7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 59 (12 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.

Online   barayev, fatihlerin_nesliyiz, koylu, mir, siyahsancaktar, taycon26, turab, VuSLaT, _eslem_ Dagistan, kebirulcady06



Hak-dilaram » EDEBİYAT » Türk Dili » Türkçe?


 
Seçenekler
Şeref Üyesi
 
aşkınsonhecesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633




Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
kucult  büyük
Türkçe?

“DÜŞÜNCE UFKU” PROGRAMINDA YAYIMLANAN İSMET ÖZEL SÖYLEŞİSİ

PROGRAM YAPIMCISI: YAŞAR TAŞKIN KOÇ
TV5 / 10 EYLÜL 2005

2. BÖLÜMden alıntıdır aşağıdaki yazı.

Yaşar Taşkın Koç: Peki belki de son bölümde şiirden bahsetme imkânı da bulabilirsek… Çünkü Türkçe’yi çok önemsiyorsunuz… Üzerine hassasiyet gösterilmesi gerektiğini kendinizin de, şiirde gösterdiğinizi düşünüyorsunuz. Türkçe üzerinde de bir özensizlik...

İsmet Özel: Türkçe’ye bir özensizlik diye bir şey söz konusu değil; Türkçe’ye bir düşmanlık söz konusu! Şimdi Türkçe’ye her koldan düşmanca saldırıyorlar. Bir kere Türkçe’nin ne olduğunu tespitte zorluk çekiyoruz. Şimdi bizim konuştuğumuz Türkçe nedir? Türkiye Türkçesidir. Hayır Türkçe’nin kendisidir. Türkçe sadece burada Yunus Emre’den başlayarak oluşmuş bir dildir. Bu gerçeği bir kere beynelmilel planda hasır altı ediyorlar. Eğer bu gerçek su yüzüne çıkarsa Türkçe’nin geleceği Türkçe konuşanların geleceği anlamına gelecektir ve bu da Dünya Sistemi’nin köküne kibrit suyu ekecektir. Türkçe’den başka Türkçe olmaz. Yani Çağatayca Çağataycadır… Yani Türkî diller diye bir şey tabiî ki vardır. Ama Azerice Azerice’dir. Azeri Tükçesi diyorsunuz…Özbekçe, Türkmence bunlar Türkçe midir? Hayır… Türkçe’ye çok yakın; bu fikre hiçbir itirazımız yok. Tamam, bir şey demiyoruz… Biraz dil meselesiyle ilgilenen insanlar, Latince’den türeyen dillerin yakınlıklarını biliyorlar mıdır acaba? Romence Fransızcaya, Almanca Felemenkçeye çok mu uzak? Eğitim görmüş, yani lise mezunu bir İtalyan ve lise mezunu bir İspanyol, ikisi de kendi dillerini konuşarak, anlaşabiliyorlar. Yani birisi, diğerinin ne dediğini netlikle anlıyor. Eğitim gördükleri için. Ve de okulda Latince öğrendikleri için. Türkiye’de siz bana söyleyebilir misiniz, bize Oğuzlar’ın en yakın olması bakımından, en yakın olan, Azerilerle Türkçe konuşanlar kendi dillerinde serbet bırakıldıklarında, eğitim görmüş olsalar bile, anlaşabileceklerdir? Anlaşamazlar. Daha doğrusu anlamı tam yakalayamazlar. Yakın şeyler… Ve bir bakıma da bazı kelimelere de öyle anlamlar yüklemişlerdir ki sapar görüşme. Bu Latin Amerikalılarla İspanyolların arasındaki farktan büyüktür. Latin Amerikalılar da İspanyolca konuşur. İspanyollarda İspanyolca konuşur. Ama birbirlerine, belki birbirlerinin İspanyolcasına gülerler. Ama çok net anlaşırlar. Aynı dili konuşurlar.

Bizim Türkçe’miz bakınız Arapça ve Farsça’nın tayin edici gücüyle ve divan edebiyatının operasyon imkanlarıyla oluşmuş bir dildir. Türkçe’dir ama Arapça ve Farsça’yı bundan ayıklarsanız, ben her fırsatta bunu söylüyorum, hiç bir şey diyemezsiniz çünkü “hiç” Farsça’dır, “şey” Arapça. Bu sadece dilin kelime hazinesi bakımından böyle değil, aynı zamanda edası, rengi, söz dizimi bakımından da böyle. Nurullah Ataç diyor ki; “Okullara Latince ve Yunanca dersleri koyarsanız, Türkçecilikten vazgeçerim. Çünkü diyordu ki “ Biz bir medeniyetin parçasıydık ve bu medeniyetin asıl dilleri Arapça ve Farsça’ydı.” Sıradan bir Osmanlı aydını iyi derecede Arapça ve Farsça bilirdi… Sıradan bir Osmanlı aydını… Dolayısıyla o Türkçe konuşurken ne dediğini, neyi nasıl dediğini bilerek konuşurdu. Yani o öyle söylenmez, böyle söylenir, derdi. Şimdi diyordu Nurullah Ataç: Yeni bir medeniyeti geçtik, başka bir medeniyete geçtik! Bu medeniyetin ana dilleri, medeniyet olmasını temin eden diller Yunanca ve Latincedir. Yunanca ve Latince öğretin. Dolayısıyla Batı medeniyeti tahsili almış olanlar da bu yeni medeniyetin anaforundaki bu dili konuşabilirler. Yani bisiklet dedikleri zaman 2 çember demek olduğunu bilirler… Çünkü bunu Fransız çocuğu da, İngiliz çocuğu da eğitim gördüğü zaman çözebiliyor. Şimdi bu dil olayı içinde şiir bizim hayatiyetimizin can simidi olarak rol oynadı.

Tanzimat’tan sonra Divan Edebiyatı Osmanlı döneminde içkin bir milletin mevcut olduğunun, işareti değil kutup yıldızıdır. Yani Divan Edebiyatından, onu mihver kabul edip, diğer dil olaylarına bakabiliriz. Tanzimat ile birlikte yeni bir şiir arayışı süreci başladı. Ve Türk şairleri bu süreci sorumluluk içinde devam ettirdiler… Sürecin devam etmesini sağladılar. Peş peşe hem yenileşme, hem zihni kapasitenin boşa gitmemesi bakımından. O anlamda biz maalesef müziğimizi kaybettik. Fakat şiirimizi kaybetmeyebilir durumdayız. Aslında millet olmayı hedefliyorsak müziğimizi yeniden kazanmamız lazım. Yani Itri’den Selahattin Pınar’a kadar gelen çizgiyi tekrar tanımlayıp, tekrar yükseltecek bir yol bulmamız lazım. Ama kaybolmamış olan şey henüz şiirdir. Nerede bu şiir dediğin zaman gösterebiliyorsun: Şurada! Bu anlamda, belki milletleşme sürecinde etkin araç eğitimdir dedik ya eğitimin gücünü artıracak dinamoyu da şiir sağlayabilir.

Ama insanlara bakmak lazım. Yani hâlâ şiirden ne anlıyorlar, şiir nereye gidiyor, Türkiye’de şiir okursam ne kazanırım? Evet Türkçe’ye düşmanlık o bakımdan bir kere Türkçe’nin ne olduğunu bilmemekten oluyor. Bilmemekte ısrar etmekten de geliyor. Şimdi madem Arapça ve Farsça etkisini kaldıracaksınız, işte dediğim gibi kaldırdığınız zaman Türkçe diye bir şey kalmaz. Sadece kelime hazinesi bakımından değil, yapı açısından da. Ama o zaman keşfet bakalım sen, hangi Türkçe yani, Arapça ve Farsçasız olan Türkçe’yi. Senin Türkologun yok yani…

http://www.ismetozel.org/site/module...rticle&sid=339
eski 11.06.2008, 22:40 aşkınsonhecesi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
aşkınsonhecesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633




Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
kucult  büyük
Türkçe’yi Arayanlar

Londra Üniversitesi doçentlerinden Miss Margeret Bainbridge: “Sizin Divan şiirinizin güzelliğini biliyorum. Türkçe’nin eski ve büyük şairlerinizin elinde neler söylemeye muktedir bir lisan oluşunun hayranıyım. Sizin hakiki Türkçeniz 40-50 sene evvel konuşulan Türkçe ile yazan muharrirlerinizin dilidir. Ondan evvelki lisanınızın her külfeti bu sonuncularının dilinde yumuşamış, kaybolmuş ortaya çok güzel bir yazı dili, bir şiir ve nesir çıkmıştır. Bugünkü diliniz ise tamamıyla uydurma ve artık güzel olmayan bir dil, ne sesi ne üslubu kalmış, ziyan olmuş bir lisan.”

Fuad Köprülü ve Türk Dili

“Asırlarca işlene işlene nihayet şu son kırk yıl içinde bugünkü Acemce ve Arapça’dan çok ileri, çok zengin bir Avrupa dili, bir ilim ve edebiyat dili haline gelmiş olan zavallı Türkçe’yi, kendi tabiî tekamül yolundan çevirmek istidadını gösteren bugünkü dil anarşisinin sebepleri ilk bakışta birer sebep gibi görünürse de, daha derin bir tetkike tâbi tutulunca bunların birer sebep değil netice olduğunu hemen anlarız... Bir hükümet kendi mekteplerinde çocuklarına zorla uydurma bir dil öğretsin; bir millet meclisi yapacak binlerce acele iş dururken bir akademi vazifesi görerek uydurduğu argoyu bütün millete kabul ettirmeye kalksın. İnsanlık tarihinde bu kadar mânâsız, zararlı bir işin benzerini bulmaya imkân yoktur.”

Türkçe'nin Sırları-Nihat Sami BANARLI

Konu aşkınsonhecesi tarafından (20.06.2008 Saat 14:43 ) değiştirilmiştir..
eski 20.06.2008, 14:37 aşkınsonhecesi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
aşkınsonhecesi isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Hademe
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.599




Teşekkür etti: 11.027
Teşekkür aldı: 4.914 konuda 24.953 kere
kucult  büyük
ismet özel'in anlatımında bir kültür boğmasını meşrulaştırma ve yaygınlaştırma çabası gördüm. osmanlı medeniyetinin ana unsurları arapça ve farsça'ymış! türk dünyasının birleşmesine karşı bir duruşu var.

bu tezlerin hiçbir sonuç oluşturmadığı kaç kere denenmişken ısrarla neden aynı tezlere yönelirleri araştırsak altından neler çıkar tahmin edebiliyorum.

bazen bu ve benzer insanların aslında hizmet odaklarının ne olduğunu düşünürdüm de bu yazı ile farkettim ki, işin kökü derin... fars ve arap milliyetçilerini ayakta alkışlıyorum!

işin tuhafı, bizim düttürücülerin maharetiyle farsça'yı da dinleştirdiler ya helal olsun!

mevlana ve benzeri zatların yaşadığı dönemdeki hastalık hala devam ediyor. bir yerde yaşayan insanlar o yerin dilini kullanır, iletişim için. ama bizim topraklarda iş değişik olmuş ve çok farklı etüdlere vesile ilginç bir gelişim arz etmiş. 800 yıl işlemişler hece hece türk ırkının iliklerine kültürlerini...

bu topraklarda oluk oluk 'erkilet güzeli bağlar bozuyor' türküsü söyleyenlerin kanı akmış, özü belli nesli belli insanların omuzlarında inşa ettikleri medeniyeti böylesi bir rahat koltuk havasında harcayan kim olursa olsun, gesi'nin bağ bozumcusundan, anadolu'nun tarla işçisinden, karadeniz'in çay toplayıcısından daha fazla bu millete ait insan değildir.

mecdiabık ridaniye iran savaşlarında can vermişlerin ruhlarına eziyet uygulamaları bizzat osmanlı hanedanı yapmamış mı, yapmış da onlar dillerini kepaze etmeyi tercih etmişler diye bu yaptıklarını şimdiki hainliklerle savunmam mı gerekecek?

dilinden başkası ile ne işin var demek eğer medeniyetsizlik ise bir anadolu evladı için geçmiş olsun medeniyet tanımının göbeğine!

hadi arapçayı anlıyorum, dine olan tutkumuz onu dinmişcesine kutsamamıza vesile oluyor diyeyim; ama farsça nasıl dinleşebiliyor, nasıl böylesi kutsanıyor?

dün dilini almış, yarın kızını!

savaşta ele geçirilen ganimetten öte ne anlamı var millet şuurunun?

belki konuşuruz
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 22.06.2008, 12:01 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
aşkınsonhecesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633




Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
kucult  büyük
İsmet Özel'in Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezinde yapmış olduğu programların ses kayıtlarına buradan ulaşılabilir.

http://www.ismetozel.org/site/tv/tv.htm
(ŞİİR TETİKTE GİDER ve ŞİİR ŞİİRLE ÖRTÜŞMEZ)
eski 22.06.2008, 14:56 aşkınsonhecesi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
aşkınsonhecesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.2008
Mesajlar: 633




Teşekkür etti: 2.065
Teşekkür aldı: 561 konuda 1.633 kere
kucult  büyük
türkçenin imtiyazlarından birisi, topraklarında hükümran olduğu farsça ve arapçadan binlerce kelime alarak bünyesine yerleştirmiş bulunmasıdır.. arapça ve farsça kelimeler, bazen asıl kendi anlamlarıyle bazen de anlam kaymaları yahut yeni anlamlar kazanarak türkçenin aslî birer kavramı haline gelmiş ve türkçeleşmiştir.. maddî varlıkları ve hareketleri anlatan kelimeler yanında bilhassa mücerred (soyut) kavramları karşılayan kelimeler bol miktarda dilimize girmiş, günlük hayatımızda, kültür hayatımızda anlaşmamızın ve konuşmamızın vasıtası olmuşlardır.. dilimiz, bu suretle en ince, en girift mânâları ifade edebilme gücü kazanmıştır.. bu kelimeleri osmanlıca addederek türkçenin dışında zannetmek, son derece yanlış bir telâkkîdir.. onlar, dilimizin öz malıdır ve ihtiyacımız olduğu müddetçe kullanılmak ve tedavülde tutulmak zorundadır.. arapçadan, farscadan gelen bu kelimelere yapım ekleri ekleyerek yeni yeni kavramlar icadetmişizdir.. çekim eklerine de tâbî tutarak dilimizin öz varlığı olmalarını sağlamışızdır.. şu hususu bilhassa belirtmek yerinde olur ki, arapçadan farsçadan gelme kelimeleri kullanmadan fikir üretmenin ve entellektüel faaliyette bulunmanın mümkün olmadığını bilmek lâzımdır.. sağlam ve mantıklı düşünmek ve sağlam bir dille yazabilmek; ancak bu suretle imkân dahiline girmektedir...
türkçemize toplu bir bakış - Osman Akkuşak
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/def...anAkkusakPazar
eski 22.06.2008, 16:02 aşkınsonhecesi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #5


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:44 .