| | Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan | 1 | 2 | 3 | > | |  |
| | Gast
Mesajlar: n/a
| Tarihten Anekdotlar Çarşafa ve Peçeye Dair
Cumhuriyet devrinin meşhur edebiyatçılarından Yakup Kadri Karaosmaoğlunun, 1913 yılında yazıp, on yıl sonra neşretiği Kadınlık ve Kadınlarımız" adlı eserine de aldığı "Çarşafa ve Peçeye Dair" isimli yazısında bunlar hakkındaki fikirlerini :
"Bu çirkin asrın ve bu çirkin muhitin yegane süsü, yegane güzelliği sizin çarşafınız, sizin peçenizdir. Yalnız bunlardır ki, gözlere hala bakmak tahammülünü, bakmak arzusunu veriyor. Niçin ondan müşteki (şikayetçi) gibisiniz? O mazrufa bu zarftan daha muvafık ne olabilir?
Sizi böyle gördükçe bir kadının nasıl böyle giyinebileceğini düşünüyorum ve çarşafsız, peçesiz bir kadın tahayyül edemiyorum . .. " diye başlayan çok güzel bir yazı ile ifade etmektedir.
Yine Yakup Kadr bu yazının neşrinden bir müddet sonra "Hakimiyet-i Milliye" gazetesine başyazar olduğunda "Ulus" adını alarak Halk Partisi'nin yayın organı haline gelen bu gazetede yazılarına devam ederek.., 'Kıyafet Devrimi" yapıldıktan sonra ise yüzseksen derece çark ederek ülkesi ve ülkesinin değerleri ile göbek bağını koparıp çarşaf ve peçenin Türk cemiyeti üzerinde bir kara leke olduğuna dair yazılar yazdı.
Konu FIRAT tarafından (24.05.2007 Saat 14:11 ) değiştirilmiştir..
| 
24.05.2007, 08:38
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| İnönü Ansiklopedisi ve Bir İtiraf İsmet İnönü'nün Milli Şef ve Değişmez Genel Başkan" ünvanıyla anıldığı dönemde, Milli Eğitim Bakanlığı'nca 1943 yılının Cumhuriyet Bayramı'ndan itibaren "lnönü Ansiklopedisi " adıyla neşrine başlanıp, daha sonra "Türk Ansiklopedis i" adını alan bu eserin ancak kırk yılda tamamlanabildi.
Bu ansiklopedideki 'Sultan Vahdeddin" maddesinde:
Zeki ve bütün tarihi belgelerden anlaşılacağı üzere son derece namuslu" diye yazılarak, resmi görüşün rağmına hakikatin ifade edilebilmesine karşılık...
ancak bu gerçeğin, bir devlet ansiklopedisinde bu şekilde itiraf edilmesinin bazı kimseleri oldukça tedirgin etti..
CHP Kocaeli milletvekili İsmail Arar'ın TBMM başkanlığına bir takrir (önerge) vererek ansiklopedideki bu maddenin kim tarafından yazıldığını Milli Eğitim Bakanlığı'ndan açıklamasını istedi . | 
24.05.2007, 08:40
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| CHP' nin İhtilal Metotları 27 Mayıs 1960 darbesinden önceki dönemde CHP ve iktidardaki DP arasında "ilan edilmemiş bir savaş"ın olduğu ve DP yönetimine karşı muhalefetini sertleştiren İnönü' nün iktidara darbe tehditlerinde bulunduğu bilinmektedir....
İsmet İnönü'nün o zamanki demeçleri arasında:
Seçim güvenliği üzerinde ısrar edeceğiz. Vermezsen gideceksin hem de çok fena gideceksin. (17 Ekim 1958),
"Biz ihtilal ve inkılap rejiminden geldik." (18 Ekim 1958),
"Sabık Başbakan olmaktan korkan zatın korktuğu en kısa zamanda başına gelecektir. " (17 Ocak 1960)gibi yakışıksız ifadeler bulunmaktadır.. . .
Mayıs 1960'a yaklaştıkça demeçlerin daha da sertleşerek:
"Biz ihtilal metodlarını izleriz.",
"Biz ihtilalden yetişmiş insanlarız.", "Eğer insan hakları yürütülmez, vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi kurulursa, ihtilal mutlaka olur". ,
"şartlar tamam olduğu zaman, milletler için ihtilal meşru haktır. ",
Eğer ihtilal ,Vatandaş için başka çıkar yol yoktur' kanaati zihinlere yerleşirse, meşru bir hak olarak kullanılacaktır. Bundan kaçınmak mümkün değildir." şekline dönüştü..
27 Mayıs darbesinin liderlerinden Orhan Erkanlı'nın da, yıllar sonra hatıralarında bu sözlerin kendilerini nasıl etkilediğini:
'İsmet Paşa'nın Meclis'te 'Şartlar tamam olduğu zaman ihtilal meşru olur' dediği günün gecesi, İstanbul'da bulunan arkadaşlarla toplanarak bu sözün manasını değerlendirdiğimizi hatırlarım. Bizim için en önemli problemlerden biri, İsmet Paşa faktörü idi. O gece anlaşıldı ki, paşa bizimle olmasa dahi, ihtilalin karşısında vaziyet almayacaktır. Bu sonuç bize güç ve hız verdi.
Paşanın bizim örgütümüzle direkt bir irtibatı hiçbir zaman olmamıştır. Eminim ki haberi olsaydı bizi resmi makamlara bildirirdi. Fakat bizim için bu sözler birer yeşil ışıktı. Paşanın da durumu bizim gibi görmesi, maneviyatımızı yükseltiyordu" diyerek itiraf etmektedir. | 
24.05.2007, 08:43
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| Manidar Bir İtiraf Sultan Abdülhamidin II. Meşrutiyet'in ilanından onbeş gün sonra Meclisi Mebusan azalarına verdiği bir ziyafeti, o akşamki ziyafette bulunmuş olan İttihatçıların meşhur kalemşörü ,Abdülhamid düşmanı Hüseyin Cahit(Yalçın)'ın "Meşrutiyet Hatıraları"nda:
"Abdülhamid ile görüşen Avrupalılar onun pek çekici ve bağlayıcı bir nezaketi ve şahsiyeti olduğunu öteden beri yazarlardı. Bunu dalkavukluğa ve menfaatperestliğe hamlederek inanmazdık. Fakat bu gece Abdülhamid'deki büyük cazibeyi ben de yakından gördüm. Ziyafet sonunda hemen bütün mebusların kalbini kazanmıştı" diye itiraf etmektedir.. | 
24.05.2007, 08:45
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| Milli Koruma Kanunu Cumhuriyet sonrası ekonomiyi savaş şartlarına göre düzenlemek için çıkartılan "Milli Koruma Kanunu" ile memleketimizde tam bir sefalet dönemi başladı..
Bu "Milli Koruma kanunu"na göre 40 dönümden az arazisi olan küçük çiftçilerin bütün öküzlerine devletçe el konuldu. . .
Tarım ürünlerinin büyük bir bölümüne devletçe el konulduğundan , Trakya bölgemizin köylerinde açlıktan ölenler olduğu. . .
Toprak Mahsuleri Ofisi'nin yeni kurulmasından dolayı depolanamayan buğdaylar tren yolu kenarlarında çürümeye terk edildi . . .
Başbakan Şükrü Saraçoğlu'nun: "Zengin ve paralı adamlar için bir mesele mevcut değildir" diyerek bu durumu itiraf etmesinin yanısıra . .
Saraçoğlu'nun ardından Başbakan olan Refik Saydamın bile evinde çuvallarla stoklanmış mallar bulundu... | 
24.05.2007, 08:47
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| Fatin Rüştü Zorlu'nun Fanatizmi 29 Ağustos 1955'de başlayan Kıbrıs Konferansı öncesinde, Ankara'daki İngiliz Büyükelçiliği'nin Londra'ya gönderdiği raporda, Dışişleri Bakanı Fatin Rüşdü Zorlu hakkında:
1910'da doğdu. İnsafsız ve alaycı fakat yetenekli.Türk menfaatlerini korumada fanatizm derecesinde dikkatli. Batıcılık kisvesi altında muhtemelen bir yabancı düşmanı ve inatçı bir müzakereci... " diye yazmaktadır.
Buna karşılık..
"Türk menfaatlerinin korunmasında fanatizm derecesinde dikkatli..." denilen bu Menderes hükümetinin Dışişleri Bakanı'nı ise biz, darağacında sallandırarak mükafatlandırdık(!). | 
24.05.2007, 08:51
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| Yakup Kadri'nin Vasiyeti Hayatı hep zikzaklar içinde geçmiş olan Cumhuriyet devrinin meşhur yazarlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun öldüğü zaman okunan vasiyetnamesinde:
"Karımdan ve dostlarımdan son dileğim, ölümümden sonra ne resmi ne de dini merasim isterim. Hastaneye kaldırılacak cesedimin doğrudan doğruya mezarlığa nakli..." diye yazmaktadır... | 
24.05.2007, 08:52
| | | Mukallid
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.329
Yarışma Puanı: 900 Teşekkür etti: 4.488
Teşekkür aldı: 1.277 konuda 5.637 kere
| Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandığı, akıncılarının Avrupa içlerinde at oynattığı bir dönemde. kilisede bir papazın vaaz verirken"Dünya hakimiyetinin Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait olduðunu... " söylemesi üzerine, bu taksime aklı yatmayan cemaatten bazılarının büyük bir ümitsizlik içinde: "Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler hiç Cennet'te yer bırakırlar mı?" dediklerini biliyor muydunuz?
Kö seoğlu, Nevzat; Türk Medeniyeti Üzerine Düşünceler, Ötüken Yay. İst / 1990, 260
Konu Dagistan tarafından (24.02.2008 Saat 01:51 ) değiştirilmiştir..
| 
24.02.2008, 01:47
| |
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | | Mukallid
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.329
Yarışma Puanı: 900 Teşekkür etti: 4.488
Teşekkür aldı: 1.277 konuda 5.637 kere
| Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II Bayezid' ın icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde ettiğini..
Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icad edildi" diye okutma gafletini göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı.. biliyor muydunuz? | 
27.02.2008, 10:36
| |
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | | Mukallid
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.329
Yarışma Puanı: 900 Teşekkür etti: 4.488
Teşekkür aldı: 1.277 konuda 5.637 kere
| Milletlere Göre Fiyat Farkı
Osmanlı'nın son döneminde (1850) İstanbul'da uzun yıllar kalmış bir batılı tarihçi olan M A Ubicini'nin şehirde yaşayan değişik milletlerin karakter yapılarını öğrendikten sonra, hatıralarında: "Bir kaide olarak, Ermeni ye istediği paranın yarısını, Ruma üçte birini, Yahudi ye dörtte birini veriniz. Fakat bir Müslümanla alışveriş ettiğiniz zaman istediği fiyattan emin olunuz ve istediğini veriniz"diye yazdığını…BİLİYOR MUYDUNUZ? KAYNAK:Devenpord, John; Kuran ve Mesajı, Kültür-Basın Yay. Birliği, İst.88 s. 77 | 
28.02.2008, 18:28
| |
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
| |  | | Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan | 1 | 2 | 3 | > | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:07 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |