| | Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan | 1 | 2 | > | | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 19.09.2007
Mesajlar: 112
Teşekkür etti: 229
Teşekkür aldı: 98 konuda 317 kere
| Mürşid İhtiyacı Mürşid İhtiyacı
Abdülkadir Geylânî kuddise sirruh buyurur ki:
“- Allah’ın kelâmı Kur’an’a ve Resûlullah’ın sünnetine uymadıkça senin için felâh, kurtuluş yokdur.
Allah’ın kelâmını ve Resûlullah’ın sünnetini bilen ve onlarla amel eden mürşidlere uyunuz. Haklarında hüsn ü zan besleyiniz. Bilmediklerinizi onlardan öğreniniz. Onların huzurunda güzel edeble hareket ediniz. Onlarla beraberliğinizde usûl ve âdâbâ riayet ediniz. İşte o zaman felâh bulur, kurtuluşa erersiniz. Siz Allah’ın kitabına, Resûlullah’ın ahlâkına ve bunları iyi bilen ve hükümleriyle amel eden mürşidlere uymadıkça asla felâh bulamaz, kurtuluşa eremezsiniz. İşitmediniz mi ki bir sözde şöyle söyleniyor:
– Kim ki sırf kendi aklı ile hareket eder, kendini başkalarından müstağni sayarsa dalâlete düşer.
Senden daha bilgili olanların sohbetlerine iştirak etmek suretiyle nefsini kötü ahlâkdan temizle. Ruhunu terbiye et, ahlâkını güzelleşdir. Önce kendi ruhunun terbiyesi, kendi nefsinin ıslâhı ile meşgul ol. Sonra da başkaları ile ol. Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:
– Önce kendi nefsinin terbiyesi ile işe başla. Sonra da başkalarına yönel.”
İmam Gazali kuddise sirruh, Âdâb-ı zikr’e mahsus risalesinde diyor ki: Terbiye etmek suretiyle kötü ahlâkını atıp onun yerine güzel ahlâkı yerleşdirmesi için salikin, mürşid ve mürebbi bir şeyhin terbiyesine girmesi şarttır.
Aslında terbiye: Toprağın diken ve yabani otlarını söküb nebatının güzelce büyümesini ve olgunlaşmasını sağlamak için çalışan çiftçinin işine benzer.
Rûzbehan Bakli, Arâisü’l-beyan’da buyurur:
– Muhakkak Allah Teâlâ ezeli bir sünnet koymuştur ki onu kimse yerine getirmeden hiç bir kimse Hakka vâsıl olamaz. Bu da bir mürşidi kamile kalbi bağlamakdır.
Bu yolu ancak Allah’ın kendisine, ârif-i billah bir üstad nasib etdiği, bir üstadın “Dini anlayış tarzının” onun terbiye usûlünün ruhî ve kalbî miraçlarının neş’esini duyabilen salikler bulabilir.
Kutburrabbani Erbili hazretleri kuddise sirruh (Divan-ı Es’ad’da) buyurur:
Bir mürşidi kâmile teslim olan kimsenin kötü hali düzelir. Huysuzlukları, taşkınlıkları bertaraf olur. İtikadı kuvvetlenir. Evvelce taş misali olan gönlü huzura kavuşur. Yumuşar. Allahü Teâlâ’yı daha yakından tanıdığı için aşkı, şevki artar. Zikrullaha istidad peydah olur.
İnsanın, Firavun tabiatındaki en büyük düşmanı olan nefsi, eski kötülüklerinden sıyrılıb, ahlâkı hamide sıfatına tebeddül eder.
Kişi Hak nazarındaki hatalarını bilir, anlar ve tevâzû yoluna bürünürse, Allah Teâlâ ve tekaddes hazretleri, onun en ehemmiyetsiz gibi görünen ameline dağlar gibi cesim büyük sevab ve dereceler verir.
Çürük, gafilane halleri, sağlam, sıhhatli olur. Zehir gibi acı halleri, bal ve yağ nasıl leziz ve tatlı ise onlar da öyle şekerli ve leziz olur. Çünkü o hatasını bilmiş, yani Allah Teâlâ’nın kudreti ilâhîsi önünde küçüklüğünü, acizliğini anlamış ve itiraf etmişdir.
Bundan dolayıdır ki onun evvelki en çorak verimsiz ve gafilane amelleri mürşidi kâmilin nazarıyla (Cenab-ı Hakk’ın izni ile) yemiş veren bereketli, münbit mahsuldâr topraklar gibi olur.
Abdulkâdir Geylânî kuddise sirruh gene buyuruyor:
– Müride behemehal bir kılavuz, bir delil lâzımdır. Zira o öyle bir çöldedir ki, orada akrepler, yılanlar, afetler vardır. Susuzluk vardır. Yırtıcı vahşî hayvanlar vardır. İşte kılavuz onu bu afetlerden sakındırır. Su bulunan yerleri gösterir. Meyvalı ağaçların bulunduğu bölgelere götürür. Halbuki tek başına, kılavuzsuz olduğu takdirde, yırtıcı hayvanların, akreplerin, yılanların, afetlerin bulunduğu bölgelere düşer, perişan olur, mahvolur.
Ey dünya yolunda yolculuk eden kişi! Kafileden, kılavuzdan ve arkadaşlardan ayrılma! Aksi halde malın da, rahatın da elinden gider.
Sen ey ahiret yolcusu, daima kılavuzla beraber ol. Kılavuzla birlikde bulun. Ta o seni varacağın yere ulaşdırıncaya kadar.
Yolda kılavuza yani mürşide hizmet et. Ona karşı edepli ol. Onun re’yinden ayrılma. Böylece o sana hakikatları öğretir. Seni kendisine yaklaşdırır. Sonra senin necabetini, sıdkını, ve maharetini gördüğünden yolda senin naib olman için talebde bulunur. Böylece seni yolun emiri, yolcuların da sultanı yapar. Seni gidilen yolda ve binilen vasıtalarda kendi yerine halife yapar. Nihayet gide gide seni peygamberinin huzuruna kadar getirir. Ona teslim eder. Seni ona yaklaşdırır. Daha sonra, senin kalblere, hallere ve manalara naib olmanı taleb eder. Böylece sen Allahü Teâlâ’nın kulları arasında elçi olur, Peygamberimiz sallâllahu aleyhi ve sellemin maiyetinde hademe durumuna gelirsin. Vazifen icabı olarak da kâh halkın yanına gelir, kâh Allah’ın huzuruna gidersin. (Sadık dânâ k.s) | 
28.12.2007, 22:16
|
handenur isimli üye'ye teşekkür eden 21 üye:
Almula, aşkınsonhecesi, barla_21, Dagistan, dilara92, dilerim, DuaLar, edeb, hafsa, Hak-dilaram, HamS, kuzcali, MAG-73, mesutizm, nesimi, sahrud, Sakallı, selma, siyahsancaktar, TevekkuL, ŞüHeDa | | | ER HAMİL
Üyelik tarihi: 06.11.2007
Mesajlar: 757
Teşekkür etti: 4.814
Teşekkür aldı: 721 konuda 3.388 kere
| En yüksek puan kaçsa O | 
28.12.2007, 22:30
| |
nesimi isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
| | | Tevbe Geciktikçe Zorlaşır
Üyelik tarihi: 27.01.2008
Mesajlar: 563
Teşekkür etti: 5.822
Teşekkür aldı: 545 konuda 2.279 kere
| Okumayanlar için 
__________________ Allahu nâzirî Allahu hâdirî Allahu maî | 
26.07.2008, 19:34
| |
HamS isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Hep S (ö) y (lüyorum)
Üyelik tarihi: 17.07.2008
Mesajlar: 270
Teşekkür etti: 762
Teşekkür aldı: 258 konuda 988 kere
| Bu devirde kurtulmanın yolu kurtulanlarla beraber olmaktır! Şah-ı Nakşibend (K.S)
__________________ Ki şairin sesini duymakta değilken gözlerinin es vurduğu dilin. Surlara gözün değerse bir imza attım o c-andan. Ve kız kulesi haykıracak ona emanet bıraktığım okunan bir selayı... Ki şairler Gece iken ölürmüş bu kentte. Hiç bir şeye dönmeyen dilin şimdi belki çığlıklanır: EL - FATİHA...
Hep S(ö)y(lüyorum) nasılsa... Şimdi son bir yazı... Son bir ölüm... | 
26.07.2008, 20:46
| |
sahrud isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633
Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
| Siz Allah’ın kitabına, Resûlullah’ın ahlâkına ve bunları iyi bilen ve hükümleriyle amel eden mürşidlere uymadıkça asla felâh bulamaz, kurtuluşa eremezsiniz. İşitmediniz mi ki bir sözde şöyle söyleniyor:
– Kim ki sırf kendi aklı ile hareket eder, kendini başkalarından müstağni sayarsa dalâlete düşer. hazreti pir de aklın varsa bir başka akılla dost ol derken acaba mürşidi kamili bulmayı mı kastetmiştir. | 
27.07.2008, 19:24
| |
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633
Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
| İmam Gazali kuddise sirruh, Âdâb-ı zikr’e mahsus risalesinde diyor ki: Terbiye etmek suretiyle kötü ahlâkını atıp onun yerine güzel ahlâkı yerleşdirmesi için salikin, mürşid ve mürebbi bir şeyhin terbiyesine girmesi şarttır. | 
27.07.2008, 19:29
| |
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633
Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
| Rûzbehan Bakli, Arâisü’l-beyan’da buyurur:
– Muhakkak Allah Teâlâ ezeli bir sünnet koymuştur ki onu kimse yerine getirmeden hiç bir kimse Hakka vâsıl olamaz. Bu da bir mürşidi kamile kalbi bağlamakdır. | 
27.07.2008, 19:44
| |
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633
Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
| 13850-"Ey hasedle dolu kimse! Sen İnsan-ı kâmil'e minnettar olmasını ne bilirsin? Allah bile onun minnetini çekmektedir."
13855-"Zamanın kutbu olan (İnsan-ı Kâmil)in kelamına karşı naklî ilmi, su varken teyemmüm etmek gibi bil."
13856-"Ey sâlik; kendini ebleh kıl ve bir (insan-ı kâmil)e tâbi olup, onun izinde yürü. kurtulmayı ancak bu eblehliğin sayesinde bulursun."
13865-"Bu yolda nam ve nişanı bırak, kılavuzun kımıldamayınca sen de kımıldama!"
Kılavuz kımıldanmadan kımıldanmamak, mürşid-i kâmile tamamiyle tâbi olmak tavsiyesidir.
13866-"Bir kimse başsız kımıldanırsa o kuyruk olur. Onun kımıldanması akrebin hareketine benzer."
Hazret-i Mevlana
Şerh-i Mesnevi Tahir-ül Mevlevi | 
14.08.2008, 07:22
| |
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| Kuran’da geçen dost ( veli) kavramı ile ilgili olarak ayetler arasında bir çelişkinin olduğu iddiasında bulunulmakta. Bu iddiaya delil olarak kullanılan iki ayet şöyledir:
İsra 111 Ve de ki: “Övgü, ALLAH’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zayıflıktan ötürü de bir yardımcısı ( velisi) yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
Nisa:125 ALLAH’a teslim olarak iyilik yapan ve İbrahim’in tektanrıcı dinine uyandan daha güzel bir dine kim sahip olabilir? ALLAH İbrahim’i dost ( veli) edindi.
sizin yorumlarınız nedir ? | 
14.08.2008, 07:57
| | | Üye
Üyelik tarihi: 07.07.2007
Mesajlar: 92
Teşekkür etti: 758
Teşekkür aldı: 88 konuda 360 kere
| Sevgili kardeşim Edaen siz idiaları değerlendirirken muhakka açın bir tefsir okuyun;
yazınızı okuduktan sonra 3 tefsir açtım sizin dost kavramında çelişki idiası var dediğiniz konu ile alakalı bir şey bulamadım.
Kuran da hiç bir zaman hiç bir çelişki olamaz,,,,
Sizin vermiş olduğunuz isra-111 ve nisa-125 de olan ayet meallerindeki karşılaştırmayı, ayet olarak değilde,
Bir tefsirden 4 - 5 ayet öncesi ile beraber okuduğunuz zaman bu karşılaştırma ile pek alakası olmadığını anlayacaksınız.
Saygılarımla. | 
14.08.2008, 10:00
| |
MAG-73 isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | | | Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan | 1 | 2 | > | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:01 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |