Dunya ehlinin gafleti ve dunyanin buyuleyici olusu hakkinda misaller çoktur.
Bu orneklerden bazilarini soylece siralaya biliriz:
1.Birinci misal

unyanin birinci buyuleyici ozelligi sudur ki; kendini, sana devamli kalacak sekilde gosterir. Sen, onon daima seninle beraber oldugunu sanirsin. Halbuki o, surekli olarak senden kaçmaktadir. Fakat gayet yavas hareket ettigi için sen onun uzaklastiginin farkina varamassin.
Su da bir gerçek ki, senin omrun devamli azalmaktadir. Iste o, dunyadir. Sana veda ediyor ve her an senden uzaklasiyor. Fakat sen bunun farkina varamiyorsun.
2.Ikinci misal : Dunyanin baska bir ozelligi de seni kendisine asik etmek için vefakar bir dost gibi gorunmesidir. Oysa ki, bir gun aniden sana dusman kesilir!
Bu da, erkekleri oldukça bastan çikaran, sonra da evine goturup zehirleyerek olduren zalim bir fahiseye benzer.
Hazreti Isa Aleyhisselam múkasefe halinde, dunyayi bir kadin seklinde gorup sordu: "Senin kaç kocan vardir?''
Dunya cevap verdi: ''O kadar çok ki, sayamam!''
Hazreti Isa Aleyhisselam tekrar sordu: ''Onlarin hepsi seni bosadilarmi? Yoksa oldulermi?''
Duya dedi ki: ''Ne bosadilar, ne de olduler. Onlarin hepsini ben oldurdum!''
Bunun uzerine Hazreti Isa Aleyhisselam soyle buyurdu: '' Sasarim o ahmaklarin haline ki, senin baskalarina ne yaptigini gordukleri halde yine de seni isterler, hiç ibret almazlar''
3.Uçuncu misal: Dunyanin buyuleyici ozelliklerinden biri de, disini susleyip bela ve nusibetleri gizlemesidir. Ta ki, cahiller onun disindaki susune bakip aldansinlar. Bu da çirkin maktaj yapan ve ipekli elbiseler giyerek suslenen yasli bir kadina benzer. Onu uzaktan gorenler ona asik olurlar. Fakat içyuzunu ogrenince de pisman olurlar.
Hadis-i serifte anlattigina gore, kiyamet gunu dunyayi yesil gozlu, disleri dokulmus, çirkin bir kocakari seklinde getirirler. Insanlar onu gorunce: ''Allah Celle Celaluh muhafaza buyursun, bu kimdir? Ne kadar da çirkin!'' derler.
Onlara denilirki: ''Bu, ugrunda birbirinizi kiskandiginiz birbirinize dusman kesilip kan doktugunuz, onun ugrunda akraba ziyaretlerini terk ettiginiz ve ona aldandiginiz dunyadir.''
Sonra onu cehenneme atarlar.
Dunya derki: ''Yarabbi! beni sevenler nerededir?''
Allah Celle Celaluh onlarin da getirilip cehenneme atilmalarini emreder.
4.Dorduncu misal: Dunyanin ozelliklerinden biri de sudur ki, dunyayi sevenler, onda bulduklari lezzetler sebebiyle perisan olurlar.
Dunyada yemekler ne kadar lezzetli olursa olsun haddinden fazla yenildigi zaman agirligi da o nispette çok olur. Iste bunun gibi dunya nimetleri de ne kadar çok hosa giderse gitsin, seriat olçuleri disina çikildigi vakit ahirette rezillige ve sikintiya sebep olur.
Durumun boyle oldugu, can çekisirken de belli olur. Çunku mali, mulku, bagi,bahçesi, altini ve parasi çok olanlarin, olurken bunlardan ayrilmasi daha çok zor gelir. Onlarin bu ayriliktan dolayi hissettikleri elem ve acilar, olumle de yok olamaz. Bilakis daha da artar. Çunku o sevgi, kalbin sifatidir. Gonul anlamindaki kalp ise, olumsuzdur.
5.Besinci misal: Insanin kararlastirdigi dunya isleri ile mesguliyet, kendisine az gorunur boylece bu mesguliyetin uzun surmeyecegini zanneder ve aldanir. Bir de bakar ki, omrunun sonuna gelmis!
Hazreti Isa Aleyhisselam diyor ki: ''Dunyayi arzu eden kimse, deniz suyundan içen kimseye benzer. Ne kadar çok su içerse, o kadar çok susar. Içer içer de sononda olur. Fakat yine de susuzlugu gitmez.''
Resulullah Sallalahu Aleyhi Vesellem efendimiz de soyle buyurmustur: ''Bir kimsenin suya girip de islanmamasi mumkun olmadigi gibi, dunya islerine dalip da ona bulasmamasi mumkun deyildir.''
6.Altinci misal: Dunyaya gelen insanin hali, misafiri çok seven zengin bir kimsenin koskune konuk olan bir kimsenin haline benzer.
Misafir perver olan kosk sahibi konuklari için odalari suslemis, masalari kurmus, çesitli yemeklerle ve lezzetli meyvelerle sofralari donatmistir.
Evin durumunu bilen Akilli kisi, o nimetlerden faydalanir ve tesekkur edip gider. Ahmak olan kisi ise butun herseyin kendisine verildigini zanneder ve giderken hepsini de goturmek ister. Fakat goturmesine izin vermeyip elinden alirlar. O da buna çok uzulur, aglar ,feryat, eder.
Iste dunyanin hali de boyle bir misafirhane gibidir. Orada yer, içer, faydalanir. Fakat gidecegi zaman konagin esyalarini goturemez.
7.Yedinci misal: Dunyayi çok seven ve onunla mesgul olup ahireti unutanlarin hali, bir gemide bulunan yolcularin haline benzer ki, gemi bir adaya yanasinca, ihtiyaç molasi için karaya çikarlar. Kaptan onlari ikaz eder ve dagilip uzaklasmamalarini tembih eder ve geminin kalkis saatini bildirir.
Akilli olanlar, çabucak ihtiyaçlarini gorup gemiye donerler. Gemideki bos yerlerden begendikleri yerlere otururler.
Ahmak olanlar, adanin guzelliklerine takilirlar. Saskin saskin sagda solda dolasirlar. Çiçeklere, kuslara, renkli çakil taslarina ve daha baska hoslarina giden seylere bakarlar gemiye geç donerler. Rahat yerler doldugu için daha kotu yerlere otururlar.
Gafil olanlar, gordukleri çiçekleri ve renkli çakil taslarini toplarlar. Sonra da onlari atmaya kiyamazlar ve beraberinde tasirlar. Gemiye donduklleri zaman musait yer bulamazlar ve dar bir yere sikisirlar.
Baska bir gurup ise, adanin guzelliklerine kendini kaptirirlar. Kaptanin nasihatlerini unuturlar. Boylece gemiyi de kaçirirlar ve adada kalirlar. Bunlardan bazilari açliktan olur. Bazilari da yirtici hayvanlara yem olurlar.
Gemiye ilk donenler, takva sahibi olan mu'minlere benzerler.
Gemiyi kaçirip adada kalanlar ise, kafirlere benzerler. Çunku o gurubun, kaptani ve gemiyi unuttuklari gibi kafirlerde Allah Celle Celaluh'i ve ahireti unuturlar.
Butun varliklarini dunyaya verenler ile ilgili olarak yuce Allah Celle Celaluh soyle buyurmaktadir: ''Bu , onlarin dunya hayatini ahiretten ustun tutup sevmelerindendir.'' ( Nahl-16/107)
Kimya-yi saadet Imam Gazali