Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 19 (2 Kayıtlı ve 17 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
En güzel hâl, kimseyi incitmeyip, kimseden incinmemektedir. (seyh Mustafa Efendi)
Âriflerin, en bariz özelliği de bu olsa gerek.
Allah’a şöyle yalvaralım:
“Yâ Rabb! Senden uzaklaştıracak hallerden Sana sığınırım. Ancak sen kurtarırsın. Sana kavuşturacak güzellikleri Senden dilerim. Ancak lutuf sahibi Sensin, Sen ikram edersin. Senin hoşnut olmadığın yersiz düşünceleri kalbimden çıkar.” Duâ ve niyazın kabul olunmasını umduğumuz mübarek gün ve gecelerde çokça yalvaralım Mevlâ’ya.
Said Nurisi (rh.a.), “Çocuğun elinin uzanamadığı yere, ana ve babasının ulaştığı gibi, kul da, acz ve fakrıyla Rabbine iltica eder.” der. Hâlikımız, “(Ey Rasûlüm!) De ki: “Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?” Gecenin, gece kalkan müminin ve Kur’an’ın kalbi olan Yâsîn-i Şerîf’in kıraetiyle, üç kalbin bir araya geldiği teheccüd ânında, Allah’a samimi olarak yalvaran kulun duası reddolunmaz Hakk’ın izniyle.
Gördükçe hâl-i zârını mahbûb eder ihsan sana
Terket hevâ-yı ıyşini lutf eylesin cânân sana
Sarfetme zâyi vaktini vermez şifâ seyran sana
Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana
Ey rahat-ı can isteyen kurban olan candır sana
Pervane-i bî çâre veş cân u ciğer dağlar isen
Aşkın bilirsin feyzini ol dem eğer hüş-yar isen
Ben şimdi açık söylerem sen de işit bîdâr isen
Kulluğa bel bağlar isen şâm u seher ağlar isen
Sular gibi çağlar isen tiz bulunur umman sana
Esad Erbili (k.s.)
(Sevgili, senin inler hâlini gördükçe lutfeder.
Zevk, safa arzusunu terket de sevgili sana lutfetsin.
Vaktini boşa harcama, gezip seyretme sana fayda vermez.
Ey derdine derman arayan, sana derman olarak dert yetmez mi?
Ey kendi rahatını düşünen, sana fedâ edilen candır.
Çaresiz pervane gibi gönlünü, bağrını dağlar isen,
Aklını başına alırsan o zaman aşkın feyzini anlarsın.
Ben şimdi açıkça söylüyorum, sen de uyanıksan duy,
" Allah duama icabet eder diye kesin inandığınız halde Allah'a yalvarın. Bilmiş olunuz ki gerçekte Allah, gafil ve gayrıyla meşgul kalbden yalvarışı kabul etmez."
" Kim istek ve arzularını Allah'tan istemezse, Allah kendisine gazab eder."
" Şiddetli belaların anında Allah'ın kendisine icabet etmesi kimi sevindirirse, belaların gelişinden önce rahatlık zamanında yalvarışı çoğaltsın."
Bir kimseye istemek kapısı açılırsa ,kendisine Allah Teala tarafından icabet kapısı açılmış demektir. Çünkü Mü'minin Allah Azze ve Celle'ye çağırışı ve yalvarışı yani duası, hem Allah Azze ve Celle'nin Rububiyetinin ve hem de abdi olan kulunun zilletinin ifadesidir.
Tevhid-i Rububiyet için bu kafidir.
Allah Teala'ya yalvarmayan bir kimse, Rabbine karşı zilletini, kulluğunu ve muhtaclığını itiraf etmemiştir. Bunun için duayı terk etmesi halinde Allah Azze ve Celle kendisine gazab eder. Demek kulun duayla Allah'a yönelmesi, Allah Teala'nın rahmet, şefkat ve ihsanla kuluna yönelmesinin ifadesidir.
Bedevilerden birinin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek, "Rabb'imiz bize yakın mıdır ki O'na münacaatta bulunalım, yoksa uzak mıdır ki O'nu çağıralım?" sorusu üzerine
" Kullarım (Habibim) Sana Ben'i sorunca (haber ver ki) işte Ben muhakkak yakınımdır. Bana dua edince Ben o dua edenin davetine icabet ederim. O halde onlar da Benim davetime (itaatle) icabet ve Bana iman (da devam) etsinler. Ta ki (o sayede) doğru yolu bulup ulaşmış olurlar." (El-Bakara 186) mealindeki ayet-i kerime inmiştir.
Yani Allah Azze ve Celle her halukarda mutlak, kuluna yakındır; İlmi ve Kudreti'yle onunla beraberdir. Fakat kulun imanı, itaati = şer-i şerife boyun eğmesi ve yalvarışı nisbetinde Allah Teala'ya yakın, aksi halinde uzaktır.
Gavs-ı Geylani, rahmetullahi aleyh, Futuh-ul Ğayb adlı eserinde buyurur ki:
"Her nasıl ise maddi ve manevi rızıklar taksim edilmiştir, kaderler yazılmıştır. Binaenaleyh, aleyhimde olan, lehimde olan nasıl olsa gelip beni bulur. O'na yalvarıp istesem istemesem, Kendisi'nin taksiminden, nasib etmesinden başkasını bulamam. Binaenaleyh dileğimi bana vermez, o halde neden yalvarayım, deme. Bilakis Aziz ve Celil olan Allah'tan herşeyini iste. İstediğinde bir mefsedet, haram bir iş olmadığı müddetçe, dünya ve ahiretin en hayırlı nimetlerinden ve kendisine muhtac olduğun herşeyi Allah Azze ve Celle'den iste, O, Kendisi'nden istemeyi emretmiştir, duaya teşvik etmiştir."
Dua ve yalvarışın çok tesiri vardır. Ümmetin ittifakıyla mü'minin duası makbuldür. Madde aleminde kimyevi ilaçlar birçok muzır mikropları öldürdüğü, birçok faydalı mikroplar da hayata vesile olduğu gibi, duaların da birçokları zararlı mikropları öldürür, faydalı mikropları diriltir, azabı kaldırır, mükafatı tahsil eder. Onun için Allah'ın Rasulü Sallallahu aleyhi ve sellem dua ve yalvarışa büyük önem vermiştir, ve:
Ekabir, duanın keyfiyeti için birçok edeb ve usuller tayin etmişlerdir, bunlardan en mühimleri şöyledir:
1. Dua etmek isteyen kimsenin vakitleri araştırması ve o vakti duayla ihya etmesidir. Mesela seher vakti Ramazan ayı, Berat gecesi gibi...
2. Şerefli ve mukaddes yer ve mevsimlerde şerefli hallerin araştırılmasıdır. Mesela beş vakit namazdan sonra, kalbin masivadan ayrılışı zamanlarında...
4. İstekleri telaffuz ederek, ne çok gizli, ne de çok aşikar, sesini işitebilecek derecede duanın yapılmasıdır.
5. Duaların şiir şeklinde seci'li kafiyeli olarak yapılmamasıdır.
6. Bir çocuğun anasına yalvarıp ekmek istemesi gibi ilhah ve ısrarla duanın yapılmasıdır. Ve dua etmek esnasında mutlaka Allah Azze ve Celle'nin duaya icabet edeceğine inanılmasıdır.
7. Duayı hamd u salat'la açmak ve salavatla bitirmektir.
Duaya icabetin şartı;
Helal lokma,
Doğru dil,
İcabetine inanılması,
Duanın kabulüne salavatın vesile edilmesi,
hatta icab ederse iki rekat namazın kılınması,
Sadakanın verilmesi, olmak üzere beştir.
Ayrıca, kardeşlik hukukuna riayet etmemenin de duanın icabetine engel olduğu tasrih edilmiştir.