| Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 632
Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.653 kere
| Zihnî ve Mânevî Terbiye Zihnî ve Mânevî Terbiye
Zihnî terbiye, mânevî terbiyenin desteği ve tamamlayıcısı olduğuna göre, medenî kimselerin evvel emirde beşerî münâsebetlerinde nizam ve âhenkçe uyumlu olmaları îcap eder. Ne gibi mi? Giyim, sofra âdâbı, büyükle de küçükle de olan muâmele, hulâsa ev hayâtındaki basit fakat düzenli alış veriş, sosyal hayâtın her bölümünde kadın ve erkeğe karşı tatbik edilebilecek medenî, zarif ve ölçülü bir kāidenin çerçevesi içinde olması îcap eder.
Gençliğin önüne gerilip onun atacağı adımların önüne geçmek bir terbiyeci için azîm hatâdır.
İbn-i Sînâ’nın tıp kitapları on yedinci asra kadar Avrupa’da elden ele geçiyordu. Ama bugün neden batı onları okutmuyor diye, tıp dünyâsına kafa tutamayız? Zîra artık tabâbet yolundaki araştırmalar dev adımlar atmış ve böylece de İbn-i Sînâ’nın tıp kitapları geride kalmış bir dünyânın mahsûl ve bereketlerinden ibâret kalarak insanlar yeni yeni açılmış bilgi kapılarından içeri girmiştir. Şu hâlde, garbı aşmış olmak için yerinde saymamak ve eskinin üstünde demir atarak bilgi âlemini dondurmamak îcap eder.
Neden bir Galile, bir Edison çıkaramadık ve neden teknik ufkumuzu zamânın gereğine göre ayarlamaktan korkuyoruz? Saygılı, ölçülü ve dürüst olmak ihmal edilmeyecek beşerî mecbûriyetler olmakla berâber gençleri bir terbiye ve ahlâk çemberi içine alarak, bunların şahsî istîdat ve hamleciliklerinin önüne geçerek pasif hâle getirmemek gerek.
Lüzumsuz ve mübâlagaya kapılmış bir hak endîşesi ile gencin yapıcılığını, îcatçılığını, kābiliyet ve şevkini kırmamak terbiyeci için bir borç olduğuna şüphe yoktur.
Bir zamanlar Bağdat’tan fışkıran İslâm’ın maddî ve mânevî güçleri Avrupa’nın gözlerini açmış ise de İslâm coğrafyasının üstünde ne Bîrûnî’ler, ne İbn-i Rüşt’ler çıkıyor. Kimyâda olsun, astronomide olsun batıyı kıskandıran ilim adamlarının sesleri çoktan kısılmıştır. Durgun sular zamanla taaffün etmeye mahkûm olduğuna göre ilim havuzuna yeni yeni pınarların gürül gürül akması lâzımdır.
İşte bu durgunluktur ki, İslâm dünyâsını ilmî olduğu kadar içtimâî ve ekonomik esâret çemberi içine almış bulunuyor. Şu halde Avrupa’dan sonra Rusya ve Amerika gibi patronların peyki olmaktan kurtulabilmek için üstümüzdeki ölü toprağını silkerek yeni bir hayatla dünyâ yüzünde kendimizi göstermemiz îcap eder.
* Unutulmaması gereken mühim meselelerden biri de, gençlere millî heyecan vererek şevk eksikliğini kamçılamak ve yetişmekte olan nesillere îmanla vatan sevgisinin et tırnak olarak nesillere birbirinden ayrılmaması hattâ birbirinin tamamlayıcısı olduğunu bilerek ona göre millî gayretin yaşatılması lâzımdır. İslâm âlemine karşı haçlı dünya kültür ve içtimâî müesseselere, bilhassa kiliseleri ile İslâma karşı mücâdele hattâ nefret kıvılcımları ile devamlı tâze ve canlı tutmakta iken ne yazık ki Müslüman Türk müesseseleri bu yolda gāyet kayıtsız davranmaktadır. Îmânı câmiye hapsetmiş bir sınıf vatandaş ise kürsüden faydasız, yersiz ve lüzumsuz nasîhatlarla cemâati uyuturken bu uyuşuk cemâate tek kelime ile olsun îmânın yanı sıra vatan heyecânı verecek tek cümle sarf etmeyi düşünmemektedir. Sâmiha Ayverdi-Aysel Yüksel http://www.kubbealti.org.tr/DesktopD...aspx?tabid=458
Konu aşkınsonhecesi tarafından (11.05.2008 Saat 16:52 ) değiştirilmiştir..
|

11.05.2008, 16:40
| |
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| |