Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 50 (14 Kayıtlı ve 36 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
...."Hülasa; "SUFI" kelimesine bir sebep ve münasebet aranmaksizin, kalp safasina, gönlü, bütün yabancilardan arindirma ve ilahi zikirle ruhu donatmaya malik olanlara isim olarak verilmistir.
Bu üstün taife ise "ehemmi takdim" ölcüsününe riayetle, böyle kiyas ve kelime istiyakiyle mesgul olmaktan kacinmislar ve kiymetli vakitlerini, pek az faydasi olan bu gibi seylerle zayi etmemislerdir."
TASAVVUFUN TARIFI:
"TASAVVUF kalbe gelen nurlarin, ilahi manalarin keyfiyetinden ibarettir; yoksa, ALLAH`i anmanin kemmiyeti degil..." - EBU HÜSEYIN-
"-Keremli zamanda, keremli insanlardan, keremli topluluklar icinde beliren keremli ahlak..." -MUHAMMED BIN ALI EL-KASSAB-
TASAVVUFUN GAYESI:
ULVI ve süfli...
Bu iki zit hakikatten tesekkül edici birlik heyetinin azasindan olan ruhun, letafetinden dolayi, unsurlarin kesafetini almasi üzerine, sözkonusu "birlik heyeti"nin kötü ahlaka meyli artar -ve o zit hakikatlerin birligi icinde maglup ruhun icabindan olan -iyi ahlaka da meyli azalir.
Heyetinde zit hakikatleri birlestiren insan, tasavvuf yoluna girip de, ruhun hakikatine uygun zikirle mesgul olunca,
"kim birseyi severse, onu cok anar"
ve "kim bir seyi cok anarsa, onu daha cok sever"
ölcüsüne göre, ALLAH lafzi ve TEVHID kelimesinin alti latifesi üzerinde, hayal yoluyla gidip gelisinden, ilahi ask ve muhabbet hissine yükselir.
Bu ask ve muhabbeti arttiran Ilahi zikir, ALLAH`in emrinden olup insana nefhedilmis bulunan ruha da kuvvet verir ki, böylece ruh, tesekkülüne aldigi beseri aliskanliklari terketmek suretiyle, unsurlarin, yani kesafetin geregi olan katilik ve siddet, zayif düser; böylece de ulvi hakikat galip ve süfli hakikat büsbütün maglup olur.
Öyle ki, avam, nasil kötü ahlakin geregi olan isleri yapmaktan geri kalmazsa, kendisinde ulvi hakikatlerin galip geldigi havas da, seckinler de, öylece iyi ahlakin geregi olan isleri yapmaktan asla geri kalmazlar ve onlari tam bir mükemmellik ve kolaylik icinde vecdle yaparlar.
Yine o derece ki; nasil avamin, nefsini ancak zorlayarak, bir iyi is yapmasi mümkün olabilirse, seckinler de öylece nefselrini cebrederek, ancak kötü huylardan birini islemye imkan ve istidat bulabilirler.
ALLAH`in lutfu ve inayetiyle ondan da mahfuz kalirlar.
"Nefsani isteklere meyl, Rabbani dostluk ve huzura manidir."
UBUDIYYET
"Yedi sinif insanin, ALLAH´in himayesinde tam bir istirahat ve emniyet icinde oldugu ifade edilmistir:
1- Adaletten baska gayesi olmayan hakim...
2- ALLAH`a kulluk ve itaatle yetisen genc...
3- Cikarken, tekrar mescide dönmek azmiyle cikan ve kalbi daima mescidi arzulayan ve ona bagli kalan, hakiki manasiyla namaz tutkunu insan...
4- ALLAH yolunda sevismek gayesi etrafinda, toplanip dagilan dostlar...
5- Kimsesiz, tenha yerlerde gözyasi dökerek ALLAH`i ananlar...
6- Güzel ve suh bir kadinin, kendisini arzulayip visal`ine davet etmesine ragmen, esrar ve gizlilikler aleminden hicap duyup-korkan ve bu daveti reddeden takva sahibi kisiler...
7- Sadaka verirken sag elinin verdigini, sol elinin bilmesini istemeyen, yani yaptigi iyiligi gizleyen ihsan sahibi kisiler...
MENKIBELERIN FAIDESI
Cüneyd`e:
"-Salihlerin hikayelerinden müridlere ne faide vardir?"
diye sorduklarinda, Cüneyd:
"-Salihlerin hikayeleri, ilahi mana ordularinin bir kisim askeridir ki, müridlerin kalbleri onunla kuvvet ve sebat kazanir."
buyurmus ve
"Peygamberlerin haberlerinden, onunla kalbine sabit kilacagimiz herseyi, sana anlatiyoruz."
mealindeki ayeti delil göstermistir.
ISTIKAMET
"Hal ve gidisinde istikamet olmayan müridin, bütün calismasi bos, sarfettigi bütün gayretler faidesizdir.
Yöneldigi yolda dogruluk adimlariyla ilerlemeyen kimse icin, gaye yolunda terakki yoktur; ve o, en kötü, en bayagi misal halinde asagi görülmeye mahkumdur."
"Istikametin üc derecesi vardir.
Evvela dgrultmak; yani egrilikleri gidermek, sonra öylece kalmak ve sükuna varmak, en sonra da istikamet kazanmak, yani tam dogrulugu bulmak...