Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 67 (20 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.
FAKİH(Ebu-l-Leys Semerkandî) râvileriile Hazreti Ömer radiyallahu anh’dan şöyle anlatıyor:
-Hazreti Ömer radiyallahu anh bir gün ağlayarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıktı.Rasulullallah sallallahu aleyhi ve sellem sordu: -‘’Ya Ömer, neden ağlarsın?’’ -Ya Rasulallah, kapıda bir genç var; öyle ağlıyor ki; ciğerimi yaktı, deyince.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: -‘’Ya Ömer, onu içeri al; bana getir.’’
O genç ağlayarak içeri girdi.Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona sordu: -Ey genç,niçin ağlıyorsun? -Ya Rasulallah, günahlarımın çokluğuna ağlıyorum.Gazaplı Cebbar Allah’ın bana gazabından korkuyorum.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona sordu: -‘’Ey genç, Allah’a şirk mi koştun?’’ -Hayır, deyince tekrar sordu: -‘’Haksız yere birini mi öldürdün?’’ -Hayır! Deyince Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: -‘’Allah günahları bağışlar.İsterse yedi kat gök, yedi kat yer kadar olsun.İsterse köklü dağlar misalı olsun.’’
Bunu dinleyen genç şöyle konuştu:
-Ya Rasulallah, benim günahım yedi kat semâ,yedi kat yer ve köklü dağlardan daha büyük. Bunda sonra aralarında şu konuşma hasıl oldu.Rasulullah sordu, oda cevabını verdi:
-‘’Günahın Kürsî’den de büyük mü?’’ -Evet,günahım Kürsî’den de büyük. -‘’Peki günahın Allah’ın affından da mı büyük?’’ -Şüphesiz Allah en büyüktür. -‘’O halde yüce olan Allah günahları bağışlar.’’ Rasulullah devam etti: -‘’Şimdi günahını bana anlatabilirsin.’’ O genç adam şöyle dedi: -Senden utanıyorum,yâ Rasulallah!.. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: -‘’Günahını bana anlatabilirsin.’’ Bundan sonra genç şöyle anlatmaya başladı:
-Ben kefen soyucuyum.Yedi yıldan beri kabirleri açarım.Bir gün Ensar’dan birinin kızı öldü.Gidip kabrini açtım.Kefenini soyup çıkardım.Az gittim.Şeytan aldattı.Dönüp geldim.Onunla nefsimi körelttim. Yanından az ayrıldım; o kız ayağa kalktı,bana şöyle dedi: -Ey genç, sana yazıklar olsun!Kıyamet Günü’nün sahibi,Deyyan olan Allah’tan utanmıyor musun?Ki, o yarın Mahkem-i İlahîsinde haksızlığa uğrayanın hakkını zâlimden alacak.Beni, bu ölüler arasında çıplak bıraktın.Allah’ın huzurunda kirlettin.
O genç sözünü bitirir bitirmez.Rasulullah ürperdi.Ayağı kalktı.Bir yandan başının sağa sola sallıyordu.Bir yandan da şöyle buyurdu: -‘’Ey fâsık, cehenneme öyle layıksın ki!... Derhal buradançık.’’
O genç çıkıp gitti.Tam kırk gece Allah’a yalvardı.Kırkıncı gece başını semaya kaldırdı, şöyle yalvardı: -Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ,Adem’in,Havva’nın Allah’ı. Eğer ben bağışlandıysam Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ve arkadaşlarına bildir.Bağışlanmadıysam semâdan bir ateş gönder,beni yaksın.Ahiret azabından beni kurtar.
Bunu üzerine Cebrail Rasulullah’a geldi,şöyle dedi: -Ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, selâm san! Rabbin de sana selâm eder…
Bunu üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: -‘’Selâm Allah’adır.Selâm Allah’ındır ve selâm O’na döner.’’
Bundan sonra Cebrâil Rasulullah’a Allah’ın emrini bildirdi: -Allah-u Teâla soruyor.Halkı sen mi yarattın, Ben mi? -‘’Hayır, beni de, cümle halkı da Allah yarattı.’’ -Onların rızkını sen mi veriyorsun? -‘’Hayır, onların da, benim de rızkımızı Allah veriyor.’’ -Onların tevbesini Allah mı kabul buyuracak yoksa sen mi? -‘’Hayır!Benim tevbemi de, onların tevbesini de Allah kabul buyuracak.’’
-Allah-u Teâlâ emir veriyor.O kulumun tevbesini tam ve hâlis tevbeden sayacaksın.Ben de onun tevbesini kabul ettim.
Bundan sonra, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem o genci çağırdı; müjdeledi: ‘’Allah-u Teâlâ tevbeni kabul buyurdu.’’
Cibril aleyhisselam semadan inmiyor?
Rasulullah'ın zamanında değiliz?
Peki tevbemizin kabul olunduğunu nerden öğreneceğiz?
Tam olarak öğrenemesekte bunun alametleri var mıdır?
El-Cevab: vardır.
'' Hâkim zâtlardan birine sordular-aynı eserden iktibas-:
-Tevbe edenin tevbesinin kabul olunduğuna dair işaretler var mıdır?
Şöyle dedi:
-Evet,vardır; şu dört şeydir:
a) Kötü arkadaşlardan ayrılmak, onlara karşı direnmek ve iyi kimselere katılmak.
b)Bütün günahlardan kesik; bütün taatlara dönük olmak.
c)Dünya sevgisini kalbinden çıkarmak, ahiret hüznünü kalbinde bütünü ile duymak.
d)Allah'ın kefil olduğu rızık işi ile kalben meşgul omaktan kendini almak.Asıl kendisine emrettiği işle meşgul olmak. ''
insan ömrünün sonuna kadar hata işlemeye muktedir yaratılmıştır, aynen hayrlı işleri işlemeye müsait donanımda yaratıldığı gibi...
şeytanın imanda erdiği kemalatı emin olun çok az insan görmüştür ki şeytan yaşadığı zamanın birinde bir belini kırmamanın cezasını, özüyle azablanma ile ödemeye mahkum edildi.
başa ne gelirse gelsin, ne geliyorsa hepsi insanın beceri portföyününe kayıtlıdır.
sonra bir zaman bir bir kayıtlar dökülecek ortaya ve el Adil dilerse er Rahim/es Settar ismi şerifleri ile dilerse şedid ül ikab sıfatıyla yargılayacak yahud yarlıgayacak...
sürdükçe yaşam, hodri meydan!
mükteseb hak geri alınmaz!
__________________ İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!