12 Şevval 1429
12 Ekim 2008, Pazar
12 Şevval 1429
12 Ekim 2008, Pazar
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 48 (16 Kayıtlı ve 32 Misafir) bulunmaktadır.

Online   barayev, DeRCan, eylül, ilayda, K.SERDAR, KalbiDostum, mselim, nurulhak, okyanus, Sakallı, siyahsancaktar, TeK_ÇaReM, turab, ZiNNiRe Dagistan, mesutizm



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Tasavvuf » Tertemiz bir gönül


 
Seçenekler
Şeref Üyesi
 
yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 154




Teşekkür etti: 1.051
Teşekkür aldı: 154 konuda 633 kere
kucult  büyük
Tertemiz bir gönül

Hz. Yusuf'un (as) bir arkadaşı yoldan gelir. Hz. Yusuf(as)sorar: "Bana ne hediye getirdin?".Arkadaşı cevap verir: "Sende olmayan ne var ki? Senin neye ihtiyacın olabilir? Ama senden daha güzel birisi olmadığından; yüzünü seyretmen için sana bir ayna getirdim"

Cenabı Hakkın da herşeyi vardır, hiçbirşeye ihtiyacı yoktur. Kul; Allah'ın önüne onda kendisini görmesi için parlak bir ayna, yani tertemiz bir gönül götürmelidir.
Fihi Mafih,285

"Gönül kirden, süsten temizlenirse, Hak güneşinin nuru orada parıldar"
Mesnevi,1
eski 29.04.2008, 21:03 yolcu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
yolcu isimli üye'ye teşekkür edenler
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 154




Teşekkür etti: 1.051
Teşekkür aldı: 154 konuda 633 kere
kucult  büyük
Tasavvuf, nihâyeti olmayan bir ummandır.Bütün kâinatı içine alan ilm-i ilâhîdir. Bu, tarif edilemez, ancak herkes nasibine, anlayışına, derecesine göre söz eder.

Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazretleri bile:

"Ya Rab! Ben Sen'i nasıl senâ ederim.Sen kendini nasıl senâ etdi isen öylesin," buyurmuşlardır.

Fahr-i Kâinat Efendimizin ilmi Cenâb-ı Hakk'ın ilmi yanında deryadan bir katre, diğer peygamberân-ı ızâm hazerâtının ilmi, Sallallahu aleyhi ve sellem ‘in ilmi yanında deryadan bir katre, evliyaullah'ın ilmi de peygamberân-ı ızâm hazerâtının ilmi yanında bir katre olduğuna göre Tasavvuf sonu, hududu, sınırı olmayan bir ilm-i ilâhidir. Bu nihayetsizlik âleminde, herkes nasibine göre bilgiler elde eder. Ve bu elde ettiği bilgi deryadan bir katre mesâbesinde bile olmadığına göre, tasavvuf âleminde, Allah Teâlâ ve tekaddes hazretlerini, kulları, Cenâb-ı Hakk'ın kendisine bahşettiği ilim miktarında görebilir, anlayabilir. İşte mutasavvıflar kendilerine tahsis edilen ilim mikdarınca konuşabilirler. Kimisine Cenâb-ı Hakk'ın manevî hazinesi az açık olmasına rağmen, bazı hâs velilerine ikramı daha geniştir, daha derindir.

Bazı kullar, bu geniş marifetullah sahasında aczini anlar. Hakkın ihtişamı karşısında gözyaşı döker, kimisi bu âlemin yaratıcısına hayran olur, kimisinin bu azamet-i ilâhi karşısında dili tutulur, konuşamaz olur, kimisinin dili açılır, devamlı Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerini, lûtfunu, keremini görür, devamlı konuşur. Kimisine dağlar, tepeler, ovalar dar gelir.

Kimisi ufak barakaya girer orada hayat geçirir.

Kimisinin, aşk her tarafını sarar, mal, mülk, evlâd, dünya kâşâneleri istemez, yalnız tek olan Allah'ı ister.

Büyük velilerin dahi nasîbleri ayrı ayrıdır. Birisine verilen diğerine verilmez, birinin bildiğini diğeri bilmeyebilir.

Yalnız bu marifetullah ilmi ile şereflenenler, nihâyette, hepsi Cenâb-ı Hakk'ı bilirler, anlarlar ve bulurlar. İşte bundan sonra ne için yaratıldıklarını Cenâb-ı Hakk'ın azametinin karşısında, kendilerine düşen kulluk vazifelerini, büyük şevk ve aşkla bilerek noksansız îfâ ederler.

Marifetullah ilminde terakki de, kalb, gönül âleminin parlaklığına temizliğine bağlıdır. Hak yolu yolcusunda dört haslet olursa sünûhât-ı Rabbanî gönül âlemine bütün bereketi ve rahmeti ile nüzûl eder. Onlar da şunlardır:

- Kuvvetli ihlâs sahibi olmak.

- Samimi istikamet ehli olmak.

- Gayretli, sebatkâr olmak.

- Tam teslim olmak.

M. Topbaş
eski 29.04.2008, 21:20 yolcu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:13 .