda yapmacık hareketler fayda getirmez,
bu yolda yersiz arzu ve boş temenni ile yürünmez. Hele içi başka
dışı başka birinin eline hiçbir şey geçmez. Bir de yalancılık ortaya
çıkarsa felaket o zaman başlar. Eğer bu hallerin azı sende varsa
hemen tevbe et ve tevbeni bozma. Tevbe etmekten ziyade, tevbeyi
bozmamak esas hünerdir.

***

Böbürlenmeyi bırakın, Yüce ALLAH'a (C.C) karşı büyüklük satmakta
neymiş? Kullara da kibirli davranmayın, haddinizi bilin. Varlığınıza
tevazuyu yerleştirin. Önceden ne olduğunuzu düşünün; bir damla su.

Sonrası ne olacak malum...Bir hendeğe yuvarlanacak bir ağırlık. Hali
böyle olana büyüklük taslamak yaraşır mı?

Hırsa kapılmayın, kötü arzular sizi esir etmesin. Dünyalık adamların
kapısını aşındırmayın. Ezilip büzülerek onlardan dünyalık dilenmek
size yakışmaz, sabırla doğru yoldan nasibini arasan daha iyi olmaz
mı? Ya bir de yaptığın dilenciliğin sonu boşa çıkarsa... Sevgili
Peygamberimizin (S.A.V) "En büyük belâ, nasibte olmayanı aramaktır,"
buyruğunu hiç duymadın mı? Nasibte olmayanı kullar hiçbir zaman
veremez. Dünya oğullarının buna hiçbir zaman gücü yetmez.

***

Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH'ın (C.C)
korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O?ndan korkman ve günahları
itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu?
O'nu HAK tarafına çağırman nerede?

Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve
eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir
kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden
kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz. Eğer bu şekilde
davranmazsan, bütün bu uğraşmalarından sana ne kalacak dersin?
Sadece bir yorgunluk ve ağır bir hesap...
__________________
Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır
Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır
Takdir sahibi halimizi biliyor
Bizim tedbirimizin üstünde
Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
eski 15.09.2007, 10:03 iklimya isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
iklimya isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
.........
(Konuyu Başlatan)
 
iklimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.436




Teşekkür etti: 4.145
Teşekkür aldı: 1.883 konuda 6.443 kere
kucult  büyük
Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur? Doğruluğun olmadığı için bilgi sana bela olur. Öğrendin, namaz kıldın, oruç tuttun sebebi sana mal versinler, iyiliğini görsünler, seni öğsünler oldu. Sana yakışır mı bu düşünceler?

Farzet ki halkın sana ilgisi arttı, bunun ölüm anındaki sıkıntıya faydası olur mu acaba? Seni sevenlerle aranda uçurumlar olacak o anda. Topladığın malları başkaları paylaşacak, hesabı ve cezası da sana kalacak.

***

Yazık sana! Cehennemlik işleri yaparken cenneti umuyorsun. Geçici şeylerle avunuyor onları seviyor ve senin sanıyorsun. Ama yakında elinden alacaklar.

Yaratan hayatı sana emanet olarak verdi, O’nun rızası yolunda yaşamanı emretti. Sen ise kendi isteğin, heveslerinin peşinde hayatını tükettin. Sana verilen zenginlik, makam, sıhhat birer emanettir. Bütün bunları YARATICININ rızasına uygun yolda kullan.

***

Ey evlad, ana rahminde seni kim besledi. O halde iken ne kadar acizdin, bu hale seni getiren kim? Sen ise kendi varlığına ve halka dayanmaktasın, parana, mevkine, bilgine güveniyorsun. Güvendiklerin bugün var yarın yok olabilirler. Yüce ALLAH’tan (C.C) başka her kime güveniyor veya kimden korkuyorsan o senin ilahındır. Yakında bütün güvendiklerin yok olur kullarla aran açılır, sana karşı kalpleri katılaşır, kapıları yüzüne vururlar seni kapı kapı dolaştırırlar. Çağırsan yardımına koşan olmaz.

Bütün bunlara sebeb Hak’tan başkasına güvenmiş olman, O’nun nimetlerini başkalarından bilmiş olmandır.

***

Yüce ALLAH’ın (C.C) dininde olmayan şeyleri yapmaya çalışma. Elinde iki şahit olsun; biri KUTSAL KİTABIMIZ, diğeri SÜNNET-İ RESULALLAH. Bunlar seni RABBİNE ulaştırır. Ama sen bu şahitleri bırakıp nefsinin peşinden gitmeye devam ediyorsun. Elinde iki şahidin var; biri zayıf aklın, diğeri de şahsi arzun. Şüphesiz bunlar seni ateşe iter. Firavun gibilerin arasına katar.

***

Ey içi bozuk, yakında öleceksin, öldükten sonra yaptıklarına çok pişman olacaksın ama çok geç...Dilin güzel söze alıştığı için konuştu ve aldandı, ama kalbin hiçbir şeyden anlamaz bir halde. Bu durum seni kurtarmaz. Güzel konuşmayı kalb yapmalı, yalnızca dilin iyi söz söylemesi faydasızdır.

Ey ALLAH (C.C) yolcularını bulamayan; varlığını ve yaratılmışları HAK varlığına perde eden kişi; ağla, başkasına bir ağlarsan kendine bin defa ağla.
__________________
Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır
Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır
Takdir sahibi halimizi biliyor
Bizim tedbirimizin üstünde
Allah'ın(cc)tedbiri vardır...

Konu iklimya tarafından (16.09.2007 Saat 16:27 ) değiştirilmiştir..
eski 16.09.2007, 16:25 iklimya isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #5
iklimya isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
ONURSAL ÜYE
 
dilerim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 2.411




Teşekkür etti: 11.609
Teşekkür aldı: 2.273 konuda 9.364 kere
kucult  büyük
Sana bir misal getireceğim. “ Fena “ üzerine olacak. Şunu demek isterim. Bir sultan, halk içinden seçeceği kimseyi bir beldeye tayin eder. Ona her türlü yetkiyi verir. Bir vali için lazım olan her çeşit nişanları takar. Aradan zaman geçer. O vali kendini beğenmeğe başlar. Padişahın nimetini unutur. Sanki o yer kendisine bakidir. Kendini beğenir,ilk halini unutur, eksiğini hatırlamaz, eski fakirliği aklına gelmez. Halbuki bir zamanlar bir köşede unutulmuştu. Bu kibir o zavallıyı sarar. Kendini çok beğenir. Firavunlaşır. Bu hali çok iyi bilen şah onu azleder. Öyle bir hal alır ki, ilk devrini arar ama eline geçmez.
Padişah ondan yaptıklarının hesabını sorar. Bütün hatalarının cezasını çektirir. Emirlerin yapılmayışı, yasaklara tecavüz etmek o zavallıya pahalıya mal olur. Çok feci bir şekilde hapsolur. En dar yere tıkılır. Büyük sıkıntıya düşer. Devamlı bir ihtiyaç içinde kıvranır. U kıvranma onun için iyi olur. Böbürlenmesi ölür. Kibri gider. Haddini bilir. Nefsi körlenir. Şahsi arzusu söner. Benliğini eritir. Bunlar padişahın gözünden kaçmaz. O şahsın bilgisi bunları kaybetmez.
Bu durumda padişahın merhamet nazarı ona dokunur. Rahmet ve merhamet nazarına mazhar olur. Dolayısıyla, zindandan çıkarılma emrini verir. Bu arada bütün in’am ve ihsanını ona yağdırır. Eski devletini verir. Ayrıca o miktarın iki misli de mükafat verir. Artık bu iş böyle devam eder. Bundan sonra kötülüğe girmez. Kibri, gururu unutur. Saf ve temiz olarak vazifeye devam eder.
İşte bu misal bir iman sahibinin halidir. Bir kimse Allah’a yaklaşınca, Allah onu sever ve seçer. Kalb gözü açılır. Nimet, in’am ve ihsan kapıları ona açık olur.
Zaman olur, o kalb gözü ile kimsenin görmediğini görür, işitmediğini işitir, akla hayale gelmeyen garip işler seyreder. Yerin, göğün hikmetini anlar. Onlardaki esrarı çözmeğe başlar. En güzel vaadi alır. Vaad olunduğu şey kendisine bol bol verilir.
Hak’ka yaklaşır. Onun güzel sözlerini duyar. Bu duygu yalnız safiyetten ve manevi yükselmeden gelir. Bu hale fenaya ermiş kişi kavuşur.
O sözün hikmetini söyler. Çünkü kalbi temizdir. Safiyete ermiştir. O temizliğin nuru, kalbten dile gelir. O nurlu hal, o büyük insanın her halinde sezilir.
Fenaya ermiş olan kibirli değildir. Gönlü engin olur. Dışı mütevazi insanlar gibi olur. Aldığı helâldir. Her haliyle Allah’ın yasaklarına yanaşmaz. İşte bu halde o insan kendinden emin olur. Kendini huzur içinde görür. İşte bu hoşluk bir zaman devam eder, bunun bir daha gitmeyeceğini sanır aldanır. Aniden belaların kapısı açılır. Çocukları yok olur. Malı telef olur. Kalbindeki huzur bozulur. İlk zamanda verilmiş olan bütün nimetler yok olur.
Bu haller bu zatı hayrette bırakır. Üzülür, kalbi kederle dolar. Zahirine baksa yalnız kötülük görür. Kalbine dönse, yalnız hüzün ve zulmet görür. Allah’a dua etse icabet bulmaz. Bir yandan vaad alsa verildiğini göremez. Birine bir şey vermek istese yerine getiremez. Bir rüya görse tabir etmek kolay olmaz. Halka karışmak istese yapamaz. Şayet bir kolaylık bulup halka gitmek istese derhal bela ile karşılaşır.
Halkın eli, bu durumda ona musallat olur. Neredeyse tırnaklarıyla vücudunu parçalarlar. Dilleri ırzına malına dokunur. İlk halinden bazı şeyler anlatmak isterse, diyemez. Evvelce gördüğü nimete karşı, şimdiki belayı hoş görse yapamaz. Bu halde, nefis onu böyle yok eder. Heva, şahsi arzu onu ilk halden alıkoyar. Manevi yolculuğu tükenir. Oluşlar durur. Manevi hal kapanır. Daimi bir telaş içinde kalır. Her gün sıkıntısı üzüntüsü çoğalır. Bu haller devam ederken haberi olmadan manen yükselir. Birden kapı açılır, bu açılış ani olur, açılışla beraber maddi ve manevi varlık yok olur, yalnız ruh kalır.
İşte bu halde işler başka olur. Batıni deruni sesler işitir. İlk söz; Hz. Eyyub’a olduğu gibi tecelli eder:
- “ İşte sana, tatlı su, iç ve şifa olduğunu bil, yıkan!.. Ayağını vur, o çıkar...”
eski 09.10.2007, 03:00 dilerim isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #6
dilerim isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Yeni Üye
 
m.aykutarslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Mesajlar: 14




Teşekkür etti: 1
Teşekkür aldı: 10 konuda 37 kere
kucult  büyük
Sevginin gereği uymaktır, söz dinlemektir, sevgilinin istediği şeyi yapmaktır...

Cenneti kazanmak için fedakarlık lazım, çalışmak lazım, akıl lazım, mantık lazım, dişini sıkmak lazım, sabır lazım ve Allah’ın emrettiği şeyler zor da olsa yapmak lazım.

www.iskenderpasa.com

Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN (Rh.A)
eski 17.10.2007, 07:10 m.aykutarslan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #7
m.aykutarslan isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Tecrübeli Üye
 
Efraiil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.09.2007
Mesajlar: 159




Teşekkür etti: 134
Teşekkür aldı: 131 konuda 384 kere
kucult  büyük
gönlünüze saglık selam ve dua...
__________________
Derdimin şifası sendedir Yarab
Lâl olan dilimin sözü,sendedir Yarab
üryan geldim kapına,günah defterim sendedir Yarab
düçar olmuş dertlerimin eczası sendedir Yarab
eski 17.10.2007, 19:09 Efraiil isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #8
Efraiil isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
ONURSAL ÜYE
 
dilerim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 2.411




Teşekkür etti: 11.609
Teşekkür aldı: 2.273 konuda 9.364 kere
kucult  büyük
mevlana dan

Tasavvufda dört kapı vardır

Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;
"Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?"

"Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım." Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat atmış. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var.Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat atmış. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş,
üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış. Mevlana;

"işte sana istediğin örnekler.... Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi. şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, ynısını sana iade etti
İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokdı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu.

Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.

Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.Onun için dönüp bakmadı bile...
Mevlana
İnsan mahiyeti Allah'a nisbeten izafîdir. İnsanlar mahiyetleri itibariyle de, sınırları itibariyle de izafîdirler. İnsanların kendilerine ait bazı şeyleri duymalarına hakikî duyma denmez. Herkeste duyan, milyarlarca çeşit varlıkta duyan, her bir canlıya duymayı veren, bütün duymaları değerlendiren, içten geçen şeyleri bilen Hak Sübhanehu Teâlâ'dır. Şimdi insan kendi duymasını böyle bir duyuşun yanında bir yere koyup kıyas edince kendi duymasına zerre bile diyemez. Zerre bile dese haddi aşmış, hadden efzûn bir laf etmiş ve saygısızlık yapmış olur.

Bu zaviyeden bakınca Cenâb-ı Hakk'ı gösterme adına insanın kendini unutmaması demek benliğini bir ibre gibi kullanarak O'nu bulması, duyması, hissetmesi, görmesi ve O'nunla yetinmesi demektir. O'nu bulunca insan her şeyi bulmuş, O'nu kaybedince de her şeyi kaybetmiş olur. İnsanın benliği tıpkı bir kıblenüma gibi Allah'ı bulmak için bir ibre görmektedir diyebiliriz. Kıblenüma malum olduğu üzere kıbleyi gösteren pusula demektir. İnsan onu önüne koyar ve kıbleyi bulur. Kıbleyi bulduktan sonra da kıblenümayı kaldırır bir kenara koyar. Allahuekber deyip tekbir alır namaza durur

İşte insanın mahiyetini unutmaması, meseleyi kendine bağlaması, kendini çok iyi okuması, bir kıblenüma mahiyetindeki benliğiyle gerçekten kıbleyi bulması, sonra kulluk namazına durması, durduktan sonra elinin tersiyle benliğini itmesi ve benim artık kıblenümaya ihtiyacım yok diyebilmesi meselenin özeti olarak söylenebilir. Bu yönüyle insan benliğinin alınacak yerleri olduğu gibi atılacak yerleri de vardır. Burada muvazeneyi koruma esastır
Hayati nurumuz ruha dalga beden dedik.O nuru özde hissediş; Gönül!.. Gönül;
Kâbe sayılmış. Allah gönüllere nazar ediyor. Gönül; gönül vererek alınıyor.
Verebilmiş,sevebilmiş,teslim olabilmişseniz içinizdeki gönül uyanıyor. Bir güzel gönle bağlananların gönlünde kıvılcım çakıyor da tatlı bir yangın başlıyor.

Aslolan karanlıktır. Uzay karanlık, Mağara karanlık, Rahim karanlık, Gece karanlık. Allah karanlıklar içinde yaratır evreni, insanı. HAY sıfatının tecelligahı SETTAR ismidir. Örtü gerekir, karanlık gerekir yeni bir hayat başlasın diye.
Neyin sızısı kanlı gözyaşlarına konu olmuş bir aşk yolunun habercisidir. İnsan da, Sevgili'ye ulaşmak için kanlı gözyaşlarını dökmelidir. Mecnun gibi, Leylâ'nın yolunda çöllere düşüp, başka her şeyi yok bilmedikçe, bu aşkın hakkını vermiş olamayız. Şükür ki, bize düşen Leylâ değildir sadece. Leylâ'dan Mevlâ'ya yol vardır ki, Mevlâ'ya götüren Leylâ'lar da bizim çölümüzdür. Bu yüzden, Mecnun'dan çok daha fazlası beklenir Mevlâ'nın yoluna düşmüş olandan. Leylâ'ların hepsine 'Lâ ilâhe' demeli ki, Mevlâ için 'İllallah' diyebilsin.
Aşkın sırrı, ötelere aşina olanların kârıdır. Gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, duyduğunu duyduğundan ibaret bilen gözler ve kulaklar öteleri görmeye hazır değildir. İnsanın ağlayışının sırrını, insanın tamamlanmamışlığının hikmetini, ancak gördüğüne razı olmayan gözler görebilir, duyduğundan ötesini duymak isteyen kulaklar işitir. Feryat herkesin kulağına erişiyor, ağlamanın göz yaşı herkesin gözüne değiyor ama sır gözün gördüğünden ve kulağın duyduğundan ötededir.

İnsan da, Sevgili'ye ulaşmak için kanlı gözyaşlarını dökmelidir. Mecnun gibi, Leylâ'nın yolunda çöllere düşüp, başka her şeyi yok bilmedikçe, bu aşkın hakkını vermiş olamayız. Şükür ki, bize düşen Leylâ değildir sadece. Leylâ'dan Mevlâ'ya yol vardır ki, Mevlâ'ya götüren Leylâ'lar da bizim çölümüzdür. Bu yüzden, Mecnun'dan çok daha fazlası beklenir Mevlâ'nın yoluna düşmüş olandan. Leylâ'ların hepsine 'Lâ ilâhe' demeli ki, Mevlâ için 'İllallah' diyebilsin.

Can çekişiyorum zamanın kıskacında,sancılarım bana unutturuyor kendimi
Kayboluyorum ağrılarım içinde,etime bıçak gibi saplanıyor sızılarım.
Ne gelecek hayallerim aklımda ne bitmez telaşlarım…
Bazen sadece bir baş ağrısı yenik düştüğüm,bazen bir kaç derece fazlalık;ateş…
Bu kadar yeter çok önemli planlarımı (!) alt üst etmeye
Sonrasını geç !

Kıvranırken,ellerimi sıkıca bağlamışım kendime.
Elim uzanmıyor sevdiklerimin ellerine,onların ellerinde tutunamıyor.
Kendime anlatıyorum dertlerimi.Yalnız kendim anlıyorum kendimi.

Ruhumda el çekmiş bel bağladıklarından.
Şimdiden devriliyor gibi “sarsılmaz” fikirleri
Boşuna yük etmişim aklıma bu zifirleri
Yeni yeni anlıyorum neden bu denli inlediğimi:

Baş ucunda beklerken hastalığın,farkettim de bir kaç şeyi:
Sahi! Nerdeler hayallerim ? Nereye kaçtılar sicim gibi ?
Hele o ! O rutin işlerim. Hani olmazsa olmazlarımdandı.
İtiraf etsin hadi , gitti , gitti işte hepsi !
Umutlarım bile mi ? Ah evet ! Onlar yiteli çok olmuştu zaten.

Ve nihayet yalnızım işte !
Şimdi ne altında ezildiğim o bitmez telaşlarım
Ne kendisi gelmeden yorulduğum “gelecek hayallerim” yanımda.
Sadece ben varım hayatta.
Pek de yalnızlık değil aslında,”yalınlaşmak” denir buna.
Ve kendime geliyorum yakınlaştıkça aslıma.

Benimle olduğunu zannettiklerim…
Benden izin almadılar ki hayatıma girerken,izin alarak çıksınlar…
İzin alarak sahiplenmedim ki izin vererek bırakayım.
Kıtlıktan çıkmış ırgat gibi saldırırken tarlaya
Düşünmeliydim,bunların bir sahibi olacaktı aslında.
Gelip el koyacaktı tarlasına.Ki ben kim olduğumu hatırlayayım.
Ve böylece tarladan çıkıp kalakalınca ortada
Aslıma dönüp kendime geldim haddimi bildim.
Her olayın merkezi sandığım ,başrol oynadığıma kandığımdan beri
İşsiz güçsüz bir ırgattan pek de farklı değilmişim meğer.
Gözümde büyütüp kendimi işe yarar bildiğim ben
O ahmak adamın yaptığını yapmışım yıllarca.
Hani gemiye binmiş yüküyle de yol boyunca sırtından indirmemiş..
Benim yaptıklarım da o kadar ahmakçaymış aslında.
Dert edindiklerim,yük bildiklerim bırakıversem kendi hallerine gideceklermiş.
Sahiplenmeseymiş onları,sadece “emanet bırakıldıklarını” hatırlasaymışım.
Bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.

Aciz olan benim,
Bir kollayanım olacaktı elbet kendimi dev sanmasaydım.
Emanet ağır yük! Değil ki sahiplik…
Bu yüzden ezildim işte,bir düzine cahillik
Kaldıracağım kadar verildi bana.
Daha fazlasına karışarak kendime eziyet eden benim.

Bunca şeyi anlayınca,”inşaallah”,
Çoktan dilimin en zarif duası oldu bile.
Yeniden kabul edilmenin beklentisiyle “inşallah” derken içten içe
Ne sunulan tarlalara baktım ne de başka bir şeye.

Zaten iyisinden bir tevekkül borçluyum rabbime

“inşaallah” dedikten sonra başlayan işe
Ruhum uyanıverdi,hani o yıllardır durmadan kıvranan
Sen de yeter ki onu an ,çünkü
İnşallah derse yakaran inşa eder Yaradan
eski 18.10.2007, 10:42 dilerim isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #9
dilerim isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
ŞEHiD
 
Üyelik tarihi: 17.10.2007
Mesajlar: 227




Teşekkür etti: 1.126
Teşekkür aldı: 206 konuda 808 kere
kucult  büyük
Çok etkileyiciler hepinizin gönlüne sağlık, selametle
eski 18.10.2007, 11:45 musafaha isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #10
musafaha isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:10 .