Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 57 (0 Kayıtlı ve 57 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
zaman sürekli hızlanıyor.geçmişte 60 yılda yapılan işler şimdi bir yılda yapılıyor.
teknolojik olarak herşeye ulaşmak kolaylaştı,bu kadar hızlı bir ortamda sen de hızlı olmak zorundasın.bir panik bir evham ve bunalımla koşuyorsun koyun sürüsü halinde.halbu ki ben neyapıyorum diye bir düşünebilsek.yaşamın basit kurallardan oluştuğunu göreceğiz.mutluluk ve huzurun aslında basit şeylerden elde edildiğini farkedeceğiz.ama maalesef tüketme hırsı gözlerimizi kör etmiş.
bir yetmyor iki yetmiyor 3 bile yetmiyor sarayları kat kat diziyoruz ..Bizim olmayan mekan için ..
''İSTEMEZMİSİN YA EBUBEKİR DÜNYA ONLARIN AHİRET BİZİM OLSUN''...
Allah a hamd olsun böyle bir Peygamberin(Allahumme salli ala seyyidina Muhammed ve ala ali seyyidina Muhammed) ümmeti olmakla şereflendik.
Bizde ahir zaman ümmeti olarak bu hitaba cevaben deriz ki ;
EVET YA RESULALLAH DÜNYA ONLARIN AHİRET BİZİM OLSUN.
Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam, deniz kenarında balık avlıyordu.Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin hükümdarı bu gariban adamla ilgilendi ve ona ,
" Ben burada iken oltana ne takılırsa sana onun ağırlığınca altın vereceğim "dedi.
Biraz sonra oltaya ortası delik bir kemik takıldı.Basit hafif bir kemikti bu . Padişah balıkçıya, "Ne yapalım,şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı " diyerek alıp sarayına götürdü. Adamlarına, balıkçıya ,elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti.Kemiği terazinin bir kefesine koydular, öbür kefesine de altın koymaya başladılar.Beş , on, yirmi elli... diye altınları doldurdular ama kemik yerinden oynamadı. Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde onlarca altın koydular,kemik bana mısın demedi, Altını doldurmaya devam ettiler,terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kıpırdamadı.
Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olabileceğini sordular. Bilge kemiği eline alıp küçük bir tetkikten geçirdikten sonra bu açıklamada bulundu:
" Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur.Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz,çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur."
Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik hemen yukarı kalkıverdi.
“İnsanın bir vadi dolusu altını olsa ikincisini, iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister, onun gözünü ancak toprak doyurur” (Hadisi Şerifi)
ne diyelim ömrümüzün kısalmasına karşın nefsimizin açlığı artıyor...Rabbim cümlemizi ıslah etsin...
__________________
ıssız koylarda kum tanesi olsam